Sayfa Yükleniyor...
İzmirin Buca İlçesinde kentsel dönüşüm bağlamında birçok inşaat göze çarpıyor. Buca Müteahhit ve İş Adamları Derneği Saymanı Halil İbrahim Sevinç yapılan çalışmaları Yerinde Dönüşüm olarak niteledi
YUSUF ÇAĞIRTEKİN ÖZEL HABER
İzmirde kentsel dönüşümün en yaygın olarak yaşandığı ilçelerinden biri olan Bucada, çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Birçok inşaatın göze çarptığı ilçede, özellikle Dokuz Eylül Üniversitesi Tınaztepe yerleşkesine yakın mahallelerde dönüşümün daha hızlı olduğu göze çarpıyor. Eski binaların yenilenmeye ihtiyacı olduğu gözlenirken, Buca Müteahhit ve İş Adamları Derneği Saymanı Halil İbrahim Sevinç, çalışmaların tam olarak kentsel dönüşüm olarak nitelendirilemeyeceğini, daha çok yerinde dönüşüm olarak tanımlanması gerektiğini belirtti.
Kentsel dönüşümün daha çok yeni, geniş ve ferah yaşam alanları içermesi gerektiğini düşündüğünü söyleyerek konuşmalarına başlayan Halil İbrahim Sevinç, Bana göre Bucada yapılan yerinde dönüşüm, yani parsel bazında dönüşüm oluyor. Kentsel dönüşüm ayrı. Kentte yeni bir ada pafta düzenlemesi yaparsınız. Bu parsel üzerinden düzenleme yaparsınız. Parselleri büyütürsünüz ya da genişletirsiniz veyahut da parsel alanlarını değiştirirsiniz. O şekilde bir Kentsel Dönüşümden bahsedebiliriz. Kentsel dönüşümde yeşil alanlar vardır, kentsel dönüşümde parklar, okullar vardır, engellilerin, çocukların rahat yaşayacağı yerler vardır. Yayaların rahat yürüyeceği alanlar vardır. Bu bölge de bu özelliklerin var olduğunu söyleyemeyiz dedi.
TİCARİ ALAN
Kentsel dönüşümün bu bölgede neden bu kadar yaygın olduğu konusunda görüşlerini sorduğumuz Halil Sevinç, Mevcut binalar iki katlı, eski. İki artı bir ya da üç artı bir olarak dizayn edilmiş binalar. Ama Dokuz Eylül Üniversitesi Kampüsüne yakın olduğu için burası bir nevi ticari alan gibi oldu dedi. Genel olarak yapılan binaların ömrüne de dikkat çeken Sevinç, 30 yıllık olarak söyleniyor ama bu betonların kaç yıllık ömrü olduğu daha tam olarak test edilmiş değil. Hem biz neden iki yüz, üç yüz hatta bin yıllık binalar yapamıyoruz? Atalarımızdan kalan binaları görüyoruz. Yıkılıyor mu? Yıkılmıyor. Felaketlerden ya da depremlerden yıkılırsa yıkılıyorlar. Neden biz daha iyisini yapmayalım, elimizde imkan daha fazla ifadelerini kullandı.
99 DEPREMİ DÖNÜM NOKTASIYDI
Yeni yapılan binaların daha dayanıklı olduğunu vurgulayan Halil Sevinç, Özellikle 1999 depreminden önceki kullanılan inşaat demirlerinin çok yetersizdi. Çok seyrek kolon demirleri vardı. Kalın demirler kullanılması gerekir. Zaten betonu neden demirle kullanıyoruz? Betonun dışarı çıkmasını engellemek için kullanıyoruz. Tabi 1999 Marmara Depreminde inşaat hesaplama sistemi de yanlıştı. Türkiyede bilim geride geliyor, ne yazık ki diyerek konuya dikkat çekmek istedi. Yeni yapılan binalar hakkında görüş bildirmek isteyen Buca Müteahhit ve İş Adamları Derneği Başkanı Seyfullah Demir ise, Bundan 20 sene önce yaptığımız binalarda biz bu kadar bilinçli değildik. Fakat şu an sektörün ileri gelenleri olarak daha bilgiliyiz. Yani inşaatta içinden yapacağı imalatta 20 ya da 30 ton demir kullanmayı ondan iki ton demir çıkarmayı kar sayardı müteahhitler şimdi iki ton daha fazla demir kullanmayı veya beton sınıfının C-25 değil de C-30 ya da C-35 sınıfı olmasını kendisi için bir vazife sayıyor. Ben bina satarken daha kaliteli bina satacağım, daha dayanıklı olacak diye düşünüyor diye konuştu.
Haber Merkezi