Ekonomik kaygı gençlerin uykusunu kaçırıyor

Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeynep Zeren Uçar, işsizlik ve gelir kaybının özellikle gençlerde uykusuzluk başvurularını artırdığını, uyku bozukluğunun ciddi sağlık riskleri ve toplumsal etkilerinin giderek derinleştiğini ifade etti

  • Oluşturulma Tarihi :
  • Güncelleme Tarihi :
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Ekonomik kaygı gençlerin uykusunu kaçırıyor haberinin görseli

KEMAL ÖZKURT – ÖZEL HABER - Türkiye’de son yıllarda artan ekonomik belirsizlikler, yüksek enflasyon ve işsizlik, toplumun ruh sağlığını olumsuz etkilerken uyku düzenini de bozuyor. 2021’de 39 ülkede yapılan küresel bir araştırmaya göre Türkiye’de düzenli olarak iyi uyuduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 50’de kaldı ve ülke 37’nci sırada yer aldı. Aynı çalışmada katılımcıların yüzde 40’ı kendini sık sık stres altında hissettiğini belirtirken, uyku kalitesinin sosyoekonomik durumla doğrudan ilişkili olduğu görüldü. Üst gelir grubunda iyi uyuduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 57 iken, ev kadınlarında bu oran yüzde 41’de kaldı. Araştırmalar, özellikle genç nüfusta ekonomik belirsizliklerin uykusuzluğu artırdığını ortaya koyarken, Z kuşağının yüzde 70’inin finansal stres nedeniyle geceleri uyumakta zorlandığı tespit edildi. Son iki yılda uykusuzluk başvurularında belirgin artış yaşandığını vurgulayan Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeynep Zeren Uçar, insomnianın temel nedenleri arasında işsizlik, iş kaybı ve ani gelir kayıplarının öne çıktığını belirtti. Uykusuzluğun yaş sınırının giderek aşağı indiğine dikkat çeken Uçar, ergenlik döneminden itibaren lise ve üniversite çağındaki gençlerin ciddi risk altında olduğunu, genç nüfusta hem uyku bozukluklarının hem de buna bağlı sağlık sorunlarının hızla arttığını ifade etti.

uykusuzluk

- REKLAM -

SON İKİ YILDA BAŞVURULAR ARTTI

Özellikle son iki yılda ekonomik kaygılara bağlı uykusuzluk başvurularının arttığına dikkat çeken Uçar, “Sosyoekonomik düzeyi düşük, maddi sıkıntıları olan kişilerde daha çok insomnia (uykusuzluk) görüldüğü saptandı. Uykusuzluk bir toplumda yüzde 5 ile yüzde 20 arasında değişiyor. Eğer kişide sosyoekonomik sıkıntı varsa bu oran yüzde 40’ları buluyor. Yani ciddi oranlar bunlar. Son yıllarda uykusuzluk nedeniyle polikliniğimize başvuruların arttığını görüyoruz. Özellikle iş kaybı bunun ana nedenlerinin başında geliyor. Eskiden daha çok geçirilmiş travmalar nedeniyle hastalarımız başvuruyordu. Ancak günümüzde insomnianın en büyük nedeni işsizlik, iş kaybı ve ani para kaybı. Bunlara bağlı evliliklerin sona ermesi gibi nedenlerle başvuran hasta sayısında, özellikle son iki yılda ciddi bir artış var” diye konuştu.

uykusuzluk

- REKLAM -

GENÇLER DAHA BÜYÜK TEHLİKE ALTINDA

Ekonomiye ve strese dayalı uyku bozukluğu başvurularının özellikle 18–28 yaş grubunda ciddi artış gösterdiğini ifade eden Uçar, “Bu sosyoekonomik durumu düşük olan kişilerin iş ve istihdamındaki azalmalar, evde oturmaları ve saatlerce bilgisayar başında kalmaları sonrasında uyku problemleri en çok bu grubu etkiledi. Çocuk yaşta çok hastamız geliyor. 18–28 yaş arasında ciddi bir artış olduğunu görüyoruz. Yine orta yaş grubunda da işten atılma ya da iflas gibi durumlar yaşayanlarda ciddi bir artış var. Eskiden yaşlılar ‘artık ben uyuyamıyorum’ diye gelirdi. Onlarda insomniayı çok görürdük. Çünkü bütün gün dinlendikleri için gece uyuyamazlardı. Ama şimdi onlardan çok genç ve orta yaş grubuna kaydık” diye konuştu. Uykusuzluğun yaş sınırının giderek aşağı indiğine dikkat çeken Uçar, özellikle ergenlik dönemindeki yaş gruplarının ciddi risk altında olduğunu belirterek, “Bu durum gerçekten okul çağına doğru iniyor. Üniversite ve lise çağındaki çocuklarda da artık ciddi sıkıntılar var. Oraya doğru kayıyor. Gençler daha büyük tehlike altında ve bu sayı çok daha artabilir” dedi.

uykusuzluk

- REKLAM -

UYKUSUZ BİREY ÖFKESİNİ KONTROL EDEMİYOR

Uykusuzluğun uzun vadede hem bireysel hem de toplumsal açıdan ciddi riskler barındırdığını ve en başta öfke problemi gibi sorunlara yol açtığını söyleyen Uçar, “Uyku, beynin dinlendiği ve resetlendiği bir evre. Aynı zamanda duyguların düzenlendiği bir süreçtir. Bir birey 6 saatten az uyuyorsa ya da yatakta kalmasına rağmen kaliteli uyku süresi 6 saatin altındaysa, ertesi gün beyin dinlenemediği için duygu kontrolü sağlanamıyor. Öfke atakları yaşanıyor. Her gün duyuyoruz; insanlar birbirini öldürüyor ve bunu çok kolay yapıyor. Birey düzenli uyumadığı zaman ertesi gün öfkesini ve sinirini kontrol edemiyor, depresif oluyor, işine konsantre olamıyor. Algısı düşüyor, yaptığı işteki verimi azalıyor. Okula gidiyorsa başarısı düşüyor. Çünkü yarım saatte yapacağı işi, beyin dinlenmediği için üç saatte yapamıyor” ifadelerini kullandı.

kalp krizi

- REKLAM -

UYKUSUZLUK GENÇLERDE KALBİ VURUYOR

Uykusuzluğun ek hastalıkların ortaya çıkmasına da neden olduğunu ve özellikle gençlerde ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını belirten Uçar, “Gençlerde az uyku, erken yaşlarda çeşitli ikincil hastalıkların oluşmasına neden olabilir. Eskiden hastanelerde ileri yaşta kalp hastalıkları tedavi edilirken, artık çok daha genç yaşta diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalıkları nedeniyle başvuranları görüyoruz. Aynı şekilde bu durum psikiyatrik hastalıkları da tetikleyebiliyor. Az uyunduğunda gece parasempatik sistem değil, sempatik sinir sistemi aktif oluyor. Bu durum ertesi gün de devam ediyor ve tansiyonun yükselmesine neden oluyor. Yani aslında bütün organları ve sistemleri etkiliyor. Trafik ve iş kazaları ise ayrı bir risk. Ertesi gün az uyuyan bir insan trafikte adeta bir canavar gibi oluyor. Yapılan çalışmalar da alkollü bir sürücünün reflekslerinden bile daha kötü reflekslerin, altı saatten az uyuyan kişilerde ortaya çıktığını gösteriyor” diye konuştu.

Kaynak : HABER MERKEZİ

Okumaya Devam Et

Aşağı kaydırmaya devam edebilir veya ilgi alanınıza göre seçim yapabilirsiniz.