Sayfa Yükleniyor...
13 yıldır tekerlekli sandalyede yaşamını sürdüren Bekir Atsız, eve hapsolmuş engelli bireylere örnek olabilmek amacıyla masa tenisi oynamaya başladı. 2 yıl önce katıldığı Türkiye turnuvasında ikincisi oldu
E. ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER
Emekli astsubay Bekir Atsız 70 yaşında. Eşiyle birlikte İzmir’in Buca İlçesi’nde yaşıyor. Onun hayatı her insanın bir engelli adayı olduğunu yeniden hatırlatıyor. Emekli olduktan sonra dükkan açarak tamir işleri yapmaya başlayan Atsız, ilk acıyı 2003 yılında oğlunu bir motosiklet kazasında kaybederek yaşadı ve uzun süre kendine gelemedi. 2005 yılındaki hayatını değiştiren kazada ise yüksekten düşmesi sonucu omurilik felci geçirdi. Çevredekilerin yardımıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesine kaldırılan Atsız, omuriliğinden üç kez ameliyat oldu, ardından fizik tedavi gördü. 13 yıldır tekerlekli sandalyede yaşamını sürdüren Atsız, asla yaşama küsmedi. Engeli ve ilerleyen yaşına rağmen, her zaman hayatın içinde yer aldı. Tesadüfen tanıştığı Buca Engelliler Derneği’nde verilen kurslara katılarak kendine hobiler edindi. Eve hapsolmuş engelli bireylere örnek olabilmek amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesinin engelliler takımında 4 yıl boyunca masa tenisi oynadı. Katıldığı müsabakalarda aralarında Türkiye ikinciliği de olmak üzere çeşitli kupalar kazandı. Taburcu olduktan sonra tek başına yurtdışına çıkarak görmek istediği ülkeleri gezdi. Yardım almadan büyük ölçüde kendi hayatını sürdüren Atsız, aynı zamanda eve hapsolmuş engelli bireyleri yaşama katılmaları yönünde teşvik ediyor.
İMKANSIZLIKLAR NEDENİYLE OKUYAMADI
Ödemiş’te dünyaya gelen 70 yaşındaki emekli astsubay Bekir Atsız, mesleği nedeniyle Türkiye’nin birçok ilinde görev yaptığını belirterek, “1968 yılında Ödemiş’ten ayrıldım. Endüstri meslek lisesi mezunuyum. Makinelere karşı ilgim vardı, mühendis olmak istemiştim ama ailemin durumu kötüydü. Durumumuz olmadığı için bir yere yerleşemedim. O dönem orduya astsubay alımları başladı. Başvurdum ve girdim. Diyarbakır’a tayinim çıktı. 2 yıl sonra evlendim. 4 yıl orada kaldıktan sonra Bandırma’ya tayinim çıktı; 8 yıl orada… 10 yıl da Eskişehir… 1991 yılında emekli oldum. Eşim ve iki oğlumla birlikte yeniden İzmir’e döndük. Bir dükkan açtım. Ticari buzdolabı imal edip satıyordum. Küçük oğlum okumadı. Diğer oğlum ise astsubay bir arkadaşım ile birlikte yanımda çalışıyorlardı. İki oğlumu da o dönem peş peşe evlendirdim. Ardından 2003 yılında bir motosiklet kazasında küçük oğlumu kaybettim. 25 yaşındaydı, uzun süre kendime gelemedim” dedi.
HAYATI BÖYLE KABUL ETTİM
Oğlunu kaybettikten iki yıl sonra hayatını değiştiren o kazayı yaşadığını dile getiren Atsız, “2005 yılında bir arkadaşımın iş yerindeki ticari dolaba bakarken yüksekten düştüm. Hemen Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesine kaldırdılar. Omuriliğimden 3 kez ameliyat oldum. 8 ay sonra taburcu oldum. Ben bu halime yine de şükrediyorum. Engelli olduktan sonra benim için çok bir şey değişmedi. Ben hayatı böyle kabul ettim. Hastanedeki genç çocukları görünce kendi durumumla barıştım. Ben yaşlı bir adamdım ama onlar gencecikti… Evde her türlü işimi kendim yapıyorum. Gündüzleri gelip burada atölyede çalışıyorum. Evde de yaptığım objeler var. Takımlarım hep hazırdır, boş durmam. Çok seyahat ederim. Senede bir Bosna’ya giderim. Akrabalarım var, onları ziyaret ederim. Genelde tek başıma gidiyorum” ifadelerini kullandı.
SAĞLAM İNSANDAN FARKIM YOK
60’lı yaşlarında masa tenisi oynamaya başladığını söyleyen Atsız, amacının eve hapsolmuş engelli bireyleri teşvik etmek olduğunu belirterek şunları söyledi: “İzmir Büyükşehir Belediyesinin engelli masa tenisi takımındaydım. Her yıl Türkiye Engelliler Federasyonu, masa tenisi turnuvası düzenlenir. Oraya iki kez katıldım. 2016 yılında bireysel olarak aldığım ikincilik kupam var. Bir sene sonra ise takım olarak katıldık ve ikinci olduk. Bu yıl yeniden lisans alabilmek için hastaneye gittiğimde kalp damarlarımdan birinde yüzde 40 tıkanıklık olduğunu söylediler. Bu yüzden lisans alamadım. Üzüldüm çünkü seviyordum masa tenisini; iyi de oynuyordum. Aslında asıl amacım engelli genç kardeşlerime örnek olabilmekti. Onları sosyalleşmeleri ve topluma karışmaları konusunda teşvik etmeye çalışıyorum. Omurilik felci geçirmeden 3 ay önce araba almıştım. Balkan turuna çıkacaktım ama nasip olmadı. O kazayı yaşadım. Hastaneden taburcu olduktan sonra hemen o hayalimi gerçekleştirdim. Tekerlekli sandalyem ile 10’un üzerinde ülke gezdim. Almanya, İtalya ve İspanya’ya gitmeyi de çok istiyorum. Uzak Doğu’ya da gitmek istiyorum. Benim şu anda da sağlam insandan farkım yok. Hayatın tadını çıkarmaya çalışıyorum.”
Haber Merkezi