Sayfa Yükleniyor...
Dün, 17 bin 2 lira olarak açıklanan 2024 yılı asgari ücreti tepkileri de beraberinde getirirken DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, asgari ücrete ilişkin açıklama yaptı. Sarı “2 lirayı anladık ama 17 bini anlayamadık” derken 2 liraya ilişkin de dikkat çeken öneride bulundu.
Milyonlarca çalışanı doğrudan ilgilendiren asgari ücret belirleme çalışmaları, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 11 Aralık’taki ilk toplantısıyla başlamış ve dün yapılan son toplantıyla nihayete ermişti.
Dün Beştepe’de yapılan son toplantının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan 2024 asgari ücretinin 17 bin 2 lira olarak belirlendiğini söylemişti. Açıklamada Türk-İş Genel Başkanı Ergün Işıkhan ise karara şerh koyduklarını belirtmişti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce yılda sadece biz kez yapılacağını açıkladığı zamlı asgari ücreti, Kasım ayı açlık sınırının 14 bin 25 lira olduğu gerçeğiyle tartışmaları da beraberinde getirirken DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, konuya ilişkin açıklama yaptı.
Sarı, sokakta topyekun mücadele sözü verirken 17 bine artı 2 liraya da kinayeli gönderme yaptı.
17 BİNİ ANLADIK 2 LİRAYI ANLAYAMADIK
Asgari ücretin belirlenmesinde müzakere ya da mücadelenin değil iktidarın isteğinin olduğunun altını çizen Sarı, 2 lira için de öneri geliştirerek, “Asgari ücret görüşmelerini başladığı andan itibaren konfederasyon olarak sokakta mücadeleyle bir şeylerin kazanılacağını hep ifade ettik. Mutlaka kanunun ve yasanın gerektirdiği şekilde komisyonlar oluşturulmalı ama bu komisyonun içerisinde tüm taraflar olmalı. Asgari ücretliler olmalı, bütün sendika olmalı. Toplantıların hepsinin aslında bize göre çadır tiyatrosu olduğu aşikardır. Biz ilk günden beri diyoruz ki masada müzakereye tamam ama asgari ücretle ilgili bu ülkenin çalışanların yüzde 60’ının asgari ücret aldığı ve diğer ücretlerinin komşu ücretleri olduğu bir dönemde toplu ve çoklu yoksulluğa doğru hepimiz iteklenirken sokakta kazanılacağını ifade ettik. Örneğin bütün sendikalar birleşseydik asgari ücretin belirlenmesi konusunda bu ülkede bir gün ya da iki gün bir genel greve çıksaydık… Asgari ücretin bugün insaniyetsizlik bir ücret haline geleceğini biz ifade ediyoruz. Ama burada çok ilginç bir durum var. Komisyonlar toplandı. Boş boş. Sonra Saray’a çıktı. Saray’da yapılan görüşme sonucu, dün akşam saatleri itibariyle asgari ücret açıklanıyor. Biz 2 lirayı anladık ama 17 bin lirayı bir türlü anlayamadık. Yani işi tersinden okuyarak söylüyorum. Çünkü Aralık ayı yoksulluk sınırının 16 bin 300 lira olduğu bir dönemde asgari ücretli daha Ocak’ın birinde başlayacak ve 31 Ocak'ta çalışıp asgari ücreti aldığında ilk maaşıyla birlikte açlık sınırının altına inmiş olacak yine. Siz açlık sınırının altına inecek bir asgari ücreti belirlediğinizde bu ülkede derin yoksulluğu ve çoklu yoksulluğu getirerek toplumun sağlığıyla cıvatalarıyla ve vidalarıyla oynayarak sosyal patlamalara, sosyal cinayetlere, ayrılmalara sebebiyet vereceksiniz. Bunun olmaması için asgari ücret yoksulluk sınırının ortalaması alınarak belirlenmeli. Bir hanede iki kişi çalışıyorsa ve mesela yoksulluk sınırı 50 bin lira ise asgari ücret 25 bin lira olmalıydı. Ama iktidar tasarruftan ve Saray’ın harcamalarından vakit bulamadığı için asgari ücretli yine asgari yoksulluğa mahkum etti. İkincisi… Buradan önerimiz 17 bin 2 lira diyor. Bir fon oluştursunlar. Yaklaşık 15 milyon asgari ücretli var. 15 milyon asgari ücretliden her ay 2 lira keserler. Ayda 30 milyon yapıyor. 12 ayda 360 milyon yapar. Bunu fonda ve yükselen faizle değerlendirsinler. Bari yılda bir kere de o toplanan 2 liralardan asgari ücretliye bir ikramiye versinler diye dalga geçmeye başladık artık. Çünkü 17 bin lirasını anladık. 2 liranın ne olduğunu bir türlü çözemiyoruz” dedi.
40’I ÇIKMADAN YÜZDE 40’I ERİYECEK
Art arda gelecek zam furyasına da dikkat çeken Sarı, “Benim çok önemli bir tespitim var. Asgari ücreti almamızda 40 gün var. Asgari ücretin 40’ı çıkmadan yüzde 40’ı eriyecek” diye konuştu.
PATRONLARIN KAZANCINI SADECE YÜZDE 18’İ İŞÇİLERE
Türk-İş Genel Başkanı Atalay’ın açıklamadaki söylemlerini de değerlendiren Sarı, “Bir sene, iki sene önce masadan kalktılar. Bir sene sonra ‘arada 500 lira var’ dediler. Bu sefer 18 bin lira istemişlerdi. Verilen ve istenilen rakam arasında 998 lira eksik. 998 lira için bunu açıklamak bile bir sendikacı adına utanç verici. Değerli kağıt dedikleri ve her şeyin üzerine zam geleceği bir dönemde 18 bin lira bile telaffuz etmenin yanlış olduğunu sadece ve sadece yoksulluk sınırının kendilerinin belirlediği Türk-İŞ'in ya da TÜİK'in belirlemiş olduğu açlık ve yoksulluk sınırını baz aldığınızda… 20 bin, 30 bin, 40 bin diye bir rakam vermek istemiyor ama insanca yaşayacak bir ücretin bu ülkenin insanlarına verilmesi gerektiğine inanıyorum. Dünyanın en zengin patronu, en büyük patronu, en çok fabrikası olan bütün patronlarını getirin bir fabrikanın içerisine sokun. Hiçbir şey üretemezler. Ama işçiler o emekten, elini çektikleri andan itibaren o patronlar da yoksulluğa doğru yavaş yavaş gider. Çünkü bizim sırtımızdan kazandıklarıyla zengin oluyorlar. Toplam gelirlerinin yüzde 18’i sadece işçilere veriyorlar. Doğal olarak yüzde geri kalan yüzde 80’i zaten patronlarının zenginleşme ve varlık sebepleri. Genelde asgari ücret tartışmaları gündeme geldiğinde Şöyle bir konu gündeme geliyor hemen. Demokrasinin kılıcı gibi işverenlerinden de bir sopa ‘asgari ücret yükselirse işçi atarız.’ Buyurun atın. Bütün işleri atın. Nasıl üretim olacak”
300 VEKİLİN PATRON OLDUĞU BİR MECLİSTE…
Artan enflasyonla birlikte yüksek oranlı maaş artışlarının çözüm olmadığının altını çizen Sarı, “Temel gıda maddelerindeki artışı, tüketimdeki fiyat yükselişini, enflasyonu, rakamları aşağıya çekemediğiniz sürece bugün yüzde 60 da verseniz yüzde 100 de verseniz, iş değişmeyecek. Bugün sağ cebinden verdiğimizi sol cebinizden kaçırıyorlar. O yüzden başta vergi düzenlemesinin mutlaka yapılması gerekiyor. Hem dolaylı hemen direkt vergi olarak işçiler daha çok vergi veriyor. Siz maaşınız geçmeden zaten bir vergi dilimi oluyorsunuz. Bir veriyoruz, veriyorsunuz. Yetmiyor, cebinize koyduğunuz maaş üzerinden bir kafeye ya da markete gittiğinizde KDV ve ÖTV üzerinden de siz ikinci kez bir daha vergi diliminin altına soyuluyorsunuz. Aslında işçiler, emekçiler her koşulda dolaylı ve direkt vergi ödüyor. Biz yılın 365 günü çalışıyoruz. Bunun 162 gününü iktidara ya da Hazine ve Maliye Bakanlığına çalışıyoruz. Çünkü 162 günlük kazancımız vergi olarak iktidarın kasasına giriyor. O ne yapılıyor? Bize yol, su, elektrik olarak döneceğine teşkilat altında ya da SGK AFAD altından ya da vergi altında patronlar faydalandırılıyor. İşsizlik sigortası… İşsizlik sigorta işsizlere 7 milyar liralık pay ödenmişken 2023 yılında işverenlere 16 milyarlık teşvik verilmiştir. Yani her koşulda işçi sınıfı yan yana gelmek zorunda. İşçi sınıfı mecliste kendini temsil ettirmek zorunda. 300 tane milletvekilinin patron olduğu, fabrikaları olan bir mecliste işçinin hakları korunamaz. Biz iktidarların ya da muhalefettekilerin söyledikleriyle avunarak yaşamımızı kısmi bir daralma içerisinde ezilerek, sömürülerek yan yana durmadan tek tek yok edilerek bitirilecek” ifadelerini kullandı.
YAKINDA BİR ÇANTA DOLUSU PARAYLA EKMEK ALMAYA GİDECEĞİZ
Enflasyonist ortamda art arda gelen zamlarla ülkenin yakın zaman içerisinde yoksul dünya ülkelerini aratmayacağını belirten Sarı, şunları söyledi; “Eğer bu ekonomik politikalar ya da orta vadeli dedikleri program… Bunlar bile hayata geçse fazla değil üç sene sonra bir çanta dolusu parayla ekmek almaya gideceğiz. Gözden kaçırdığımız bir şey var. Rakam ne kadar yükselirse yükselsin, senin alım gücün düştüğü sürece değişen bir şey yok. Yani siz dün asgari ücrete dört tane çeyrek altın alırken bugün asgari ücrete iki tane çeyrek altın alıyorsanız zaten yarı yarıya bir kaybınız var. Dün ev kiraları bin 500 liraydı bugün 15 bin lira. Dün faizler yüzde 10-12’ydi. Bugün faizler yüzde 42,5. Bizim alım gücümüzün düştüğü her alanda ücret olarak yoksullaştırdığımız her alanda geleceğimiz de ipotek altına alan iktidarlar, kapitalist sistem içerisinde ya bu düzenin çarkına uyacağız. Un ufak olup ezilip toz olup yok olacağız. Ya da yan yana gelip bu düzenin karşı insanca yaşayacaksın. Ve insanca insanoğluna yakışır bir ücreti hep birlikte alacağız.”
KANUNDA BİR KEZ DİYE BİR HÜKÜM YOK
Zamlar gerçeğinin yanında yılda bir kez asgari ücret zammının yetersiz olacağının altını çizen Sarı, “Bu konuda kanunda böyle bir hüküm yok yılda bir kez belirlenir diye bir şey. Örneklerini yaşadık işte. Yılda iki defa da verilebiliyor. Ülkenin ekonomisi de, ülkenizdeki enflasyon iç rakamlar yükseldikçe asgari ücret tespit komisyonu iki ayda da, üç ayda da, dört ayda da, beş ayda da toplanabilir. Eskiden Emek Platformu diye bir platform vardı. Yaklaşık 17 yıldır emek platformu toplanmıyor. Toplam anlayışının sebebi bu. Bütün her şey, bir kişinin iki dudağı arasında olmasından kaynaklı. Eğer işçiler isterse, o ortak mücadele, yan yana mücadele verilirse yılda dört defa da belirlenebilir, yılda 10 defa da toplanabilir. Bunun önünde herhangi bir yasal engel yok. O yüzden biz de diyoruz ki her üç ayda bir yılda dört defa olmak üzere yani bu temel gıda maddelerindeki rakamlar durdurulana kadar ekonomik biraz daha toparlanana kadar dört ayda bir toplanmalı. Yılda dört defa toplanıp o günün şartlarını ve durumuna göre iyileştirme ya da sabit tutma durumu komisyonda ama kim tarafların olduğu bir komisyonda karar verilmelidir. Tek kişinin inisiyatifine bırakılmamalıdır” dedi.
Haber Merkezi