2 Mart 2026, Pazartesi 01:25
10°C İzmir

Bir ‘Dilek’ tuttum

20 yaşındaki Dilek Gençyılmaz’ın doğuştan iki böbreği de küçük. 4 yıldır diyalize giren Gençyılmaz’ın daha iyi koşullarda yaşaması için organ nakline ihtiyacı var

Bir ‘Dilek’ tuttum haberinin görseli
SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL HABER
Aralık 2015’te karın ağrısı şikayeti üzerine başvurduğu sağlık kurumunda böbrek yetmezliği hastası olduğunu öğrenen Dilek Gençyılmaz, 4 yıldır haftanın 3 günü toplam 12 saat diyalize giriyor. Göztepe Kız Teknik Meslek Lisesi mezunu olan ve bir ağabeyi bulunan Gençyılmaz, doğuştan iki böbreğinin de küçük olduğunu söyledi. Amcasının da böbrek hastası olduğunu anlatan Gençyılmaz, “İlk 6 ay takip ettiler. Değerlerim kötü olduğu için diyalize alınmamı söylediler. 4 yıldır diyalize giriyorum. Haftanın 3 günü 4’er saat diyalizde kalıyorum. Günlük hayatımda yorulmamam ve yediklerime dikkat etmem gerekiyor. Beni bazen zorluyor. Konuşurken bile yorulduğumu hissediyorum. Merdivenden çıkarken yoruluyorum. Koşunca tıkanıyorum” dedi. Görme engelli ve müzik öğretmeni babası ile annesinin şeker hastası oldukları için bağış yapamadıklarını aktaran genç kız, vücudunun zamanla hastalığa yenik düştüğünü ve böbrek nakline ihtiyacı olduğunu belirtti. Artık bir adım atması gereken Gençyılmaz, tüm organ bağışı bekleyen hastalara umut olan o adımı attı ve ‘Otomatik Organ Bağışı Kampanyası’nı başlattı. Kampanya hedeflenen imzaya ulaşırsa ve yürürlüğe girerse, beyin ölümü gerçekleşen kişinin, aksini beyan etmediği sürece organları otomatik olarak alınabilecek, birçok hastanın ümidini kıran ‘aile onayı’ ortadan kalkacak. 



HEDEF 150 BİN
Eylül ayında Change.org üzerinden ‘Otomatik Organ Bağışı Kampanyası’nı başlatan Gençyılmaz, “Böbrek bağışı ilik bağışından farklı. Bize herkesin böbreği uymuyor. Birinci derece yakın olması lazım. Amacım da bu zaten. ‘Bana bağış yapın’ diye seslenmiyorum. Sadece aile onayının kaldırılması için çabalıyorum. Şu an 130 bin imza topladım. Hedefim ise 150 bin. Ama hedefe her ulaşıldığında daha da artıyor hedef” diye konuştu. Böbreğini vereceğini söyleyip sonradan vazgeçen insanlarla çok sık karşılaştığını kaydeden Gençyılmaz, “Uçak biletlerimize kadar her şey hazırken kimi sonrasında kendi korkup bağış yapmadı, kiminin de ailesi izin vermedi. Bu durumlarla karşılaşınca yıkılıyor insan. Elim kolum bağlanıyor” dedi. “Naklin otomatikman alınması bana daha mantıklı geliyor” diyen Gençyılmaz, şunları ekledi: “Nakil sırasında bekleyen ve zamanla yaşamını kaybeden binlerce insan var. Aile onayı da yasalaşmış durumda. Ben buradan aile yakınlarına seslenmek istiyorum. Nakil bekleyen insanlar zaman içerisinde bünyeleri zayıf düştüğünden yaşama veda ediyor. Buna göz göre göre müsaade etmek çok acımasızca. Göz yummayalım. ‘Otomatik Organ Bağışı’ yürürlüğe girerse binlerce kişinin hayatı kurtulacak.”



ARTIK HASTALIĞINDAN UTANMIYOR
Hastalığını ilk öğrendiği zamanlar psikolojisinin ciddi manada bozulduğunu, rahatsızlığını söylemeye utandığını aktaran Gençyılmaz, “Ama insanın doktoru kendisi. Kendime en büyük ilaç olarak ‘mutluluğu’ verdim. İlk zamanlar hastalığımı kimseye söyleyemiyordum. Kolumu görenlere düştüğümü ya da yandığını söyleyip, rahatsızlığımı saklıyordum. Ancak daha sonra ‘ben sahiden mutluyum’ dedim ve kimseden hiçbir şeyi saklamamaya başladım. Tüm negatiflikleri attım hayatımdan. Her şeye pozitif bakıyorum. Hatta benim gibi diyalize giren insanlara dahi umut oluyorum. Diyaliz doktorları dahi kampanyamdan ve umudumdan dolayı beni tebrik ediyor” dedi. Diyalize bağlandığı sol kolunda morluk ve şişlikler oluştuğunu anlatan Gençyılmaz, “Atar damar ile toplar damarı birleştiriyorlar. Delikten iki iğne giriyor. 4 saat kolumda kalıyor. Kolum iğne izi nedeniyle morardı ve damarın genişlemesinden dolayı şişlikler var. Bazen iğnenin girdiğini bile hissetmiyorum. Diyaliz çıkışları ise tansiyonum düşüyor ve yorgun oluyorum. Gündelik hayatımda çok fazla yorulmamam gerekiyor. Bazen konuşurken dahi yorulduğumu hissediyorum. Çok fazla yürümemem ve ağır kaldırmamam gerekiyor. Yediklerime, içtiklerime de dikkat etmem lazım. Diyalizden dolayı saçlarım çok fazla döküldü, azaldı. Uzamıyor da artık” cümlelerini kullandı. 
“SESİM DAHA GÜR ÇIKIYOR”
“Kişi kendi başına gelmeden anlayamıyor” diyen Gençyılmaz, bağış işleminden korkan kişilere şu şekilde seslendi: “Böbreği uyumlu olan kişi sürekli soru işaretleriyle karşımıza geliyor. ‘Ya ben de diyalize girersem, ya ben de kötü olursam, ölürsem?’ şeklinde. Hâlbuki tek böbrekle de yaşanılabilir. Ama bunun bilincinde değiller. Bağış yapınca hayata veda etme gibi bir durum yok. Sadece belli bir zaman tuzsuz yemek yemesi gerekiyor. Kişi böbreğini verdikten ertesi gün sonra taburcu oluyor. Bu kadar ki basit bir işlem. Böbreği alan hasta ise 1 hafta gözlem altında tutuluyor.” Başlattığı ‘Otomatik Organ Bağışı Kampanyası’nın yürürlüğe girerek nakil bekleyen insanlara bir umut olmasını isteyen Gençyılmaz, “Sadece kendi adıma değil binlerce böbrek yetmezliği yaşayan hasta adına başlattım. Bu kampanya yürürlüğe girerse dünyanın en mutlu insanı olabilirim. İnsanlar hasta olduğunu kimseden saklamasın, utanmasın. Hastalığımla barıştıktan sonra bakış açım değişti. Anı yaşamaya başladım. Önceden şarkılarımı gizli, saklı söylerken şimdi sesim daha bir gür çıkıyor. Bu hastalıkla birlikte özgüvenim arttı” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: HABER MERKEZİ

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.