CHP’li belediyeler İzmir'de su yönetimi için toplandı

İzmir’de bir araya gelen CHP’li belediyeler ‘Başka Bir Su Yönetimi Mümkün’ temasıyla 10 maddelik bir su manifestosu açıkladı. 11 büyükşehir belediye başkanının ortak görüşü, “Başka bir su yönetimi mümkün”


  • Oluşturulma Tarihi : 22.03.2021 12:03
  • Güncelleme Tarihi : 22.03.2021 12:03
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
CHP’li belediyeler İzmir'de su yönetimi için toplandı

NURETTİN BAKİ

Dünya Su Günü’nde Türkiye’de su yönetimine yönelik başlıkların ele alındığı ‘Kentlerde Sürdürülebilir Su Politikaları Zirvesi’ İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 22 – 23 Mart tarihlerinde gerçekleştiriliyor.Türkiye’nin suyla ilgili sorunlarının ve çözümlerinin tartışıldığı, su yönetimi ile ilgili en iyi uygulamaların ve politikalarının görüşüldüğü zirvede Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nin İzmir, İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, Aydın, Eskişehir, Hatay, Mersin, Muğla ve Tekirdağ büyükşehir belediye başkanları su, kuraklık ve iklim değişikliği ile ilgili manifesto açıkladı. Zirvenin ev sahibi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Akılcılığını yitirmiş bir su politikasının kılavuzluğuna terk edilen Türkiye tarımı artık bereket değil kuraklık ve yoksulluk tohumları serpiyor. Susuzluğun kader olmadığını gösteren yeni ve çağdaş su politikası açıklayacağız” dedi.

TARIMIMIZ KURAKLIK SERPİYOR!

Zirvede Türkiye’nin yeni su politikasının temellerinin atıldığını ifade eden Soyer, “Türkiye’de son 60 yılda Marmara Denizi'nden daha büyük sulak alan kurutuldu. Doğal karakterini koruyan sağlıklı ve özgürce akan nehir ekosistemi neredeyse kalmadı. Yer altı suları yüzlerce metre derinlere çekildi. Ülkemizde kuraklık ve susuzluk bilinmezdi, bereketli topraklarımız kuraklık ve susuzlukla tarihinde ilk defa bu dönemde tanıştı. 'Her yıl bu sene suyumuz yetecek mi?' kaygısını taşımaya başladık. Türkiye’nin kuraklık ve susuzlukla tanışmasının nedeni suyumuzun yarı asrı aşkın süredir yanlış yönetilmesi. İklim krizi topraklarımızdaki susuzluk tehlikesini her gün büyütürken bu eskimiş politikaların terk edilmesi beklenirdi. Yazık ki yeni bir su politikası inşa etmek şöyle dursun eski politikaların açtığı fay hatlarını derinleştiren kararlar ve altındaki imzalar çoğalıyor. 19 Mart’ta Türkiye’nin sulak alanların korunmasıyönetmeliğinde değişiklik yapıldı. Yıllardır korunan sulak alanlarda büyük alt yapı projelerine izin verildi. 2019 verilerine göre, ülkemizin su kaynaklarının yüzde 77’si tarımsal sulamada kullanılıyor. Çağdaş modellerle yapılan tarımsal ürün modelleri bu miktarın en azından yarısını hiç kullanmadan çok daha yüksek tarımsal gelir elde edildiğini gösteriyor. Bilim içme suyumuzu ve doğamızı koruyarak kuraklıkla mücadelede yol haritasını çiziyor. Hal böyleyken akılcılığını yitirmiş bir su politikasının kılavuzluğuna terk edilen Türkiye tarımı artık bereket değil kuraklık ve yoksulluk tohumları serpiyor. İzmir’de bunu tersine çevirmeye ve güçlü bir tarım ekonomisi geliştirmeye başladık. Susuzluğun kader olmadığını gösteren yeni ve çağdaş su politikası açıklayacağız. Türkiye’nin 22 belediye başkanının imzasını taşıyan ‘Başka Bir Su Yönetimi Mümkün’ adlı ortak metin dilerim şu 3 duyguyu çoğaltsın: Cesaretle koruduğumuz kararlılığımız, yaşattığımız umudumuz ve canımız gibi sahip çıktığımız birlik ve beraberliğimiz” diye konuştu.

DOĞAYLA İNATLAŞMAZ!

11 büyükşehir ve 11 il belediyeyle ülke nüfusunun yüzde 65’ini temsil ettiklerini belirten İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ülkemizde ekonomiden siyasetin sürecine, sağlığa, eğitime kadar birçok problem var. Bunları başka zamanlarda konuşabiliriz, çözebiliriz. Ama su meselesi öyle değil bir süreç meselesi. İstendiğinde bir anda çözüm bulacağımız bir mesele değil. Su meselesinde hep birlikte bir irade ortaya koyma sorumluluğumuz var. Bu dünyanın sorunu, iklim değişikliği ve kuraklık. Kuraklığın dünyanın birçok yerinde göç dalgasına sebep olduğunu biliyoruz. Su kaynaklarının ülkemizde tahrip edilmesine dönük hiçbir hamlede bulunmamalıyız. Hepimizin en değer verdiği prensip vardır ya milletle inatlaşılmaz diye doğayla da inatlaşılmaz. Doğayla inatlaşma, doğaya karşı birtakım hamlelerde bulunma ciddi problemler yaratıyor. En büyük örneklerden biri; İstanbul’da inşa edilmek istenen beton kanalı 16 milyon insanın hayatını etkileyecek büyük biri ihanettir, tehdittir. Bugün hep birlikte seferberlik başlatmanın sorumluluğunu yaşıyoruz. Bunun bir başlangıç olduğunun bilinmesi lazım. 85 milyon vatandaşımızın kamu kurum ve kuruluşlarının sürece dahil edilmesi gerekebilir. Aynı iradeyi ortaya koyma noktasında iş birliği yapmanın onurunu yaşıyorum. Umarım ki ülkemizin geleceğinde kuraklığın olmadığı, doğa ile inatlaşılmadığı günler yaşarız” ifadelerinde bulundu.

20-25 YILDA ÇÖLLEŞECEĞİZ!

Türkiye’nin kuraklığa gittiğini ifade eden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Orta Anadolu 20-25 yıl içinde çölleşecek. Bunu göre göre tedbir alınmıyor, herkes bunu bile bile hoyratça kullanıyor. Ankara’da o kadar çok hobi bahçesi var ki suyumuzun yüzde 70’ini yüzde 15’lik bir azınlık kullanıyor. Biz bu konulara ilişkin görüşlerimizi çevre bakanlığına bildiriyoruz ancak Türkiye’nin yarısına yakınını yöneten belediye başkanları olarak çağımızın elması olan suyu korumak adına bir manifesto yayınladık. Dünyaya bir çağrıda bulunacağız inşallah kulak verilir. Biz bir şeyi kaybettikten sonra tedbir alıyoruz, ilk defa kaybetmeden tedbir alan bir yönetim var” diye konuştu.

SUSUZLUK BİZİ YÖNETMEDEN BİZ SUYU YÖNETELİM

Doğal su kaynaklarının koruması gerektiğine vurgu yapan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, “Özellikle yer altı kaynaklarımızı ciddi şekilde maalesef vahşice kullanıyoruz. Özellikle kaçak açılan sondaj kuyularının acilen önlem alınması ve denetimlerin en üst noktada yapılması ger inanıyorum. Tarımda modern sulama sistemlerine geçilmeli. Ürüne göre su sarfiyatı çok önemli. Planlama yapılması gerekiyor. Susuzluk bizi yönetmeden biz suyu yönetelim” dedi.

Su ve verimli toprakların bundan 30-40 sene sonra en değerli şeyi olacağını dile getiren Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, “İklim değişikliğini göz önünde bulundurursak bundan 10 sene sonra dünyada yaşayan nüfusun neredeyse yarısının su sıkıntısı yaşayan yerlerde yaşayacağı aşikar. İklim krizi engellenemezse bunun artacağı belli. Öncesini görüp, tedbirini almak başka bir su yönetimini tartışmak son derece değerli” dedi.

SU ZENGİNİ DEĞİLİZ!

Türkiye’nin su zengini olmayan bir ülke olduğunu aktaran Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen,“Ülkemizde bulunan akarsu, dere, çay dere, göl ve sulak alan yer altı suları itibariyle hakir olduğunu hepimizin kabul etmesi ve kullanımında dikkatli olmamız gerekiyor. Bugün için 85 milyon nüfusa sahip olan topraklar doğanın kendisini hoyratça kullananlara karşı aldığı tedbirleri de çok iyi bildiğimiz için geleceği su açısından su açısından güvence altına almalıyız. Doğanın kendisini savunma yollarından bir tanesi su da göller kuruyor, yer altı suları yer değişiyor. Onlardan kullanabilme şansımızı, artan nüfusa karşılık ters istikamette bizleri zor duruma düşürecek fakirliğe sürüklüyor. Şöyle bir algının da yanlışlığını vurgulamak gerekiyor. Vatandaşlarımız istediği zaman istediği kadar suyu kullanma imkanına sahip olmalıyım diye için belediyelerdenhizmet bekliyor. Bu yanlış bir algı. Suyun parasını ödediği sürece istediği miktarda istediği kadar kullanabilme algısını değiştirmemiz gerekiyor. Okullardan başlayarak halkın her kesimine su sıkıntısının ne kadar tehlike olduğunu anlatmalıyız. Suyun verimli kullanımı konusunda da özellikle tarımla uğraşan kesimi aydınlatmak zorundayız. Tarım modellemesi su ihtiyacını mutlak suretle planlara oturtulması gerekiyor. Türkiye’nin su kullanımıyla ilgili proje uygulaması lazım. Yasaya bağlı bir düzenleme getirilmesi bu düzenlemedebelediyeleri yetkili hale getirmeliyiz” dedi.

Herkes su konusunda fakir bir ülke diyor, biz de onun şahitliğini yapıyoruz. Dünyanın üçte ikisi suyla kaplı ama bizim içme suyu olarak kullanacağımız suyun oranı sadece yüzde 2” diyen Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfi Savaş, “Yüzde 2’lik suyumuzu hem kullanma hem de içme konusunda muhafaza etmek için buradayız. Burada alacağımız kararlar ortak hedefi ve yürüyüşümüzü belirleyecek. Bizler siyasetçiyiz ama sağlık ve bilim olduğunda siyaset bir kenara bırakılmalı ve bunun için bütün herkes el ele vermeli” diye konuştu.

ÇAĞDAŞ SULAMA ŞART!

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, “Yapılacak olan şey sistematik olarak su kaynaklarını korumakla ilgili mutlak suretle bir protokol hazırlamak süetiyle başka hiçbir kurumun buralara müdahale etmesinin engellenmesi lazım. Havzaların kaynakların korunması lazım. Kullanımla ilgili konuda protokol yapmak ve disipline almak gerekiyor. Suyun yüzde 70 tarımda kullanılıyor ve yapılan sulama vahşi. Toprakları heba ediyoruz. Çağdaş bir sulama sitemine geçilmesi gerekiyor. Gri su dediğimiz kullanılmış suyun dönüştürülerek tekrar kullanılabilmesi elzem. Havzayı korumak kullanımdaki disiplini tarım ve diğer alanlarda kullanılanların dengesini kurmak, gri su diğer suların temini için teknolojik dönüşümü yapmamız gerekiyor” ifadelerinde bulundu.

Su sorununun çağımızın en önemli sorunu, sadece ülkemizin değil tüm dünyanın boğuştuğu sorunların başında geldiğini söyleyen Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, “Küresel ısınma İklim değişikliği ve kuraklık geliyor. İnsanların ihtiyacını giderecek alanlarda bizim gibi gelişme çabası içinde olan ülkelerde yanlış politikalar bu sorunu kucağımıza getiriyor. Tüm dünya ortak akılla bir çözüm üretemiyor. Bu sorunu çözmek konusunda merkezi hükümete, yerel yönetimlere, STK’lara vatandaşlara bilim insanlara bir arada olma görevi düşüyor” diye konuştu.

Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, “Ergene diye bir havzamız var. Yıllar yılı Trakya tarımında büyük etkisi olan bu nehrimizin debisi sanayileşme ile birlikte kirlenerek 2 kat artmış. Hükümetimizin başlatmış olduğu Ergene’yi temizleme programından hiç sonuç alamadık. Ergene hala zehir akıtıyor. Bu debinin artmasında kullanılan su ne yazık ki yeraltı suyu. Su aşağı indikçe kalitesi de düşüyor. Çözüm var mı, var. Manifestomuzu imzalayarak söz vereceğiz. Yeni politikalar üretmemiz, çevreyi toparlamamız gerekiyor. İnançlıyız ve kendimize güveniyoruz” dedi.

22 CHP’li belediye başkanın imzaladığı ve Başkan Tunç Soyer tarafından açıklanan 10 maddelik su manifestosu şu şekilde:

1. Su yönetimiyle ilgili koordinasyonsuzluk ortadan kaldırılmalı kurumlar arasındaki yetki ve sorumluluk karmaşasına son verilmelidir.

2. Tüm paydaşların mutabakatı alınarak hazırlanan bir Su Kanunu yürürlüğe konmalı, su havzası planlama ve uygulamalarında yerel yönetimler güçlü ve yetkili yapılar haline getirilmedir

3. Su yatırımları havza ölçekli bütüncül planlarla uyumlu olarak su ve atık su master planlarına göre yapılmalı, kamu kaynakları ekonomik ve ekolojik fizibilitesi düşük yatırımlara aktarılmamalıdır. Yerel yönetimlerin çevresel altyapı projelerine yönelik kaynakları artırılmalıdır.

4. İklim krizi ile etkin mücadele için imzalanan Paris İklim Anlaşması ivedilikle onaylanmalı: iklim değişikliğinin yaratacağı olumsuz etkilerin önlenmesi amacına yönelik hazırlanan İklim Değişikliği Kanun Tasarısı üzerinde çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır.

5. Kuruyan göllerin, Salda Gölü Burdur Gölü, Tuz Gölü, Seyfe Gölü ve diğer sulak alanların tahribatı sonlandırılarak restore edilmeli ve doğal su döngüleri korunmalıdır.

6. Su havzalarındaki tüm noktasal ve yaygın kirlilik kaynaklan kontrol altına alınmalı; merkezi ve yerel idarelerce etkin bir şekilde denetlenmelidir.

7. Tarımda doğru ürün planlaması yapılarak ve tasarruflu sulama sistemlerine geçilerek su israf önlenmeli. Tarımsal sulama en az yüzde 50 oranında azaltılmalıdır. Bu amaçla, ekonomik değeri yüksek ve su talebi olmayan yerel tohum ve hayvan ırkları teşvik edilmelidir.

8. İstanbul’da yapılmak istenen Beton Kanal gibi suyun doğal döngüsüne zarar veren tüm israf projeleri iptal edilmelidir.

9. Güncelliğini yitiren su ve kanalizasyon idaresi mevzuatı yeniden düzenlenmeli: Büyükşehir statüsünde olmayan diğer illerde de su ve kanalizasyon idareleri kurulmalıdır.

10. Yaşamın vazgeçilmez unsuru olan su temel kamusal hak olarak kabul edilmeli. Ekolojik toplumsal bir değer olarak tanımlanmalı, su hizmetlerinde kamu işletmeciliği esas alınmalıdır.Biz Türkiye'nin 22 belediye başkanı olarak yetki, görev ve sorumluluklarımız doğrultusunda kendi illerimizdeki su yönetimini yukarıdaki ilkeler doğrultusunda gerçekleştireceğimizi beyan ediyoruz. Bu belgede çerçevesi çizilen su politikası ülkemizde tesis edilene kadar çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye ve hep birlikte haykırmaya devam edeceğiz.

 

Haber Merkezi