18 Temmuz 2026, Cumartesi 03:28
31°C İzmir

“Bir yeri kırılır” diye kızına hiç sarılamadı

Üstünü değiştirdiğinde, hıçkırdığında kemikleri kırılan bir bebeği vardı onun. Dokunmaya korkuyordu. Doktorlar yaşamaz diyordu. Fakat ne olursa olsun yaşatacaktı kızını. Yıllarca kucağında götürüp getirdi okula. Elif Gamze’yi üniversite kapısında da gördü, iş hayatında da...

“Bir yeri kırılır” diye kızına hiç sarılamadı haberinin görseli
9 dk okuma süresi
ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER
Ankara’da yaşayan Zübeyde Bozo, 58 yaşında. İlk bebeği cam kemik hastası olarak dünyaya geldi. Yanlış tedavi yüzünden yalnızca iki ay yaşadı. İkinci çocuğu Pınar, sağlıklı bir şekilde doğdu. Bundan 34 yıl önce ise Elif Gamze açtı dünyaya gözlerini. O da cam kemik hastasıydı. Doktorlar yaşamaz gözüyle bakıyordu. Yaşamına son vermeyi teklif ettiler. Fakat Zübeyde Bozo ne olursa olsun yaşatacaktı kızını. Üstünü değiştirdiğinde, öksürdüğünde, hıçkırdığında kemikleri kırılan bir bebeği vardı onun. Dokunmaya korkuyordu. “Bir yeri kırılır” diye kızına hiç sarılamadı. “O minicik parmaklarını öpmek istesem öpemiyordum, kırılıveriyorlardı çünkü. Sarılmak, kucağıma almak ne mümkün! Ona her dokunduğumuzda canının acıdığını bilmek bizleri kahrediyordu” diyor Zübeyde Bozo. Hastanelerde geçen uzun yıllar sonunda minik kızı büyüdü ve okul çağına geldi. Artık eğitim alacaktı yaşıtları gibi. Ancak hiçbir okul istemiyordu onu. Çok mücadele verdiler. Büyük uğraşlar sonucunda nihayet bir okula kaydettirmeyi başardılar. Kızını yıllarca kucağında götürüp getirdi okula. Kızı okuyacak, eğitim alacak ve kendini geliştirecekti. Ve öyle de oldu. Elif Gamze’yi üniversite kapısında da gördü, iş hayatında da...

AYNI KADERİ İKİ KEZ YAŞADI
Zübeyde Bozo, 58 yaşında. Ankara’da yaşıyor. “İlkokul mezunu bile değilim; aritmetik, fen bilgisi bilmem ama evlatlarımın gülüşünden, gözyaşından kalplerinde ne var ne yok ezbere sayarım size” diyor. İlk bebeği cam kemik hastası olarak dünyaya geldi. Yanlış tedavi yüzünden yalnızca iki ay yaşadı. İkinci çocuğu Pınar, sağlıklı bir şekilde doğdu. 3 yıl sonra ise 1984 yılında Elif Gamze, dünyaya geldi. O da cam kemik hastasıydı. Bozo, o yıllarda yaşadıklarını şöyle anlattı: “Cam kemik hastalığı doktorlar tarafından da yeterince bilinmiyordu. Bu nedenle doktorlar doğduğu andan itibaren kızım üzerimde araştırma yapmak için beni ve eşimi ikna etmeye çalıştılar. Hepimiz için sıkıntılı bir süreçti. Ölmesi muhtemel gözü ile bakıyorlardı evladımıza. Ölüm kağıdını imzalayıp, hastalığın ne olduğunu anlamak ve araştırmak için bizden izin istediler. Bir anne babanın başına gelebilecek en zor sınavlardan biriydi bu. Biz, ‘hayır’ dedik, kabul etmedik. Ne eşim ne de ben kızımızı ölüme terk etmedik.”


EVE GÖTÜR NE KADAR YAŞARSA!
Elif Gamze, 1 ay boyunca hastanede kaldı.  Kendilerine ‘asırlar’ kadar uzun gelen bu süre sonunda Bozo ailesi, kızlarını almak için hastaneye gitti. Heyecan ve korku had safhadaydı. Doktora, “Yaşayacak mı?” diye sordular. Çünkü onlar için yaşaması yeterliydi, nasıl ve ne şekilde olduğunun önemi yoktu. Doktorun verdiği duygusuz yanıt içlerini acıttı: “Götür evine ne kadar yaşarsa!” Anne Bozo, o anki hislerini şöyle aktardı: “Bakımını yaptığınızda, üstünü değiştirdiğinizde, aksırdığında, hıçkırdığında kemikleri kırılan bir bebeğim vardı benim. Dokunmaya korkuyorduk. O mini minnacık parmaklarını öpmek istesem öpemiyorum, kırılıveriyorlar çünkü. Sarılmak ve kucağıma almak ne mümkün! Ona her dokunduğumuzda canının acıdığını bilmek bizleri kahrediyordu. Desteğe ve morale ihtiyacım olduğu bu dönemde akrabalarımın, komşularımın ve arkadaşlarımın, ‘Bu şekilde bir ömür geçmez anne sütü verme ölsün. Bu şekilde yaşarsa hem sana hem de bu yavruya yazık’ sözleri kimi zaman ayakta durma direncimi baltalasa da ben kararımı zaten vermiştim! Elif Gamze kızımı yaşatmak ve bu yolculukta ne olursa olsun mücadele vermek benim görevimdi. Onu asla ölüme terk etmeyecektim. Çünkü o ne şekilde olursa olsun Allah’ın bana gönderdiği muhteşem bir hediyeydi.”

YILLARCA KUCAĞINDA OKULA TAŞIDI
Elif Gamze için uzun ve zorlu bir tedavi süreci başlamıştı. İlk durak Ankara Tıp Fakültesi Hastanesi’ydi. Anne Bozo, sadece günde bir saat görebiliyordum kızını. Bu ziyaretlerinden birinde hastane kapısından içeri girer girmez Elif Gamze’nin çığlık seslerini duydu. Odaya girdiğinde hemşirenin ona dar bir tulum giydirirken bacağını kırdığını gördü. O günden sonra hastanede kızının yanında refakatçi olarak kalmaya başladı. Yaşanan olaydan sonra kızını bir daha asla bırakmadığını anlatan anne Bozo, “Eşim ve benden başka kimsenin kucağına veremiyordum. Her an bir şey olacak korkusu içindeydim. Hastanede kaldığım süre içerisinde sadece kızıma değil, diğer çocuklar ile de ilgilenip, onlara anne sütü vermeye başladım. Hastanelerde geçen uzun yıllar sonunda minik kızım büyümüş ve okul çağına gelmişti. Eğitim alacaktı yaşıtları gibi. Ancak hangi okula gittiysek kızımın özel durumu nedeniyle okul müdürleri onu istemiyorlardı. Çok mücadele verdik, büyük uğraşlar sonucunda evladımı nihayet okula kaydettirmiştik. Yıllarca kuzumu kucağımda götürüp getirdim okula. Öğretmenler bu durumun fazla sürmeyeceğini, zamanla vazgeçeceğimi düşünüyorlardı. Ancak yanıldılar. Değil pes etmek, her geçen gün bu konudaki azmim ve şevkim artıyordu. Çünkü Gamze okuyacak, eğitim alacak ve kendini geliştirecekti. Annesi olarak bana düşen görev ise evladımın eli, kolu, ayağı olmak, onu her şekilde desteklemekti. Nöbet bekleyen asker ciddiyeti ve sabrı ile kızımı sınıf kapısında bekliyordum. Çünkü benim en önemli işim Elif Gamze’nin annesi olmaktı” dedi.


ONSUZ BİR HAYAT DÜŞÜNEMİYORUM
Özel durumuna rağmen evladının hayata uzaktan bakmasına izin vermedi. Gamze hayata karışmalı, her saniyesinden keyif almalı, varlığının ne kadar önemli olduğunu bilmeliydi. Kızıyla beraber okudu, öğrendi. Onu üniversite kapısında da gördü, iş hayatında da... Her anne gibi onun zaferlerinden gurur duydu, yenilgilerinde de yeniden ayağa kalkabilmesi için elini uzattı, destek oldu, omuz verdi. Bunları yaparken bir saniye bile yanından ayrılmadı. Anne Bozo, “Çünkü biz birbirine bağlı ve birbirinden güç alan bir anne kızız. Ben kızımın eli kolu ayağı, kızım ise benim beynim oldu... Koca bir 29 yılı sancılı bir şekilde geçirdik. ‘Bana bir şey olursa kızım ne yapar?’ korkusunu sürekli yaşıyorum. Özel çocukların toplum tarafından istismara açık olduğunu düşünüyorum. Bu olasılık da kimi zaman uykularımı kaçırıyor. Ona kim benim gibi bakabilir? Kim sevgiyle yaklaşabilir? Kim sabırla bakımını yapabilir? Öncelikle bir cam kemik hastası, annesinin yanında, profesyonel bir bakış açısıyla ve uzman kişilerden alacağı destekle, hayatındaki standardı biraz daha arttırabilir mi diye her an aklımdan geçiriyorum. Ulaşılabilir imkanlarla hayatı bizim adımıza kolaylaştıracak yaklaşımlara ne kadar da ihtiyacımız olduğu günlerim gelir aklıma. Kızımın çocukluğunda şefkat ve sevgimle vermiş olduğum mücadele belki bugünü güçlendirmiş olabilir fakat yarınını da güçlendirmeye yetecek mi bilmiyorum. Ben kızımsız, kızım bensiz bir hayat düşünemiyorum. Ama bir umudum var. Kim bilir belki gelecekte biz engelli ailelerinin gözleri arkada kalmadan, evlatlarını teslim edebilecekleri bakımevleri açılır. İmkansız mı? Hayır! Özverinin, inancın, emeğin ve sevginin olduğu her yerde umut vardır ki” ifadelerini kullandı.

ÖNYARGILARI YIKAN KADIN
34 yaşındaki Elif Gamze Bozo, cam kemik hastası. Doğduğu andan itibaren kemikleri narin ve kırılgan. Fakat engel tanımadan yaşamını sürdürmeye, üretmeye devam ediyor. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun olduktan sonra bir gazete ve televizyon kuruluşunda 5 yıla yakın çalıştı. Ancak ulaşım sorunu nedeniyle işi bırakmak zorunda kaldı. 9 yıldır bir çağrı merkezinde çalışan Elif Gamze Bozo, belgesel fotoğrafçılığı, şiir ve amatör olarak resim sanatıyla ilgileniyor. 4 kitap yazdı. Engelsiz Sanat Derneği’nin başlatmış olduğu ‘Yorgan Altında Kimse Kalmasın’ kampanyasıyla Türkiye’nin birçok yerini fotoğraflayarak ‘Anadolu’yu Tanıyor Muyuz’ adlı ilk belgesel fotoğraf sergisini açtı. 2016 yılında yine Engelsiz Sanat Derneği’nin öncülüğünde Senegal’e giderek ‘Kendime Engel Olamıyorum-Senegal’ adlı hem belgesel fotoğraf hem de video belgeseli hazırladı. Bozo, resim ve fotoğraflardan oluşan ilk yurtdışı sergisini ise bu yıl Los Angeles ‘ta açtı. Önce engelleri sonra sınırları aşarak tekerlekli sandalyesiyle yollara düşen Bozo, bir yandan da diğer cam kemik hastalarına ulaşmaya çalışıyor, minik hastalara ve ailelerine destek oluyor.

 

Kaynak: HABER MERKEZİ

0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Bir Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.