KEMAL ÖZKURT – ÖZEL HABER / Türkiye’nin dört bir yanında Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Ancak her yıl coşkuyla kutlanan 23 Nisan bu yıl, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okul saldırılarının yarattığı güvenlik kaygılarının gölgesinde geçiyor. Okul bahçelerine kadar ulaşan şiddet olayları, eğitim kurumlarındaki güvenlik önlemlerini kamuoyunun ana gündem maddesi haline getirdi. Yaşanan olayların veli ve öğrenciler üzerindeki etkisini değerlendiren Veli-Der İzmir Şube Başkanı Necati Kalafat, okulların güvenli liman olma özelliğini yitirdiğini ve ailelerin artık “Çocuğum geri gelebilecek mi?” endişesi taşıdığını vurguladı. Bu travma nedeniyle 23 Nisan’ın bir kutlamadan ziyade yas atmosferinde geçtiğini belirten Kalafat, “23 Nisan coşkudur ama biz bu yıl yas tutacağız; çünkü bayram yapılacak zaman değil, acımız var. Bayramlar gelir geçer, asıl mesele, çocukları bu kadar önemseyen bir ülkenin kendi evlatlarını koruyamamasıdır” dedi.

GÖNDERİYORUZ DA GERİ GELEBİLECEKLER Mİ?
Okulların bir zamanlar en güvenli limanlar olduğunu ancak bugün bu algının tamamen yıkıldığını belirten Necati Kalafat, “Çocuklarımızı okula gönderme faaliyeti artık ‘Geri gelebilecekler mi?’ endişesi taşıyor. Eskiden en fazla endişe ettiğimiz konu arkadaşı onu ittirdi mi, sosyal bir sorun yaşadı mı, okuma yazmayı öğrenecek mi gibi temel güvenlikle ilgiliydi. Ama şimdi yaşanılan travmatik olaylardan sonra durum başka bir kültüre evrildi. Velilerin herhangi bir sorun olur mu diye okul kapısında beklediğini duyuyoruz. Çocuklar da ‘Bizim başımıza da bir şey gelir mi?’ diye okula gitmekten korkuyor, çekiniyor. Güvenlik ortamı okullarda sarsılmış durumda ve hızlıca bir normalleşmeye ihtiyaç var” dedi.

POLİS VE YÜKSEK DUVARLAR ÇÖZÜM DEĞİL
Güvenlik krizinin polisiye tedbirlerle aşılamayacağını vurgulayan Kalafat, “Okulun duvarlarını ne kadar yükseltirseniz yükseltin, kapıya 10 tane güvenlik görevlisi de koysanız; o şiddeti yaratan eğitim sistemi sorunlarını ortadan kaldırmadığınızda bu olaylar başka bir yerden mutlaka patlayacaktır. Güvenlikçi tedbirlerle, okullara polislerin konulması veya duvarların yükseltilmesi gibi belki 12 Eylül döneminde bile görülmemiş yöntemlerle bu krizi aşmaya çalışıyorlar. Oysa sorunun çözümü; geleceksiz bırakılan çocukların istihdam politikalarıyla gelecek iddialarının olması, kültürel, sanatsal, sportif etkinliklerin okullarda tekrar sağlanması ve rehberlik hizmetlerinin geliştirilmesidir” diye konuştu.

BU BAYRAMDA YASIMIZI TUTACAĞIZ
Yaşanan acıların ardından 23 Nisan’ın bu yıl bir kutlamadan ziyade yas atmosferinde geçtiğini ifade eden Kalafat, “23 Nisan coşkudur ama biz bu bayramda yasımızı tutacağız; çünkü bayram yapılacak zaman değil, acımız var. Çocuklarımıza dünyanın başka bir ülkesinde olmayan çocuk bayramı etkinlikleriyle moral verdiğimiz o süreç artık başka bir yere kaymış durumda. Törenli, müzikli etkinliklerin iptal edildiği bilgisi bizde de var. Zaten aileler de tedirgin, öyle kalabalık ortama çocuklarını sokmak istemiyorlar. Bayramlar gelir geçer, mesele o bayramın oluşturduğu anlamdır. Çocukları bu kadar önemseyen bir ülkenin kendi çocuklarını koruyamaması meselesi bizim asıl vurgu yaptığımız yerdir” ifadelerini kullandı.

UZMANLARIN MÜDAHALESİ ŞART
Toplumdaki travmanın boyutlarını ve çözüm yolunu uzmanlık perspektifiyle değerlendiren Kalafat, “İnanın velilerden bize ‘Para toplayalım, okullarımızı hapishane duvarları gibi duvarlarla örelim’ gibi akla uymayacak öneriler geliyor; bu durum yaşanan travmanın büyüklüğünü gösteriyor. Bu bir travmadır ve travmaların çözülmesi uzmanların bir modelleme ile bu durumu normale döndürme çabasıyla olur. Bu işi bilen insanlara, rehber öğretmenlere bırakıp normalleşmeyi sağlamamız gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı tercihini çocukların güvenliğinden yana mı kullanacak yoksa bu krizi fırsat bilip kendi politikalarını mı hayata geçirecek, bunu gözleyeceğiz. Büyük bir acımız var, yasın arkasından çok muhalefet etmek istemiyoruz ama endişelerimizden biri de budur” dedi.

MODERN BİLİMLE ÇÖZÜLÜR
Eğitim politikalarının bilimsel temellere dayanması gerektiğini hatırlatan Kalafat, “Mesele sadece yarınki bayramın kutlanıp kutlanmaması değil; bu travmatik olayları yaratan sebeplerin ortaya dökülmesidir. Eğer bunu konuşamazsak, bu şiddet bugün bir olur, yarın beş olur; bir pandemi gibi yayılır. Çünkü geleceksiz, umutsuz ve beklentisiz gençler her daim bu tür risklere açıktır. Biz meselenin bu öz tarafından bakıyoruz. Eğitim politikalarının dünya ölçeğiyle birleştirilmesi ve kamusal eğitimin tekrar değerlendirilmesi gerekiyor. Sorunların dini bir eğitimle değil; modern bilimin, pedagoji biliminin gerektirdiği yaklaşımlarla çözülmesi gerektiğini önemsiyoruz” diye belirtti.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın