- Gündem
- 09.01.2026 00:49
Binlerce hayvanın geleceği ahirete kaldı
Bağışlanacağı sözü ile kendilerine tahsis edilen arazi üzerinde aralarında Ferdinand’ın da bulunduğu 6 bin hayvana sahip çıktıklarını belirten Sibel Çakır, arazinin satışa çıkarılmasıyla şiddet mağduru, engelli ve yaşlı hayvanların hayatının risk altına girdiğini söyledi
- Oluşturulma Tarihi :
- Güncelleme Tarihi :
- Kaynak : HABER MERKEZİ
BERKAY ERDEN / ÖZEL HABER - Türkiye’nin ilk ve en büyük çiftlik hayvanlarını koruma, barındırma ve rehabilitasyon çiftliği olan Angels Farm Sanctuary Turkey kapanma riski ile karşı karşıya. Aralarında Rize’deki kurban pazarından kaçarak Trabzon’a kadar yüzen ve Haluk Levent’in sahip çıktığı “Ferdinand” isimli boğanın da olduğu şiddet mağduru, engelli ve yaşlı hayvanların sığınağı durumunda olan çiftlikte, arazi sahibinin bağış kararından vazgeçip araziyi satışa çıkarması nedeniyle stresli günler yaşanıyor. Kemalpaşa’nın Vişneli Köyü’nde bir hayvanseverin sahibi olduğu arazi üzerinde faaliyetlerini sürdüren çiftliğin Kurucu Başkanı Sibel Çakır, kendilerine “ahiretliğim” denilerek bağışlanma sözü verilen arazinin satışının binlerce hayvanın hayatını riske attığını söyledi. Arazi sahibinin sözüne güvenerek milyonlarca liralık yatırım yaptıklarını ve 6 bin hayvanı barındırdıklarını söyleyen Çakır, toplanan bağışların ise araziyi satın almaya yetmediğini belirtti. Bağış sözü veren birçok ünlünün de valilikten bağış izni alındıktan sonra ortadan kaybolduğunu iddia eden Çakır, tek mücadelelerinin çiftlikte hayvanlarının hayatlarını güvenle sürdürebilmesi olduğunu belirtti.

BAĞIŞ KARARINDAN VAZGEÇTİ
Kullandıkları arazinin bir hayvansever tarafından kendilerine bağışlanacağı sözü verilerek kullanmaya başladıklarını söyleyen Çakır, yakın zamanda bu kişinin kararından vazgeçtiğini belirtti. Mevcut alanda kalıcı olduklarını düşünerek tesis için milyonlarca liralık yatırım yaptıklarını söyleyen Çakır, “Daha önce Ankara’daydık orada bulunduğumuz yer istimlak kapsamındaydı ve heyelan bölgesi ilan edildiği için İzmir’e taşınma kararı aldık. Bu süreçte hayvansever bir hanımefendi, Kemalpaşa Vişneli Köyü’nde bulunan arazisini bize tahsis etti. Araziyi ilerleyen dönemde bağışlayacağını, buranın ‘ahiretliği’ olacağını söyledi. Buna güvenerek İzmir’e geldik ve tamamen boş olan bu arazide kurulum yaptık. Bağışlarla ve büyük emeklerle çok ciddi yatırımlar gerçekleştirdik. Hayvanlar için rehabilitasyon alanları oluşturduk, ameliyathaneler, depolar, kanalizasyon altyapısı, GES projesi gibi pek çok tesis kurduk. Bugün bu alanda yaklaşık 70–80 milyon liralık bir yatırım bulunuyor. Yaklaşık 8 ay önce söz konusu hanımefendi bizi arayarak fikrinden vazgeçtiğini, araziyi 12 milyon liraya satacağını söyledi. Yapılan görüşmeler sonucunda rakam 7 milyon liraya indirildi ancak artık süremizin dolduğu, bu bedelin ödenmemesi halinde arazinin satılacağı ifade edildi. Bu durum, doğrudan binlerce hayvanın geleceğini tehdit ediyor. Eğer en başta bu arazinin bir gün satılacağı ya da bedelinin isteneceği söylenmiş olsaydı, ya bu parayı yıllar içinde toplar ve araziyi satın alırdık ya da hiç bu kadar büyük bir yatırım yapmazdık” ifadelerini aktardı.

6 BİN HAYVANIN HAYATI RİSK ALTINDA
Türkiye’de hayvan denilince akla sadece köpek geldiğini ve bu algının işlerini zorlaştırdığını belirten Çakır, tesiste birçok türden 6 bin hayvan olduğuna dikkat çekti. Bu kadar hayvanın taşınmasının imkansıza yakın olduğunu vurgulayan Çakır, “Şu anda çiftlikte yaklaşık 6 bin hayvan bulunuyor. Çok sayıda hayvana baktığımız için bütçe oluşturma şansımız yok; tamamen bağışlarla ayakta duruyoruz. Hayvanların taşınması ise milyonlarca liralık bir maliyet demek. Yeniden bir alan kurmak, altyapı oluşturmak ve bu kadar hayvanı güvenli şekilde taşımak bizim için mümkün değil. Böyle bir durumda hayvanlar dağılacak; kediler ve köpekler barınaklara gönderilecek, bir kısmı yaşamını yitirecek, diğer hayvanlar doğaya salınacak. Bu da fiilen büyük bir hayvan katliamı anlamına geliyor. Amacımız hayvanları kurtarmakken, onları ölüme sürüklemiş olacağız. Valilikten yasal para toplama izni aldık. 6 ay boyunca valilik tarafından, 2 ay boyunca da İçişleri Bakanlığı müfettişleri tarafından denetlendik ve herhangi bir usulsüzlük tespit edilmedi. Bu izinleri almak özellikle hayvanlarla ilgili çalışmalar yapan dernekler için son derece zor. Buna rağmen tüm süreçleri şeffaf ve mevzuata uygun şekilde yürütüyoruz. Ancak sesimizi duyurmakta çok zorlanıyoruz. Ülkede ne yazık ki hayvan denildiğinde çoğu zaman sadece köpekler akla geliyor. Oysa bizim için köpek, kedi, at, eşek, domuz, tilki ve diğer tüm canlılar eşit. Biz bütün hayvanları kurtarmaya ve yaşatmaya çalışıyoruz. Bu nedenle görmezden gelindiğimizi hissediyoruz” dedi.

DESTEK KIYMETLİ AMA YETERSİZ
Kendilerine sunulan desteğin çok kısıtlı kaldığını dile getiren Çakır, istenilen paranın çok küçük bir kısmını toplayabildiklerini söyledi. Böyle devam ederse 36 yıldır hayvanların güvende olabilmesi için verdikleri mücadelenin boşa gideceğini ifade eden Çakır, sözlerini şu şekilde noktaladı: “Bize bağış izni alın destek olacağız diyen ünlüler oldu ama ne yazık ki hiçbiri ortada yok. Bazı gönüllü destekler oldu. Yoga eğitmeni Çetin Çetintaş hocamız bir kampanya başlattı ve bu sayede yaklaşık 1,5 milyon lira toplanabildi. Çağla Şikel paylaştı bizim için bir yoga dersi planladı. Bu destekler bizim için çok kıymetli ama hedeflenen miktar için yeterli değil. Bağışlar son dönemde ciddi şekilde düştü. Hayvanlar üzerinden yürütülen politikalar ve toplumsal algı da bunu olumsuz etkiliyor. Bugün geldiğimiz noktada süremiz giderek daralıyor. Bu şekilde devam ederse, 36 yıllık geçmişi olan bu kuruluş, sadece maddi imkânsızlıklar nedeniyle kapılarını kapatmak zorunda kalacak. Bizim tek amacımız, bu hayvanların güvenli şekilde yaşamlarını sürdürebilmesi ve yıllardır verdiğimiz mücadelenin boşa gitmemesi.”
Kaynak : HABER MERKEZİ