Başarının yaşı engeli yok

İzmir’de yaşayan 66 yaşındaki Gazel Demiray, ayak parmakları olmamasına rağmen atletizmde sayısız başarıya imza attı. Evi çok sayıda madalya ve katılım belgesiyle süslü olan Demiray’ın azmi görenlere parmak ısırtıyor


  • Oluşturulma Tarihi : 19.11.2016 10:19
  • Güncelleme Tarihi : 19.11.2016 10:19
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Başarının yaşı engeli yok

E. ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER

Aslen Gaziantepli olan 66 yaşındaki ev hanımı Gazel Demiray,  bir gün sahilde yürüyüş yaparken İzmir Masterlar Atletizm Kulübü Derneği’nin düzenlediği “Mavi Körfez, Yeşil İzmir” adlı yarışmanın ilanını gördü.

Eşinin de desteğiyle yarışmaya katılmaya karar veren Demiray, hemen kulübe kaydını yaptırdı. Katıldığı ilk yarışta 6 kilometrelik yürüyüşü başarıyla tamamladı ve kendi yaş grubunda birinci oldu. Ayak parmakları olmamasına rağmen gösterdiği başarı ve azim kulübün saymanı ve Sosyal Komite Başkanı emekli asker Birsen İnan’ın dikkatini çekti. İnan’ın destek olduğu Demiray, kısa sürede kendini hızla geliştirdi ve atletizm pistlerinde pek çok başarıya imza attı.

60-100-200 metre koşu ve 5 bin metre yürüyüş dallarında uluslararası müsabakalar da dahil olmak üzere sayısız madalya kazandı. Aldığı ödüller evinin dört bir yanını süsleyen Demiray, “Yüze yakın madalyam var. Tek tek saymaya kalksam çok zor. Şu an dünyanın en mutlu insanı benim. Sonuna kadar devam edeceğim. Evde, yolda, yatakta değil, yarışlarda ölmek istiyorum” diyor.

KATILDIĞI İLK YARIŞTA BİRİNCİ OLDU

Demiray, kısa zamanda Masterlar yarışmalarında dört Türkiye Şampiyonluğu, 19’uncu Balkan Veteranlar Atletizm Şampiyonası’nda birinciliği elde etti. 2014 yılında düzenlenen Balkan Veteranlar Atletizm Şampiyonası'nda ise 5 bin metre yürüyüşte 3'üncü oldu. Demiray, atletizm serüvenini şöyle anlatıyor: “Yeşil İzmir Mavi Körfez yarışında yanıma bir hanım geldi. ‘Çok güzel yürüdünüz sizi kulübe alalım’ dedi. ‘Beyime sorayım’ dedim. Beyimden habersiz hiçbir şey yapmazdım. O da destek verdi, zaten onu desteği olmasa asla yapamazdım. ‘Olur’ dedi. Kulüple birlikte hazırlanarak müsabakalara yavaş yavaş katılmaya başladım. İlk önce stilli olarak yürütmeye başladılar. 2006 yılında kayıt oldum. 2009 yılında Balkan Şampiyonası düzenlendi İzmir’de. Gözümü yumdum ve yarışa girdim. Birinci olunca kürsüde sevinçten ağladım.”

6 AYLIK BEBEKKEN TANDIRA DÜŞTÜ

Henüz 6 aylık bebekken tandıra düştüğü için ayak parmakları yanan Demiray, uzun bir tedavi süreci ve çok sayıda ameliyat geçirse de bir daha eski sağlığına kavuşamadı. Buna rağmen asla pes etmedi ve daha da güçlenerek hayatına devam etti. Demiray, küçük yaşta yaşadığı engelin kendisini daha da hırslandırdığına yönelik şunları söylüyor: “Annem babama bir kış gününde atkısını götürmek için beni ateşin yakınına bırakmış. Ben de emekleyerek tandıra doğru gitmişim.  Ayaklarım tandırın içine gömülmüş. Acıdan bağıra bağıra sesim kısılmış. Ayaklarım kömür gibi olmuş. 1 yıl kadar tedavi görmüşüm. 6 yaşında Ankara’da iki kere ameliyat oldum. Çok acılar çektim. Hele genç kızlık dönemimde… Ama yaşadığım o acılara rağmen pes etmedim. Buna rağmen sağlam adımlarla ilerledim ve yarıştım. Kendime güveniyorum. Tuttuğum her dalı koparıyorum. Nakış, dikiş, çiçek, el sanatları… Aklına ne gelirse. Hepsinin üstesinden geldim. Çocuklarım liseye gidene kadar paltolarını hep ben diktim. Ev hanımıydım ama çalışan kadından daha çok çalıştım. Şu an dünyanın en mutlu insanı benim. 20 yaşında geldim İzmir’e. Hiç kimseye kendimi harcatmadım. Ayaklarımın üstünde dimdik durdum. Biz İzmir’e gelirken kaynım beyime, ‘Abi gitme İzmir sizi yutar dedi. ‘Hayır ben İzmir’i yutarım’ dedim. O kadar güvendim kendime ve ben İzmir’i yuttum.”  

“YARIŞLARDA ÖLMEK İSTİYORUM”

Sporun kendisini hayata bağlayan en önemli şey olduğunu dile getiren Demiray, hislerini şöyle belirtiyor: “Şimdi dışarıya çıktığımda İzmir benim zannediyorum. 3 evlat yetiştirdim. Namuslu, dürüst, terbiyeli ve çalışkan... Daha ne isterim… 49 yıl evli kaldım çok mutlu bir evliliğim dolu. Çocuklarım başarılarımdan ötürü çok mutlular. Eşim 2 Şubat 2015’te vefat etti. Bana destek oldu köstek olmadı. Ben de hep onun fikrini aldım, habersiz hiçbir şey yapmadım. Spor bana ilaç gibi geliyor. Hayata bağlıyor. Benim için spor, mutluluk. Sahaya gidince gençlerin cıvıl cıvıl hallerini görünce çok mutlu oluyorum. Bana karşı da çok ilgililer. Hoş geldin Gazel teyze diye boynuma atlıyorlar. Çok seviyorlar beni, ben de onları çok seviyorum. Sonuna kadar devam edeceğim. Statta ölmek istiyorum ben. Evimde, yolda, yatakta uyurken değil, yarışlarda ölmek istiyorum.”

EVİNDE MADALYA AĞACI VAR

Demiray’ın hayatta tek arzusu 21 kilometre mesafe koşmak. Fakat engelinden dolayı yarışlara katılamıyor. Demiray, “Yürü deseler yürürüm, hatta 30-40 kilometre de yürürüm. Buradan Manisa’ya yürürüm ama koşamıyorum. Kısa mesafe koşabiliyorum. 60, 100, 200, 400 metre... Geçenlerde 1,5 km kadar koştum sahilde. Sevincimden ağladım. Uzun mesafe koşabilmek için ayak uçlarından destek almak gerekiyor. Olsun buna da şükür. Atletizme keşke daha önce başlasaydım diyorum. Ama çocuklarım küçüktü. İmkanım ve vaktim olmadı. Torunlarımın dördünü ben büyüttüm. 15 yaşındaki torunum Yiğit, yüzme branşında İzmir birincisi oldu. Ben de onu bu yolda yüreklendiriyorum. Sporla iç içe olduğu için çok mutluyum. Yurtiçinde müsabakalara katılıyor. ‘Babaanne bak madalya aldım ben’ diyerek mutluluğunu benimle paylaşıyor. Onların evinde de böyle bir madalya ağacı var. Aynısını onlara da yaptım. Müsabakalara katılıp madalyalar almaya başladığımda getirip bu ağaca astım. Gittikçe çoğaldı böyle. Şu an 100’e yakın madalyam var. Tek tek saysam çok zor olur. Dizlerim çok ağrıyordu. Doktorlarımın verdiği ilaçlar iyi geldi ve yeniden şampiyonalara katıldım. Aldığım üç madalyayı beni iyileştiren doktorlara götürdüm; ‘Sayenizde aldım bunu’ dedim” diyor.

ELİNDE BİBER GAZIYLA YÜRÜYÜŞE ÇIKIYOR

Spora başladıktan sonra kendini daha mutlu ve sağlıklı hissettiğini söyleyen Demiray, kendindeki değişimi şöyle anlatıyor: “Bir şeylerle uğraşmak insanı mutlu ediyor. Günlere gitmektense stada gidip yürüyorum. Ye, iç, otur olmaz. Tüketici olmak doğru değil. Kendimi çok daha mutlu ve sağlıklı hissediyorum. Dizi, filmlerle alakam yok. Yalnızca haberleri ve belgeselleri izliyorum. Saat 10 olunca yatıyorum. Sabah 5 gibi antrenman için sahile çıkıp yürüyüş yapıyorum. Önceden her gün antrenman yapardım ama artık haftada 2-3 gün yapıyorum. Sabahları sahile gidiyorum sahile gidemediğim zaman stada gidiyorum. Ben de korku diye bir şey yok. Karşıma tinerci mi çıkar sarhoş mu çıkar diye hiç korkmuyorum. Her ihtimale karşı elimde biber gazımla yürüyüşe çıkıyorum. Diğer yürüyüş yapan arkadaşlarla karşılaşıyoruz. Gündüz yüz yüze gelsek tanıyamam, ama ayak sesinden tanıyorum.”

İZMİR YERİNE ANTEP SAHİP ÇIKTI

Demiray, 2014 yılında düzenlenen Balkan Veteranlar Atletizm Şampiyonası'nda 5 bin metre yürüyüşte 3'üncü oldu. Bu yarışa katılmak için defalarca Karşıyaka Belediyesinden destek istedi fakat yanıt alamadı. Gaziantep'te öğretmenlik yapan kızıyla konuşurken, yardım göremediği için yurtdışındaki müsabakalara katılamayacağını anlattı. Kızı, annesinin durumunu Gaziantep Büyükşehir Belediyesindeki bir tanıdığına söyledi. Konu dönemin Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'e aktarıldı. Başkan Şahin, sadece 3 bin 500 lira tutan destek için gerekenin yapılması talimatını verdi. Ödeneklerin çıkarılmasının ardından mutluluktan havaya uçan Gazel Demiray Romanya'ya gitti. Bükreş'te 1 hafta süren turnuvada Gaziantep Büyükşehir Belediyesi adına yarışan Gazel Hanım, Balkan üçüncüsü olarak Türkiye'ye döndü. Yaşadığı şehir olan İzmir’den destek göremediği için üzgün olan Demiray, duygularını şöyle getirdi: “70 yılından bu yana İzmir’in ekmeğini yiyor, suyunu içiyorum. Aynı desteği burada da görmek isterdim. Gaziantep memleketim, onure ettiler beni. Gurur duydum, mutlu oldum. Ama aynı desteği keşke İzmir de verseydi.”

 

Haber Merkezi