İzmir Ticaret Borsası (İTB) şubat ayı olağan meclisi Meclis Başkanı Gökhan Tuncer’in yönetiminde gerçekleşti. Toplantıya İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Erkut Güre’nin yanı sıra 13. Ağır Ceza Dairesi Başkanı Erkan Özkaya ile İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ile meclis üyeleri katıldı. Çalışmalarını yargıdaki olumsuz algıyı değiştirme üzerine yaptıklarını söyleyen Başsavcı Güre, “Devlet bizden adaletli olmamızı, vatandaş da erişilebilir ve hızlı karar alan bir kurum olmamızı istiyor.Geldiğimiz günden beri herkese korkulacak bir kurum olmadığımızı anlatıyoruz. Hiç kimseye yasak delillerle kumpas kurulmasına izin vermeyeceğimizi, ancak yasal bir delil bulunması halinde de kişilerin kim olduğuna bakılmaksızın yasal çerçevede gereğini yapacağımızı söylüyoruz. Şehir ile yargı arasındaki güven sorununu aşmaya çalışıyoruz ve aştığımızı da düşünüyoruz. Bizim işimiz soruşturmaları adil ve hızlı olarak yapmaktır. Adliyenin kapısı tüm kurum ve kuruluşlara açtık” dedi.İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli de konuşmasında Koronavirüsünün küresel büyümeyi bile önemli ölçüde aşağı çekmesini beklediklerini vurgulayarak böyle bir ortamda akılcı davranmak gerektiğini savundu.
REKABET İÇİN HUKUKTA GÜÇ ŞART
İş insanlarının kar ve zarar dengesinin anlık olarak değişmesi nedeniyle iş uyuşmazlıkları konusundaki davaların hızla sonuçlanmasını istediklerini bildiğini belirten Güre, bu yolda ‘Arabulucuk’ sistemi gibi alternatif yöntemlere yönelindiğini anlattı. Dünyada büyük sermayenin parayla birlikte, iş alanlarında oluşan uyuşmazlıkları da yönettiğini vurgulayan Başsavcı, “Uluslararası tahkim denilen şey emperyalist sermayelerin, uyuşmazlıkları da kendi lehlerinde çözebilmelerini sağlamak üzere kurdukları düzen aslında. İstanbul’da dabu mekanizmaların kurulmaya başlanması önemli. Belki geliştirilmesi ve yaygınlaşması gerekiyor çünkü biz uluslararası alanda ekonomide rekabetçi olacaksak hukuk alanında da güçlü olmamız gerekiyor. Bu yolla milli sermayemizi koruyabiliriz. Çünkü ekonomisi gelişen bir ülkede uyuşmazlıklar da büyüyecek ve çeşitliliği artacaktır” ifadelerini kullandı.

BİZDEN FARKLI DEĞİLLER
Yargının da kendi içinde ve çalışma mekanizmasında sorunlar olduğunu vurgulayan Güre, Türkiye’de herkesin bu mekanizmaya sahip olmaya çalıştığını belirtti. Yargı, devlet ve toplumun içinde tüm kurumların hakim olmaya çalıştığı bir yapı diyen Kamil Erkut Güre, “Bu öyle bir sihirli kelime ki herkes sahip olmaya, etki etmeye ve güç olarak yanına çekmeye çalışıyor. Biz bunun farkındayız. Bu dünyada da böyle. Uzun yargılamalarla ilgili olanlar başta olmak üzere haklı olan eleştirilerin yanı sıra baktığınızda kimi eleştirilerin de haksızca yapıldığını söylemek mümkün. Dünyada çok geliştiğini söylediğiniz yargı kurumlarının çoğu bağımsız gözükür, cilalıdırlar ancak bizden daha farklı değildir. En az bizim kadar sorunları var” diye konuştu.

İNGİLTERE İLE ANLAŞMALI
İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli de konuşmasında Koronavirüsünün küresel büyümeyi bile önemli ölçüde aşağı çekmesini beklediklerini vurgulayarak böyle bir ortamda akılcı davranmak gerektiğini savundu. Brexit ile ilgili de konuşan Kestelli, İzmir’in İngiltere’ye olan ihracatının 600 milyon dolar civarında olduğunu anımsatarak “AB ile İngiltere muhtemelen Kanada modeli vari bir anlaşma imzalayacak. Bizim de en geç bu yılın sonuna kadar İngiltere ile bir serbest ticaret anlaşması imzalamamız gerekiyor. Bunu başaramazsak, açık ara en yüksek cari fazla verdiğimiz İngiltere ile ticarette ciddi bir olumsuzluk yaşayabiliriz. Gelişmeleri takip ediyor olacağız” ifadelerini kullandı.
KORONA TEHDİDİ
Çin’de ortaya çıkan Korona Virüsü’nün ekonomiye olası etkilerini tartıştıklarını belirten Başkan Kestelli, “Geçtiğimiz aylardaki gündemimizde Çin ile Amerika arasındaki ticaret savaşına göre pozisyon belirlemeye çalışıyoruz diyorduk. Tam bu sorun aşıldı derken bu kez Korona virüsünün neden olduğu yeni bir ekonomik senaryonun olası etkilerini hesaplamak için uğraşıyoruz. Daha geçen ay gündemimize giren Korona virüsü, şu an itibariyle İran sınırımıza dayanmış durumda. Dünyada tarımdan turizme, otomotivden tekstile çok sayıda sektör ciddi bir belirsizlik içinde. Virüsün küresel büyümeyi bile önemli ölçüde aşağı çekmesi bekleniyor. Böylesine bir ortamda akılcı davranmak, bin düşünüp bir adımatmak durumundayız. Özellikle tarım ürünleri alanında güvenilir kaynak algımızı artıracak, kalite çıtamızı yükseltecek yatırım hamlelerine yönelmeliyiz. Ekonomik etkileri bir tarafa, Korona virüsü nedeniyle hayatını kaybeden binlerce insan için üzüntülerimi bildirmek isterim. Umarım bu meselenin altından, ABD Başkanı Trump’ın “havalar ısınınca sorun da biter” tezi kadar kolay çıkabiliriz” diye konuştu.
YENİ İSİM ‘İKLİM FELAKETİ!’
İklim değişikliği riskinin gün geçtikçe farklı bir boyuta taşındığını dile getiren Başkan Kestelli, “Hatırlayacağınız üzere, Dünya Sağlık Örgütü de geçtiğimiz aylarda 21. Yüzyılın en büyük sağlık tehdidini iklim değişikliği olarak açıklamıştı. Bu nedenledir ki dünya artık “İklim değişikliği” ifadesini terk etti. Çünkü bu ifade durumun ciddiyetini küçültüyor. Yaşadığımız sorunun yeni adı “İklim krizi” veya “İklim felaketidir.” Öncelikle kullandığımız dili ve küçümseyici yaklaşımı değiştirmeliyiz. İklim değişikliğinin etkileri türlerin yok olmasına, gıda ve sağlık sistemlerinin çökmesine neden olmadan önce harekete geçmeliyiz” diye konuştu.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın