GÜNDEM

Eylem Tok’tan cezaevinden mektup: Yasal varislerle helalleştik

İstanbul'da Oğuz Murat Aci’nin hayatını kaybettiği kazanın ardından ehliyetsiz oğlunu ABD’ye kaçıran ve orada tutuklanan Eylem Tok, cezaevinden 3 sayfalık bir mektup paylaştı. Tok, Aci ailesinin yasal varisleriyle sulh anlaşması yaparak helalleştiklerini ileri sürdü.

İstanbul’da meydana gelen ve Oğuz Murat Aci’nin ölümüyle sonuçlanan kazanın ardından, oğlu Timur Cihantimur ile birlikte kaçtığı ABD’de tutuklu bulunan Eylem Tok, cezaevinden sessizliğini bozdu. Yazdığı 3 sayfalık mektupta kaza gecesi yaşananların bir "linç kampanyasına" dönüştüğünü savunan Tok, olay anında bir anne içgüdüsüyle ve çaresizlikle hareket ettiğini iddia etti. Hayatını kaybeden Aci'nin ailesinin acısını paylaştığını belirten Eylem Tok, yasal varislerle sulh anlaşması imzalayarak helalleştiklerini öne sürerken, kaza yerindeki bir telefonu aldığı ve polisin aranmasını engellediği yönündeki iddiaları ise reddetti.

“TEK DÜŞÜNCEM, ÇOCUĞUMU KORUMAKTI”

Eylem Tok mektubundan şu ifadelere yer verdi;
“Uzun süre sessiz kalmayı tercih ettim. Ancak zaman geçtikçe, kaza gecesi yaşananlara dair polis ve bilirkişi raporları dikkate alınmadan yapılan eksik, hatalı ve ön yargılı yorumların bir linç kampanyasına dönüştüğünü üzülerek gördüm.
Oğlum Timur, kaza günü üniversite sınavına hazırlanan henüz6 yaşında bir çocuktu. 2 yıldır tutulduğu cezaevinde liseyi tamamladı ve üniversite derslerini almaya başladı. 
O talihsiz kaza anında ben bir anneydim; neyin doğru neyin yanlış olduğunu sağlıklı şekilde değerlendirebilecek durumda değildim. Aklımdan çok içgüdülerimle hareket ettim. Tek düşüncem, korkmuş ve sarsılmış olan çocuğumu korumaktı.
Bugün geriye dönüp baktığımda, elbette derin bir sorgulama içindeyim. Eğer bir hata varsa, bunun en büyük sorumluluğu anne ve babası olarak bize aittir. 
Evladımızı çok sevdik, çok koruduk; belki de bazı anlarda gerekli sınırları koyamadık. Bunun yükünü her gün yüreğimde taşıyorum.
Oğlumun nasıl bir çocuk olduğunu onu tanıyanlar bilir. Hassas, vicdanlı ve kalbi temiz bir çocuktur. Ancak o gün yaşananlar onun hayatında da derin izler bıraktı. Bunun bilincindeyim ve inkar etmiyorum.

“KAZA YERİNE GİTMEDİM, POLİSİN ARANMASINA ENGEL OLMADIM”

Hakkımda en çok konuşulan konulardan birine de açıkça değinmek isterim: Ben kaza yerine gitmedim. Oradan bir telefon almadım ve polisin aranmasını engellemedim. Buna rağmen oluşan algı beni derinden üzmektedir. Oysa gerçekler resmi raporlarda açıkça yer almaktadır.

O gece yaşadığım duyguları tarif etmek çok zor. Oğlum şok halindeydi, ben ise korku ve panik içindeydim. Ne olduğunu anlamaya çalışırken zihnim dağılmış, kalbim sıkışmıştı. Ne yapacağımı bilemez haldeydim. Bir süre uzaklaştım. Bu bir kaçış değil, çaresizlik içinde yönümü bulma çabasıydı. Ancak hiçbir şey düşündüğüm gibi gelişmedi.

“OĞUZ MURAT ACİ'NİN YASAL VARİSLERİYLE HELALLEŞTİK”

Bu olayda en büyük acının, hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci'nin ailesine ait olduğunu biliyorum. Bir anne olarak, onların yaşadığı acının tarifi olmadığını tüm kalbimle hissediyorum. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine sabır diliyorum. Bu kaybın telafisi yok, biliyorum. Ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim.
Bir annenin kendi çocuğunu koruma çabası, başka bir ailenin acısını hafifletmez. Bunun bilincindeyim ve bu gerçekle yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum.
Hayatım boyunca çocuklar için emek verdim; onları anlamaya ve korumaya çalıştım. O gece benim oğlum da bir çocuktu... Ve ben sadece onu korumak istedim. Belki eksik kaldım, belki yanlış yaptım... Bunun muhasebesini her gün, her gece yapıyorum.
Şunu tüm içtenliğimle ifade etmek isterim: Biz kimseye bilerek ya da isteyerek zarar vermedik.
Süreç boyunca yaşananlar yalnızca hukuki değil, aynı zamanda derin bir insani sınav oldu. Hakkımızda söylenenler ve yapılan yorumlar zaman zaman beni çok yordu. Ancak kimseye kırgın değilim. Çünkü insanlar çoğu zaman gerçeği değil, kendilerine anlatılanı görüyor.
Benim gönlüm herkese açıktır. Kırdığım ya da üzdüğüm kim varsa affını diliyorum. Tek isteğim, gerçeklerin bilinmesi ve kalplerin biraz olsun yumuşamasıdır.
Bu satırların bir savunma olarak değil, bir annenin yüreğinden dökülen duygular olarak görülmesini isterim.