Sayfa Yükleniyor...
Yarımada Talanını Durdur Koordinasyonu, İzmir’de hükümet ile yerel yönetimi karşı karşıya getiren ve İzmir’in ‘Kanal İstanbul’u olarak bilinen Çeşme Projesi üzerinden partilere yerel seçimlerde aday belirleme çalışmalarında ‘rant’ resti çekti
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İzmir’de hayata geçirilmek istenen ve İzmir’in ‘Kanal İstanbul’u olarak bilinen tartışmalı ‘Çeşme Projesi’ ile ilgili süreç devam ediyor.
Toplamda 16 bin hektarlık alanı kapsayan proje için Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 26 Nisan 2022 tarihinde bölgedeki yaklaşık 4 bin 800 hektarlık tarım arazisinin tarım dışı kullanıma açması, Ziraat Mühendisleri Odası(ZMO) tarafından yargıya taşınmıştı.
Bölgeye büyük yapılaşma getireceği, su kıtlığı yaratacağı ve doğa tahribatına neden olacağı gerekçesiyle meslek odaları ve çevre örgütleri tarafından yargıya taşınan proje için geçtiğimiz aylarda yargı kararı çıkmış ve İl Toprak Koruma Kurulu’nun 4 bin 800 hektarlık alan için verdiği ‘tarım dışı amaçla kullanıma uygundur’ izni mahkeme tarafından iptal edilmişti.
Projeye ilişkin siyasi arenada tartışmalar devam ederken son olarak Yarımada Talanını Durdur Koordinasyonu, projeye ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, yerle seçimler işaret edilirken ‘talana’ karşı tutumun seçimlerin sonuçlarında etkileyici rolü olacağı söylendi.
MASA BAŞINDA PROJE ÜRETEN BAŞKAN İSTEMİYORUZ
Seçimlerde aday gösterilecek isimlerin rant projelerine karşı dik duruş sergileyecek isimler olması gerektiğinin altı çizilerek “Yeni bir yerel yönetim seçimine doğru hızla yol alıyoruz. Büyükşehir kadar özellikle rantın büyük olduğu sahil ilçelerinin yönetimlerinin ne olacağı da çok önemli. Yerel yönetimlerin göz yumduğu kuralsız yapılaşmalar, kaçak inşaatlar ve kıyı işgalleri özellikle sahil yerlerinin ortak derdi. Merkezi iktidar son dört yıldır Yarımada Turizm Projesi adıyla çok büyük bir talan projesi üzerinde çalışıyor. Bu talana karşı geniş bir muhalefet bloğu ile mücadele sürdürülüyor. Benzeri talanlar, kent suçları hem tarihi, hem doğal cennet olan tüm sahil kasabalarımızda yaşandı, yaşanıyor. Doğaldır ki, bunun halkta bir karşılığı olacak. Bu da başkan ve meclis üyelikleri için doğru adayların belirlenmesi noktasında tüm parti yönetimlerine büyük sorumluluk yüklüyor. Seçime birkaç ayın kaldığı bu günlerde geçmişten ders çıkarılması, kaçınılmaz bir gerçeklik olarak önümüzde duruyor. İzmir’deki tüm partilerin başkan adaylarını ince eleyip çok sık dokuyarak belirlenmesini beklemeliler. Bizler özellikle rant kavgasının fazla olduğu ilçelerde kentliyle tartışılmamış, masa başında proje üreten başkan ve meclis üyeleri istemiyoruz. Seçilecek yöneticiler kamucu, katılımcı, şeffaf, ekolojik hassasiyeti olan, sürdürülebilir yaşamı önceleyen, demokratik bir şekilde bilimsel veri ve çözümlerle kentlilerle birlikte, kenti yönetmeye talip kişiler olmalı. Ranta geçit vermeyecek, koltuğa oturunca ‘sermayeyi darıltmayalım’, ‘aman merkezi hükümet ile ters düşmeyelim’ demeyecek, kent müştereklerini pazarlamaya yönelmeyecek, ne yaparsa yapsın halkın desteğini ve dayanışması ile yapacak kişiler olmalı” denildi.
SERMAYE GRUPLARI ADAY YÖNLENDİRMESİ YAPIYOR
Özellikle sahil bölgelerindeki potansiyel adayların sermaye sahipleri tarafından belirlenmeye çalışıldığı ifade edilirken “Henüz sermaye tarafından rant uğruna “yeterince” talan edilememiş ve sermayenin iştahını kabartan sahil yerlerimize birçok sermaye gurubu ve inşaat firması aday yönlendirmesi yapmakta. Ortalık kıyılarımızı kupon emlak ilçesi gibi, lüks turizm objesi gibi kurgulayarak parlatmak isteyenlerle, neo liberal projelerle, fonlarla, imar planlarıyla adaylıklarını göz kamaştırıcı hale getirmeye çalışanlardan geçilmiyor. Biz biliyoruz bir yerde iştah kabartıcı rant varsa orada bu ranta erişmek için sermaye de kendi çalışmasını yapar. İzmir’in bir bölümünün soylulaştırma projesi ile pazarlamaya çalışanların aday adaylıkları bile kabul edilmemelidir. Talana karşı dik duran ve sermayeye karşı direnen adayların belirlenmesini, kentli ile yönetime talip olan bunda da samimiyetini kanıtlamış adayların belirlenmesini bekliyor ve istiyoruz” ifadeleri kullanıldı.
SERMAYENİN UYUMADIĞINI UNUTMUYORUZ
Yaşanan ‘rant’ savaşlarında Çeşme Projesi örnek verilerek şunlar söylendi;
“Çeşme Yarımada sözde “Turizm Projesi” gündemimize düştüğünün neredeyse 4.yılına giriyoruz. Geçmiş 4 yılda ‘Parsel parsel satacağız’ diyen Kültür ve Turizm Bakanına karşın, birkaç yıl ses çıkartmayan yerel yöneticilerimiz, ‘betonlaşmaya yol açmayacaksa, projenin yanında dururuz’ diyen parti yöneticilerimiz oldu.
Bizler hazırda beklerken, sermaye de uyumuyordu. İzmir Valiliği Toprak Koruma Kurulu 28.02.22’de Yarımada proje alanının “tarım dışı kullanıma” açılmasına yönelik kararına karşı Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) tarafından Nisan/22’de Anayasa’ya aykırılık davası açarak, Toprak Koruma Kurulunun kararına itiraz etti. Bu arada Bilirkişi raporu da lehimize yayınlandı (Mart/22). Raporunun lehimize yayınlanması yerel yöneticilerin de projelerin karşısına muhalefet cephesine geçmesine neden oldu. Sermaye pusuya yatmış bekliyordu. Temmuz/22 Danıştay 6.Dairesinin oy çokluğu ile Bilirkişi Raporunu “ciddiye almadığını” ve ret ettiğini açıkladığı ay oldu. Hemen ardından, Yarımada Talanını Durdur Koordinasyonu olarak Çeşme’deki pazar yerlerine kurulan imza masalarından toplanan 4 bini bulan imzayı, ekim ayı başında, Bakanlığın İzmir Müdürlüğüne teslim edildi. Kasım ayında Danıştay’dan davamıza ilişkin Yürütmeyi Durdurma Kararı geldi. 2023’e davamızı kazanmış, mücadelemizin, direncimizin sonuçlarını almış girdik. Ancak, 2023 seçimlerinin sonucu iktidarın elini güçlendirdi, yargı üzerindeki tahakkümünü artırdı, sermayeyi yeniden uyandırdı. 24 Mayıs 2023’te Danıştay’ın Yürütmeyi Durdurma Kararına yine oy çokluğu ile 3’e, 2 oyla ret ettiği bilgisi geldi. Kabul edilmesi mümkün olmayan bu durdurmaya karşı Haziran ayında “Bildiğiniz İzmir, Bildiğiniz Yarımada, Bildiğiniz Çeşme Yok Olacak” başlıklı bir basın açıklaması ile Danıştay Dava İdareleri Kurulu’na itiraz ettik. Bir taraftan Meslek Odaları, diğer taraftan İYA öznelerinin “kamu yararı olmadığı, başlanırsa geri dönülemeyeceği” öte yandan da ZMO’nun Anayasa’ya aykırılık gerekçeleriyle açtığı davalar sürerken, Yarımada Talanını Durdur Koordinasyonu bu kez de “Bilgilendirme Çadırları” kurmaya başladı. Önce Çeşme’de, ardından Seferihisar’da Eylül ve Ekim/23 aylarında binlerce kişi bu çadırlarda bilgilendirildi ve projeye karşı imzalar toplandı. Karaburun ve Urla bilgilendirme çadırlarının kurulmasına ilişkin planlamalar yapılırken, iyi haber ZMO’nun açtığı dava üzerinden geldi. Mahkeme Toprak Koruma Kurulu’nun 2022’de verdiği izini iptal ederek, "Tarım alanlarına yönelik geliştirilen plan kararlarının bütünlüğünü bozacağı, bazı alanların özellikle 'tarla' ve 'özel ürün arazisi' vasfında olması nedenleri ile tarım dışı kullanımın mümkün olmadığı, alanın imara açılmasının toprağın koruma, kullanma dengesine ve kamu yararına uygun olmadığı" şeklinde kararını açıklandı. “Tarım dışı izni” olmadan hiçbir plan yapılamayacağından Yarımada’da yılı yine müjdeli bir haberle kapatıyor olduk.
Ama, Yarımada’nın arkeolojik SİT, doğal sit alanları, orman, tarım alanları, sulak alanlar, koruma alanları, endemik türler, su kaynakları gibi ekolojik ve biyolojik çeşitliliği ile son derece özel bir bölge olduğunu ve ‘sermayenin uyumadığını’ unutmuyoruz. İzmir’in Kanal İstanbul’una karşı kamusal alanları ranta teslim edecek, halkın kullanımını önleyecek, soylulaştırmayı getirecek, bu rant projesine, karşı mücadelemize sürdürmeye devam edeceğiz.”
GURBET YAVUKLU