FETÖ Komisyonu gerçekleri ortaya çıkardı

15 Temmuz FETÖ Darbesini Araştırma Komisyonu Üyesi AK Parti İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, “FET֒nün 2002'den sonra devlet kurumlarına sızdığını söylüyorlar. Böyle bir şey yok. Komisyon ortaya çıkardı ki bu 40 yıllık bir örgüt” dedi


  • Oluşturulma Tarihi : 25.11.2016 09:28
  • Güncelleme Tarihi : 25.11.2016 09:28
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
FETÖ Komisyonu gerçekleri ortaya çıkardı

E. ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER

15 Temmuz darbe girişimini, darbelerin ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla 7 Ekim’de TBMM’nin ilk toplantısıyla çalışmalarına resmen başlayan “15 Temmuz FETÖ Darbesini Araştırma Komisyonu” şimdiye kadar aralarında eski genelkurmay başkanları, polis müdürleri, valiler ve mağdurlardan oluşan birçok ismi dinledi.

Üyeler, 15 Aralık’tan itibaren elde toplanan bilgiler ve belgeler ışığında komisyon raporunu yazmaya başlayacak. Komisyon üyelerinden AK Parti İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, çalışmalara dair detayları gazetemize anlatarak, Türkiye gündemine ilişkin önemli mesajlar verdi.

RAPORDA DEVLET KATLARINA ÖNERİLER OLACAK

AK Parti olarak bir an önce raporu bitirerek kamuoyunun görüşüne sunmak istediklerini kaydeden Kocabıyık, “Komisyon muhalefet partilerinin önergesi ile kuruldu. Biz de bu önergeye destek verdik ve dört partinin ortak talebiyle FETÖ darbe komisyonu kuruldu. Komisyonun 15 üyesi var. Kısaca komisyonun görevleri, örgütün dününü, 15 Temmuz’u ve bir daha böyle bir girişim yaşanmaması için devletin hangi tedbirleri alması gerektiğinin araştırılması. Komisyon üyeleri gelen misafirlerle istedikleri biçimde diyalog kurabiliyorlar. Komisyon son derece ahenkli ve güzel çalışıyor. Şu ana kadar çok iyi sonuçlar aldık. Yaklaşık 33 kişi dinlendi. 15 Aralık'tan itibaren elde toplanan bilgi havuzu ışığında ve belgelerle raporumuzu yazmaya başlayacağız. Raporu yazmak aşağı yukarı 15-20 gün sürer. Darbe komisyonunun süresi meclis tüzüğüne göre ilk olarak 3 ay veriliyor, gerekli görülürse 1 ay daha ek süre veriliyor. AK Parti olarak bir an önce bu raporu bitirelim ve kamuoyunun görüşüne sunalım istiyoruz. Raporda devlet katlarına öneriler olacak. Çünkü komisyonun kuruluş amaçlarından biri de bu olarak belirtiliyor” dedi.

KENDİNİ ÇOK İYİ GİZLEMİŞ

Örgütün 2002 yılından sonra devlet kurumlarına sızdığı yönündeki iddialara yanıt veren Kocabıyık, komisyon çalışmaları sayesinde örgütün 40 yıllık geçmişi olduğunu ortaya çıkardıklarını açıkladı. Kocabıyık, “Çalışmalar esnasında gördük ki, FETÖ tarihimizin en korkunç, en acımasız ve 40 yıldır devletin çeşitli kademelerine sessizce sızmış bir örgüt. Kendini çok iyi gizleyen, farklı yöntemleri olan bir örgüt. Hücre sistemiyle çalışıyorlar. Bir hücre diğer hücreyi tanımıyor. Kendine özgü bir çalışma prensibi var. Zaten istihbarat organları bu yüzden çok fazla bunları haber alamadı. Bazıları ‘2002'den sonra kurumlara sızdılar’ diyor. Böyle bir şey yok. Komisyon ortaya çıkardı ki bu 40 yıllık bir örgüt. Komisyona gelen her konuk şunu söyledi: ‘15 Temmuz’u önleyen en önemli aktör Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.’ Bunu hangi görüşten olursa olsun oraya gelen herkes tekrarladı. Cumhurbaşkanımız televizyonda vatandaşı meydanlara davet ettiği açıklamayı yaptıktan sonra darbeciler psikolojik üstünlüğü kaybetti” diye konuştu.

YAYINLANAN EMİRNAME BİZİ BİR FELAKETTEN KORUDU

15 Temmuz gecesi darbe girişimini eniştesinden öğrendiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, sözlerinin ardından en çok tartışılan konu MİT'in istihbarat zafiyeti olmuştu. Komisyonun ortaya çıkardığı önemli gerçeklerden birinin bu konuda ortaya atılan spekülasyonların aydınlatılması olduğuna dikkat çeken Kocabıyık, “O gece neden istihbarat alınmadı, neden engel olunmadı şeklinde gibi MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, birçok kesim tarafından suçlanıyordu. Komisyonda öğrendik ki, aslında MİT saat 15.00’da bir şekilde istihbarat almış. Bu istihbaratı Genelkurmay Başkanı’na iletmiş. Genel Kurmay Başkanı kendine göre bir tedbir alarak bir emirname yayınlamış. Hiçbir hava aracı kalkmayacak, hareketlilik olmayacak diye... Bu tedbirler darbecileri korkutmuş ve saat 03.00’da yapacakları kalkışmayı saat 21.00’a çekmişler. Komisyon çalışmalarında ortaya çıktı ki, bizi kurtaran onların çabaları olmuş. Bu çabaları az ve eksik bulabiliriz ama hepten bir ihmal yok. MİT Müsteşarı saat 18.00 gibi Cumhurbaşkanını aramış. Koruma müdürüne, ‘Koruma eksiğiniz var mı?’ diye sormuş. Bu iki insan çok seslendirmesem de benim de kafamda sorumlu iki kişiydi. Fakat şimdi öyle düşünmüyorum. Bu iki kişinin istihbarat ve önlem alma konusunda belki bir takım şeyleri eksik ama yayınlanan emirnamenin bizi bir felaketten koruduğu ortaya çıktı. Darbe 03.00’da yapılsaydı, darbeciler devleti ele geçirirdi. Cumhurbaşkanını ve Başbakanı öldürürlerdi. En az 1 ay sürecek bir iç savaş yaşardı Türkiye. Türkiye, 20 sene kendini toparlayamayacak bir hale düşerdi. MİT Müsteşarı ile Genel Kurmay Başkanı’nın bazılarına küçük görünen çabaları Türkiye’yi bölünmekten, felaketten ve faciadan kurtardı” ifadelerini kullandı.

1999 YILINDA SİLAHLI KALKIŞMA OLABİLECEĞİ SÖYLENMİŞ

Komisyon çalışmaları sırasında yıllar öncesinde örgüt hakkında devlet kademelerine çeşitli uyarılar yapıldığının ortaya çıkarıldığını dile getiren Kocabıyık,şunları söyledi: “1982 yılından itibaren bu örgütün tehlikeli ve korkunç olduğunun tespiti yapılmış. FET֒cüler hazırladıkları bazı belgeleri imha etmeyi unutmuşlar. O belgeler bir depoda bulunmuş. Bu belgelerde örgütsel yapı, şema hepsi var. Hatta ikinci Fethullah Gülen'in kim olacağı bile yazıyor. 1992 yılında örgüt iyice tespit edilmiş. O yıla ait bir raporda örgütün polis okullarının yarısını ele geçirdiği yazıyor. 1999 yılında hazırlanan bir raporda Ecevit iktidarına, FET֒nün gelecekte silahlı bir kalkışma yapabileceği söylenmiş. Ama bu raporların hiçbiri dikkate alınmamış. Mustafa Arslan diye bir profesör komisyonda örgütü analiz etti. ‘Bu örgüt istihbarat teşkilatları tarafından yakalanamıyor çünkü başka hiçbir örgütte olmayan bir evrimleşme ve yayılma kabiliyeti var’ dedi. Girdiği bir sosyal cemiyetin veya devlet yapısının içinde o yapıya bürünüyor ve orayı ele geçiriyor. Legal bir yapıda, illegal hedeflerine ulaşmak için insan haklarını, vatanseverliği, Müslümanlığı, milliyetçiliği kullanıyor. Gerekirse şarap gerekirse rakı içiyor. Gerekirse alem yapıyor.”

REJİM DEĞİL SİSTEM DEĞİŞECEK

Türkiye’nin darbeler sonucu yapılmış bir anayasa ile yönetildiğine fakat artık yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğuna vurgu yapan Kocabıyık, “Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk'ün koyduğu hedeflere ve vizyona bugün ulaşmış durumda. Fakat yetmiyor, yeni bir vizyon tazelemesi gerekiyor. Darbeler sonucu yapılmış bir anayasa ile yönetiliyoruz. Anayasa, bu dinamik toplumu ve toplumun 2023 hedefi gibi yeni vizyonlarına taşıyıcı analık yapamıyor. Toplumlar hukuk üzerine yaşarlar, hukukun da en temel metni anayasadır. Eski model bir anayasayla bir yerde tıkanıyorsunuz. Çünkü sistem işlemiyor. Şimdi yeni bir anayasa yapmaya hazırlanıyoruz, diyorlar ki; rejim değiştiriyorsunuz. Bu bir cahillik. Bunu söyleyen muhalefet partisi, rejim nedir, sistem nedir, idari değişiklik nedir bilmiyor. Türkiye’de anayasa değişikliğiyle rejim değil sistem değişir. Rejim 1923’te kurulmuş. Cumhuriyet’tir o rejimin adı. Bunu kimse değiştiremez. Türkiye’de bir anayasa değişikliği olacak. Bunu kimse engellemez. Çünkü bunu halk da istiyor” dedi.

BAŞKANIMIZ OLACAK AMA O BİR DİKTATÖR OLMAYACAK

Cumhurbaşkanlığı sistemi ve yeni anayasa çalışmalarına dair toplumun bazı kesimlerinde yaşanan endişelere de değinen Kocabıyık, “Anayasa değişikliği ile başkalarının bize empoze ettiği korkuların hiçbiri yaşanmayacak. Bu anayasadan sonra bir diktatörlük olmayacak. Bir başkanımız olacak ama o bir diktatör olmayacak. Çünkü bağımsız bir meclis ve yargı olacak. Yürütme güçleneceği için sistem hızlı işleyecek. Türkiye hızlı kararlar alabilecek. Cumhurbaşkanına kararname yetkisi veriliyor ama hak ve özgürlükler konusunda bir kararname yetkisi yok. Bu herkesin gözünden kaçıyor. Meclisten bakan çıkmayacak başkan kendi çalışma arkadaşlarını Türkiye’nin belki de dünyanın her tarafından alacak. Siyasetin teknik kısmıyla ilgilenecek olan bakanlar daha geniş bir havuzdan derlenecek. Meclis yasama görevini yapacak. Demokratik bir sistem olacak. Başka türlüsünü ben de kabul etmem. Elbette birebir ABD’nin aynısı olmayacak. Türk tipi denilen, kendimize özgü bazı unsurları içeren demokratik bir ülkenin anayasası olacak” açıklamasında bulundu.

MUHALEFET ‘YENİKAPI RUHUNDAN’ KOPTU

15 Temmuz darbe girişiminden sonra siyasi partilerin Yenikapı’da yapılan mitinge katılımı ile başlayan ve “Yenikapı Ruhu” olarak tanımlanan işbirliğinin muhalefet tarafından sonlandırıldığını savunan Kocabıyık, CHP tarafından yayınlanan bildiriyi de şu sözlerle eleştirdi: “Muhalefet Yenikapı ruhundan koptu. Siyasi partiler arasında özellikle AK Parti ve CHP arasında muazzam bir diyalog kültürü gelişiyordu. Ardından Kemal Bey’e bir suikast girişimi oldu. Birkaç gün sonra ABD büyükelçisi bir ziyaret yaptı. Kemal Bey’in ve CHP'nin tavrı 180 derece dönüverdi. Baskıcı, suçlayıcı hatta tahrik edici bilindik tarzına yeniden döndü. Darbe komisyonunu CHP’nin talebi üzerine kurduk. Uyum içinde çalışmaya başladık derken CHP bir bildiri yayınladı. Bu bildiride iki şey söylüyor. AK Parti, 15 Temmuz’un zeminini hazırladı diye bizi suçluyor. ‘AK Parti, DEAŞ, PKK ve FET֒ya yardım ve yataklık etmiştir’ diyor. Bu ana muhalefet partisinin, iktidar partisi için söyleyebileceği şey mi? Bu çok aptalca bir şey. 15 Temmuz, iktidar partisine yapılan bir darbeydi. Cumhurbaşkanı, 15 dakika önce bulunduğu yerden ayrılmasaydı öldürülecekti. Kemal Bey, ilçe başkanının evinde tatlı ve kebap yerken Cumhurbaşkanımız öldürülecekti. Bunlar manasız ve akıldışı şeyler.”

KILIÇAROĞLU İLE İLGİLİ ŞOK İDDİA

Kocabıyık, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili önemli bir iddia ortaya atarak CHP’nin bazı güçler tarafından tasfiye edilmek istendiğini öne sürdü. Kocabıyık, “Benim şöyle bir şüphem var; Kemal Kılıçdaroğlu, FET֒cülere yakayı kaptırmış. Onlardan ya korkuyor ya da bir beklentisi var. CHP, Genel Başkanı ve bazı çevreler tarafından Türkiye’nin hayrına olmayan bir şey için kullanılıyor. Vatansever CHP’lilerin buna bir dur demesinde yarar görüyorum. Kılıçdaroğlu, bir FETÖ operasyonu ile CHP’ye genel başkan olmuştu, o isme dikkat. Çok tehlikeli işler ve açıklamalar yapıyor. Birileri Deniz Baykal’ı tasfiye ettikleri gibi Kılıçdaroğlu eliyle sanki CHP'yi tasfiye etmeye çalışıyor. CHP, Türkiye'nin güvencelerinden birisidir ama birileri Kemal Kılıçdaroğlu’nun eliyle Deniz Baykal’ı tasfiye ettikleri gibi CHP’yi de tasfiye etmeye çalışıyor. CHP’nin başı fena halde beladadır. CHP’nin derhal kendi kaderine sahip çıkması lazım. Bunu bir muhalefet amacıyla söylemiyorum. Benim kafamda Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı öncelikli tehditlerden biri budur. CHP’nin tasfiye edilme riskinin olması” dedi.

SINIRLARIMIZ DIŞINDA DA TERÖRÜ BİTİRECEĞİZ

Terörle mücadele konusunda kararlılık vurgusu yapan Kocabıyık, devamında şu ifadeleri kullandı: “Türkiye, çözüm süreci diye bir süreç başlatmıştı. Bu siyaset için çok riskli ama memleket için gerekli bir süreçti. Bu riski AK Parti ve Erdoğan üzerine aldı. Bir barış ve huzur ortamı sağlanması gerekliydi. Fakat 7 Haziran seçimleri öncesinde ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ şeklinde tahriklerle başlayan süreç seçimden bir ay sonra PKK tarafından bozuldu. 11 Temmuz’da KCK bildiri yayınladı ve devrimci halk savaşı adı altında savaş başlattıklarını söylediler. Ondan sonra da hendek siyasetine başladılar. Türkiye bu girişime ağır bir şekilde cevap verdi ve bunu yapanları hendeklere gömdü. Şimdi onların üzerine de yepyeni binalar yapıyor. Oradaki vatandaşlarımızın huzur içinde yaşaması için. Terörle mücadele hiç bu kadar yoğun olmamıştı. Türkiye artık yeni bir politika olarak terörle yalnızca yurt içinde değil yurt dışında da mücadele ediyor. Buradakileri nasıl olsa bitirecek. İçişleri Bakanı’yla görüşüyorum, o kadar kararlılar ki… Bir kişi bile PKK lafını ağzını alamayacak diyor. Bu bir meydan okuma değil terörü bitireceğiz demektir. Nitekim Sayın Bakanımız ayın ortasından itibaren 3 ay Güneydoğu’da olacak. Artık kimse terörle yaşamak istemiyor. Bu PKK dosyası kapanacak. Sadece ülkemizde değil sınırlarımız dışında da terörü bitireceğiz.

Haber Merkezi