Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, gıda üretim sistemlerinin çevre üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, endüstriyel tarımın iklim krizi ve ekosistem tahribatındaki rolüne ilişkin çarpıcı veriler paylaştı.
Derneğe göre, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 26’sından fazlası gıda üretiminden kaynaklanıyor. Tarım sektörü aynı zamanda dünyadaki tatlı su kaynaklarının yüzde 70’ini kullanıyor. Bu suyun, kimyasal gübreler ve tarım zehirleriyle kirlenerek doğaya geri bırakılması ise göl, nehir ve denizlerde ciddi kirliliğe yol açıyor.
DOĞAL KAYNAKLARA BÜYÜK ZARAR
Derneğin aktardığı bilgiler şöyle: “Endüstriyel gıda üretimi iklim krizinin etkilerini güçlendirirken doğal kaynaklara da büyük zarar veriyor: Küresel sera gazı emisyonlarının dörtte birinden fazlası (yüzde 26) gıda üretiminden kaynaklanıyor. Yeryüzündeki tatlı suyun yüzde 70'i tarım için kullanılıyor, bu su kimyasal gübre ve tarım zehirleriyle kirlenmiş olarak doğaya bırakıldığında göl, nehir ve denizlerin kirlenmesine neden oluyor. Sucul ekosistemlerde azot ve fosfor kirliliği nedeniyle alglerin artıp, oksijenin azalmasından (ötrofikasyon) yüzde 78 oranında tarım sorumlu. Tarımsal faaliyetlerin bir parçası olan hayvancılık, biyolojik dengeyi önemli ölçüde değiştiriyor. İklim kriziyle mücadele, su kaynaklarının korunması, toprak onarımı, arazilerin orman veya çayırlara geri dönüştürülmesi ve dünya yaban hayatının korunması için beslenme alışkanlıklarımızı ve üretim sistemlerimizi gözden geçirmenin vakti geldi, geçiyor… Buğday Derneği olarak ekosisteme zarar vermeden üretim yapmayı; herkesin adil ve eşit olarak sağlıklı gıdaya erişmesini sağlamayı mümkün kılacak gıda sistemlerinin yaygınlaşması için çalışıyoruz.”