GÜNDEM

Eğitim-Sen’den istismar davasına tepki: Münferit değil, sistematik çürümenin sonucudur

Eğitim-Sen, Bartın’da 13 yaşındaki bir kız çocuğuna yönelik sistematik cinsel istismar davasının münferit değil, çocuk koruma mekanizmalarındaki çürümenin sonucu olduğunu belirtti

Eğitim-Sen, Bartın’da3 yaşındaki bir kız çocuğunun çok sayıda erkek tarafından sistematik biçimde cinsel istismara maruz bırakıldığı davaya ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Sendika, olayın yalnızca bireysel bir suç olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, çocukları koruyamayan politikaların ve kurumsal ihmallerin ağır sonuçlarının ortaya çıktığını vurguladı.
Açıklamada,2 Mayıs 2026’da görülen duruşmada 33 kişinin tutuklu yargılanmasına karar verilmesinin olayın boyutunu gözler önüne serdiği ifade edildi. İddialarda bazı faillerin çocuk yaşta olmasının ve istismarın uzun süre ortaya çıkarılamamasının, çocuk koruma mekanizmalarındaki sistematik ihmali açığa çıkardığı kaydedildi.

MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ

Sendikanın “Bartın’daki İstismar Davası Münferit Değil, Sistematik Çürümenin Sonucudur” başlıklı yazılı açıklamasında yer alan ifadeler şöyle: “Çocuk istismarını önlemenin yolu göstermelik politikalardan değil; bilimsel, laik, kamusal, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan ve hak temelli bir çocuk koruma sisteminden geçmektedir. Aileyi kutsarken çocuğun haklarını görünmez kılan, karma ve laik eğitimi aşındıran, toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan politikalar çocukları korumaz; istismarın üzerini örten sessizlik kültürünü büyütür. Bu dosya tüm yönleriyle aydınlatılmalıdır. Yargılama süreci çocuğun üstün yararı gözetilerek, mağdur çocuğu yeniden örselemeyecek biçimde yürütülmelidir. Faillerin ve sorumluluğu bulunan herkesin etkin ve şeffaf biçimde yargılanması sağlanmalı; kurumsal ihmaller, denetimsizlikler ve çocuk koruma sistemindeki yapısal eksiklikler açığa çıkarılmalıdır. Başta Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumlar kamuoyuna açık, şeffaf ve hesap verebilir bir bilgilendirme yapmalıdır. Çocukların okuldan kopmasını önleyecek erken uyarı sistemleri güçlendirilmeli; her okulda yeterli sayıda psikolojik danışman, sosyal hizmet uzmanı ve çocuk koruma konusunda yetkin personel görevlendirilmelidir. Kadını ve çocuğu her türlü şiddet, sömürü ve istismardan korumayı hükme bağlayan uluslararası sözleşmelerin gerekleri yerine getirilmeli; çocuğun üstün yararı esas alınarak Türk Ceza Kanunu’nun koruyucu hükümleri etkili biçimde uygulanmalıdır. Faillerin cesaret aldığı yargı kararlarına bir yenisi daha eklenmemeli; tüm sorumlular bağımsız, etkin ve şeffaf biçimde yargılanmalıdır.  Medya başta olmak üzere herkes, çocuğun kimliğini açığa çıkarabilecek, çocuğu yeniden travmatize edebilecek, olayı magazinleştirecek ve istismarı teşhir diliyle yeniden üretecek her türlü yayın ve paylaşımdan kaçınmalıdır. Eğitim Sen olarak çocukların yaşam hakkını, eğitim hakkını, bedensel ve ruhsal bütünlüğünü savunmaya devam edeceğiz. Çocukları korumayan, istismarı önlemeyen, ihmalleri görünmez kılan hiçbir politikayı kabul etmiyoruz. Çocuklar susmaz, biz de susmayacağız! Çocuk istismarının, ihmallerin ve cezasızlığın karşısında mücadelemizi sürdüreceğiz!”