Baraj sistemi kaldırıldı: “Bir taşla kuş katliamı!”

TYT ve AYT sınavlarında baraj sisteminin kaldırılması bazı kesimlerin tepkisine neden oldu. Eğitimciler, ‘bir taşla kuş katliamı’ yapıldığını söyleyerek, üniversiteleri liseleştirmenin ’hayali ihracat’ olduğunu belirtti


  • Oluşturulma Tarihi : 19.02.2022 14:09
  • Güncelleme Tarihi : 19.02.2022 14:09
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Baraj sistemi kaldırıldı:  “Bir taşla kuş katliamı!”

SULTAN GÜMÜŞ KAYA - ÖZEL HABER

Temel Yeterlilik Testi (TYT) ve Alan Yeterlilik Testi (AYT) sınavlarında baraj sistemi kaldırıldı, yerleştirmede ortaöğretim başarı puanının esas alınacağı belirtildi. 135 dakika olan TYT’nin süresi ise 165 dakikaya uzatıldı… Eğitim sisteminde yaşanan bu gelişme birçok farklı sesin ortaya çıkmasına neden olurken, bir tepki de eğitimcilerden geldi. Eğitim-iş İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Adem Yıldırım, “Bir taşla kuş katliamı” ifadelerini kullanarak, yapılan bu hamlenin ‘umut tacirliği’ olduğunu vurguladı. “Üniversiteleri liseleştirmenin adı hayali ihracattır” sözlerine dikkat çeken Yıldırım, genç neslin ‘seçim yatırımı’ olarak görüldüğünü aktardı. Eğitimci-Yazar Cumali Yıldız ise “Uygulamanın hayata geçmesi kısa vadede bahar havası, uzun vadede kış şartlarını doğurabilir” dedi.

20 YILDIR YAPBOZA ÇEVRİLEN EĞİTİM…

“20 yıldır yapboza çevrilen eğitim sisteminin en önemli kilometre taşlarından olan üniversiteye giriş sınavında yine hayati değişiklikler yapılmıştır” diyerek sözlerine başlayan Eğitim-iş İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Adem Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti: “Eğitimin hiçbir paydaşına sormadan, bilime ve akla kulak vermeden, hangi ihtiyaca cevap olduğu bilinmeyen bu değişikliklere göre üniversiteye girişte TYT ve AYT sınavlarında baraj sistemi kaldırılmış, yerleştirmede ortaöğretim başarı puanının esas alınacağı belirtilmiş ve 135 dakika olan TYT’nin süresi 165 dakikaya uzatılmıştır. Elbette burada bir taşla kuş katliamı yapılması planladığı açıktır.”

MANTAR GİBİ TÜREYEN APARTMAN ÜNİVERSİTELER!

Alınan bu karar ile amaçlanan eylemin ‘ne olduğunu’ aktarmaya çalışan Yıldırım, “Sorgulayan bir nesil olduğu için gerici politikalarla tatmin edilemeyen Z kuşağına umut satılarak bir seçim yatırımı yapılmaktadır. Mantar gibi türeyen apartman üniversitelerinin boş kalan kontenjanları ve öğrencilerin dolaylı olarak yönlendirdiği tarikat yurtları doldurulmak istenmektedir. Gençlerin neredeyse hepsi üniversite okuyor olacağı için şu anda neredeyse 4 gençten birinin işsiz olduğunu ortaya koyan genç işsizlik istatistikleri düşürülmek istenmektedir. Verilen eğitimin sınavla uyumsuzluğunu ortaya koyan ‘şu kadar genç barajı geçemedi’ haberlerinin önüne geçilmek istenmektedir. ÖSYM eliyle yapılan bu hamlenin adı umut tacirliğidir, üniversite kavramını liseleştirmektir, gençlerin ve dolayısıyla ülkenin geleceğini seçim yatırımı yapmaktır” eleştirisinde bulundu.

SORUN BARAJDA DEĞİL EĞİTİMİN KENDİSİNDE!

Eğitim-İş olarak altını çizdikleri önemli noktaları bizlerle paylaşan Başkan Yıldırım, “Sorun barajda değil eğitim ve sınav siteminin kendisindedir. Ambalajı ne kadar değiştirirseniz değiştirin, her yıl biraz daha katlanarak artan başarısızlığı kapatacak kadar sihirli bir makyaj yoktur. 2020 yılına göre 2021 yılında 160 bin daha fazla öğrenci ile gerçekleştirilen TYT oturumunda 1 milyona yakın öğrenci barajı geçememiştir. 2020 yılında TYT oturumu için sayıları 1 milyon 745 bin olan barajı geçen öğrenciler 2021’de 1 milyon 627 bin olarak kayıtlara geçmiştir. Son TYT’de 23 bin 695 öğrenci sıfır çekmiştir. 2021 TYT’de öğrencilerin kendi ana dilleri olan Türkçe’deki net ortalaması 40 soruda 18’de, tüm sayısal derslerin belkemiği olan matematikteki net ortalaması 40 soruda 5’de kalmıştır. Bu tabloya bakıp, öğrencilerin bu eğitim sisteminde kendi anadillerini bile doğru öğrenemediği, bu sistemde verilen eğitimle matematiksel yani mantıksal düşünmekten uzak olduğu sonucunu çıkarmak yerine barajı kaldırmak, motoru bozulan bir aracın içine binip gidiyor gibi yapmaktan farksızdır” dedi.

ZAMAN ARTTIKÇA STRESTE ARTACAK

Yerleştirmede neredeyse tek başına rol oynayacağı belirtilen ortaöğretim başarı puanının adil ve şeffaf dağıtılmıyor olmasının da ayrı bir çıkmaz yarattığını kaydeden Yıldırım, son olarak, “Bu nedenle yerleştirmede adaletsizliğin artacağı, her türlü desteğin verildiği imam hatiplerle, velileri memnun etmek için notların bol keseden dağıtıldığı özel okulların öğrencilerinin haksız bir avantaj elde edeceği açıktır. Bizlerin uyarılarına rağmen sınav stresi faktörü de güçlendirilmiştir. ‘Gençlerin sınav stresini nasıl azaltırız’ diye düşünmesi gereken bir kurumun, zaten uzun olan sınav süresini bilime ve değerlendirme ilkelerine aykırı olarak yarım saat daha uzatması stres faktörünü pekiştirecektir. Yoğun stresin etken olduğu bir yerde, değerlendirmenin sağlıklı olamayacağı çünkü bazı gençlerin bilgiye sahip oldukları halde stres nedeniyle sınavda başarısız olacağı açıktır. Nasıl ülkenin tamamı asgari ücretliye dönüştüyse, şimdi her genci üniversiteli yaparak hem üniversitelilik hem de akademi sıradanlaştırılmak istenmektedir. Oysa mesele, üniversitenin gençlere ne vadedeceğidir. Genç işsizlikteki diplomalı işsizlik had safhadayken, gençler artık bu ülkede gelecek düşleyemez hale gelmişken, buna çözüm bulmak yerine üniversiteleri liseleştirmenin adı hayali ihracattır” cümlelerini kullandı.

SİNYALLERİNİ GEÇEN YIL VERMİŞTİ!

Tarih öğretmeni ve yazar Cumali Yıldız ise “Baraj kriterinin kaldırılması sinyallerini geçen yıl vermişti” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hatırlarsanız geçen yıl baraj puanları düşürülmüş ve ikinci ek yerleştirme fırsatı verilmişti. Bunun nedeni üniversitelerde boş kalan kontenjanları doldurma çabası veya akademik başarısı düşük öğrenciler için fırsat eşitliği yaratma çabası olabilir. Bu kararı öğrenci gözünden değerlendirmek gerekirse akademik başarısı düşük öğrenciler için bir fırsat; yüksek öğrenciler için bir kayıpları görünmüyor. Çünkü önemli bazı bölümlerde sıralama şartı devam ediyor. Toplum açısından bakacak olursak, nicelik nitelik dengesinde, nicelik önem kazandı. Bunun olumsuz yansımaları zamanla gözlemlenecektir. Cevabı tarihe veya zamana bırakıyorum.”

KISA VADEDE BAHAR HAVASI…

Yıldız, son olarak, “Uygulamanın hayata geçmesi kısa vadede bahar havası, uzun vadede kış şartlarını doğurabilir. Teşbihini istihdam anlamında yapabiliriz. Üniversiteli olmak ise gençlere bir bakış açısı kazandıracaktır. Hayata farklı bakabilmek önemli. Eğitimde en büyük sorun sistemsizlik. Girdi ve çıktılar arasındaki uyumsuzluk. İktisat okuyup polis olmak, fen edebiyat okuyup asker olmak, öğretmenlik okuyup katip olmak... Bu durum maalesef devam edecek gibi duruyor. Yeni sistemle, okuduğu bölümle, istihdam edildiği alan arasındaki uyumsuzluk derinleşecek. Tabi istihdam artarsa… Gözlemlediğim kadarı ile özel üniversite düşünen veya yüksek bölüm hedefi olamayan öğrenciler havlu attılar. Yarım net onları hedefine götürecektir. Ancak yarım netlik kapasite akademi eğitimini nasıl tamamlar? Bunu hep birlikte göreceğiz” bilgisini paylaştı.

Haber Merkezi