Maaşlarını aylardır alamadıkları gerekçesiyle eylemlerini sürdüren Doruk Madeni işçilerinin hak arayışı kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. İşçilerin başlattığı protesto ve açlık grevi sürecine ilişkin farklı kesimlerden destek açıklamaları gelirken, İzmir Barosu da konuya ilişkin yazılı bir değerlendirme yaptı. Yapılan açıklamada, maden işçilerinin yürüttüğü mücadelenin yalnızca ücret talebinden ibaret olmadığına dikkat çekilerek, bunun aynı zamanda insan onuru, adalet ve emek hakkı mücadelesi olduğu vurgulandı.
TÜM ÜLKEYE UMUT IŞIĞI OLDU
Maden işçilerinin aylardır maaş alamadıkları gerekçesi ile yaptığı etkili eylemlerin ülkeye bir ışık olduğunu aktaran Baro, “Aylardır maaş alamadıkları için eylemde ve açlık grevinde olan Doruk Maden çalışanı işçiler, yalnızca ekonomik bir talebin değil; insan onurunun, artık unutturulmaya çalışılan adalet duygusunun, anne-baba olarak çocuklarını doyurabilmenin, evini ve aslında ülkesini, emeğini savunmanın en aydınlık yüzünü temsil etmektedir. Ankara sokakları, işçilerin, emekçilerin, devrimcilerin yürüyüşlerine aşina olsa da işçilerin bu denli etkili bir eylemi tüm ülkeye umut ışığı olmuştur. Emekçinin alın terinin karşılığını alamadığı, hak arayışının engellendiği bir yerde hukuk devleti iddiası da zedelenir. Evine ekmek götürmek, maaşını almak isteyen açlık grevindeki işçinin yoluna polis ve panzer dikmek de, herhangi bir müdahale ve gözaltı işlemi yapılma ihtimali de devlet kurumlarının hangi sınıfın yanında olduğunu göstermektedir/gösterecektir. Maden işçileri yalnızca ücretlerini değil; gasp edilen haklarını, yok sayılan emeklerini ve insanlık onurlarını talep etmektedir” dedi.
SERMAYE SINIFI İZAH EDEMEZ
23 Nisan nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk ve çocuk temalı reklam filmi yayınlayan sermaye sınıfının açlık grevindeki babasına sarılan çocuğu izah edemeyeceğini belirten Baro, açıklamasını şu şekilde bitirdi: “Hak mücadelelerinin tarihi, yürüyerek, direnerek ve dayanışmayla yazılmıştır. Dünyadaki büyük işçi direnişlerinden, Büyük Haziran İşçi Direnişine, 1991 Büyük Madenci Yürüyüşü’nden Tariş’e, Tekel’e ve daha nicelerine uzanan bu birikim, hakların yalnızca mahkeme salonlarında değil; meydanlarda, sokaklarda ve toplumsal vicdanda da kazanıldığını göstermektedir. Sermayenin demokrasisi sınırsız sömürü özgürlüğü ise işçi de sınırsız şekilde hak arama mücadelesini yürütebilmeli ve bu hiçbir şekilde engellenmemelidir. Daha dün 23 Nisan’da çocuk ve Atatürk temalı reklam filmleri yayınlayan sermaye sınıfı, bugün açlık grevindeki babasına sarılan çocuğu kesinlikle izah edemez. O çocuğu, babasını ve sınıf kardeşlerini anlayan, kalbi sizinle atan milyonlarca insanın varlığı sizlere güç olsun. İzmir Barosu bu onur ve hak mücadelesinde işçi sınıfının yanındadır. Kazanacaksınız.”
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın