Cezaevlerindeki  çocuklar ne olacak?

Koronavirüs cezaevinde yaşamlarını sürdüren binlerce insanı da tehdit altında bırakıyor. İnsan hakları savunucuları ise ‘çocukları’ merkeze alarak “Çocuklara değil, koronaya hapis” çağrısında bulundu


  • Oluşturulma Tarihi : 26.03.2020 07:26
  • Güncelleme Tarihi : 26.03.2020 07:26
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Cezaevlerindeki  çocuklar ne olacak?

SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL HABER
İzmir İnsan Hakları Derneği (İHD) Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Çiçek, Türkiye’de 3 bin 100 çocuğun tutuklu ve hükümlü olarak, 780 çocuğun ise anneleriyle birlikte cezaevlerinde bulunduğunu açıkladı. Cezaevlerindeki şartların salgından korunmak için yeterli olmadığını belirten Çiçek, çocukların serbest bırakılmasını istedi. İzmir Barosu İnsan Hakları Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Deman Güler ise toplum sağlığının bir insan hakları meselesi olduğunu vurgulayarak “Bunu göz ardı etmemek gerekiyor. Anayasanın 56. maddesi tarafından da korunuyor. Aynı zamanda uluslararası hukukta da korunan bir insan hakkı, sağlık hakkı. Devletler fiili bir şekilde, aktif olarak bu alanlarda uygulamalar yürütmek zorunda –ki bu sayede yurttaşın sağlığı korunabilsin. Sadece cezaevleri boyutunda düşünmüyoruz. Bunun dışında kapalı tutulan mekanlar var. Bunlardan biri de Geri Gönderme Merkezleri. Bunların her birinde devletin üzerine düşen yükümlülüğü yapması gerekiyor” dedi. 



BÜYÜK RİSK!
“Sadece salgın vakası çerçevesinde söylemiyoruz, yıllardır mücadelesini verirken dile getirdiğimiz gibi bu çocukların hapishane koşullarında yaşamaması gerekiyor zaten” ifadelerine yer veren Güler, şöyle devam etti: “Ancak ne yazık ki çok sayıda çocuğun cezaevinde olduğunu biliyoruz. Benzeri bir durum aynı zamanda Geri Gönderme Merkezlerinde de yaşanıyor. Çocuk ve yetişkinler aynı ortamda yaşamak zorunda kalıyorlar. Birden çok kişinin kaldığı koğuşlardan bahsediyoruz. Hele ki Türkiye’deki cezaevi koşulları şu anda kaldırabileceği kapasitenin çok üzerinde insanı barındırıyor. Dolayısıyla bu koşulların içerisinde hamilelerin, hastaların, çocukların, yaşlıların bulunması gerçekten çok büyük bir risk. Bu aynı zamanda salgının yayılması anlamında da risk. Avrupa Birliği bu grupları hassas gruplar olarak nitelendiriyor, öncelikle dikkate alınması gerektiğini söylüyor.” 



SAĞLIKLI BİR GELECEK İÇİN
Bu kişilere devletin özellikle dikkat etmesi gerektiğinin altını çizen Av. Güler, “Çocukların, hamilelerin haklarını, özellikle sağlık hakkını koruması lazım. Devletin buradaki pozitif yükümlülüğünün altını çizmek gerekiyor tekrardan. Elimizde rakamlar var. Ancak yanlış bir bilgi vermemek adına kesin bir rakam söyleyemeyeceğim. Fakat binlerle ifade ediliyor bu sayı… Çok az sayıda bir çocuk grubundan bahsetmiyoruz –ki tek bir çocuk dahi olsa cezaevi koşullarında bir çocuğun yetişmesi, sağlıklı bir gelecek yaratmak mümkün değil. Buralar çocukların yaşayabileceği yerler değil. Yıllardır süregelen kronikleşmiş bir sorun” açıklamalarında bulundu.
“SIKINTININ TAM MERKEZİNDE”
İzmir İnsan Hakları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Çiçek ise “Kovid-19 isimli virüsün neden olduğu birçok sıkıntı yaşıyoruz” diyerek sözlerine başladı ve şunları ekledi: “Yaşadığımız sıkıntının cezaevi boyutuyla ilgili konuşmak gerekirse bizim daha geçen sene ki ağır hasta mahpuslar olarak nitelendirdiğimiz 457 kişilik ağır hasta mahpus sayımız var. Türkiye geneli bu. Daha fazla olduğunu biliyoruz ama bizim tespit ettiğimiz bunlar. Bu 457 ağır hasta mahpusun herhangi bir virüs olmadan bile cezaevinde yaşaması sıkıntılı iken Kovid-19 virüsü ile beraber bu insanların yaşamı direkt olarak problemli hale gelecek. Onlar bu sıkıntının tam merkezinde duran insanlar.” Şakran’daki hapishanelerin bazılarında karantina koğuşlarının oluşturulduğunu kaydeden Çiçek, “Oluşturulan bu karantina koğuşlarının içindeki insanları alıp diğer yerlere dağıtmışlar. Normalde koğuşlar zaten çok kalabalık. 3 kişi kalması gereken yerlerde 9 kişi kalıyor, 7 kişi kalması gereken yerlerde 19 kişi kalıyor vs. Bu insanların yatacak yerleri dahi yokken (kimileri yerlerde yatmak zorunda kalıyor) sosyal mesafenin de mümkün olmadığını görüyoruz” dedi. 



DOĞAR DOĞMAZ CEZALANDIRIYORUZ!
Çiçek, son olarak şunları aktardı: “Koronavirüs olmadan öncede bir annenin ya da hamile insanların cezaevlerinde doğum yaptıklarını biliyoruz. Doğuma götürülüp tekrardan cezaevine getirildiklerini de biliyoruz. Bizim tespit edebildiğimiz 780 bebek şu anda anneleriyle beraber cezaevlerinde. Kodiv-19’u bir tarafa bırakalım, bu insanların bu şekilde cezaevlerinde olmaması gerekiyor. Fakat bu kritik durumla beraber risk daha da arttı. Bebeklerde bağışıklık sistemi ne kadar gelişebilir ki? Aynı zamanda anneler… Annelerin onları beslemesi gerekiyor. Zaten bu çocuğun cezaevinde doğması bir cezalandırma. Annesinden dolayı bu çocuğu cezalandırıyorsun, böyle bir şey yok. Bu insan doğar doğmaz nasıl bir suç işlemiş olabilir ki? Bu insanların adli kontrol sonrası bırakılması gerekiyor. Kalbimiz, arzumuz ve beklentimiz bu noktada.”

Haber Merkezi