Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, yaptığı açıklamada kadınların yaşam hakkı için İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi çağrısında bulundu. Dernek, 21 Ağustos 2011’de yürürlüğe giren sözleşmenin, 20 Mart 2021 gecesi yayımlanan bir kararnameyle ‘hukuka aykırı biçimde’ yürürlükten kaldırıldığını hatırlattı. Açıklamada, bu kararla birlikte kadınları şiddetten koruma sorumluluğundan geri adım atıldığı ve cezasızlık politikalarının failleri cesaretlendirdiği ifade edildi.
Açıklamada, son dönemde belediyelere yönelik müdahalelerin yalnızca seçme ve seçilme hakkını ihlal etmediği, aynı zamanda cinsel şiddet sonrası destek hizmetlerine erişimi de zorlaştırdığı belirtildi. Kadın dayanışma merkezleri, sığınma evleri ve benzeri hizmetlerin sekteye uğradığı kaydedildi.
ŞİDDETLE MÜCADELE MEKANİZMALARI HEDEFTE!
Derneğin açıklamasında yer alan ifadeler şöyle: “Yaşam hakkımız için: İstanbul Sözleşmesi yeniden yürürlüğe! 21 Ağustos 2011’de yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi, 20 Mart 2021 gecesi yayımlanan bir kararnameyle hukuka aykırı biçimde toplumun büyük bir kesiminin itirazlarına rağmen yürürlükten kaldırıldı. Bu kararla birlikte kadınları şiddetten koruma sorumluluğundan geri adım atıldı; cezasızlık politikalarıyla güçlenen failler daha da cesaretlendirildi. Saldırılar bununla da sınırlı kalmadı. Belediyelere yönelik hukuksuz müdahaleler yalnızca halkın seçme ve seçilme hakkını ihlal etmekle kalmıyor, aynı zamanda cinsel şiddet sonrası destek hizmetlerine erişimi de engelliyor. Seçimle kazanılan belediyelere yapılan irade gaspıyla beraber, kadın dayanışma merkezleri, sığınma evleri ve şiddetle mücadeleye yönelik hizmetlere sekte vuruldu. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla birlikte toplumsal cinsiyet eşitliği fiilen askıya alındı; bugün anayasa değişikliği tartışmaları, ‘aile yılı’ söylemleri ve yargı paketleri eşliğinde haklarımız daha da daraltılmak isteniyor. Kadın haklarını hedef alan düzenlemelerle varoluşlar kriminalize edilmeye çalışılıyor, örgütlenme özgürlüğü ise sistematik biçimde kısıtlanıyor. Şiddeti önlemeye yönelik mekanizmaların tasfiye edildiği, buna karşılık şiddet uygulayanları koruyan bir düzen kuruluyor! Seçilmiş belediye başkanları ve milletvekilleri serbest bırakılmalı, belediyelere yönelik kayyum uygulamalarına son verilmeli; toplumsal cinsiyet eşitliği yeniden tesis edilmeli ve transların varoluşlarına ile sağlık haklarına yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır. Haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz!”