Futbol ekonomisi 1 milyar Euro’yu zorluyor

‘Futbol asla Futbol değildir’ tezini çok güzel şekilde doğrulayan Futbol Ekonomisti Tuğrul Akşar, Süper Lig’in Avrupa’nın en değerli altıncı ligi olduğuna dikkat çekerek, “Süper Lig’in bir önceki sezona göre değeri 986 milyon Euro’ya ulaşırken, 2016-17 futbol gelirlerimizin 1 milyar Euro’nun üzerinde gerçekleşmesi mümkün olabilir” dedi


  • Oluşturulma Tarihi : 07.05.2017 07:43
  • Güncelleme Tarihi : 07.05.2017 07:43
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Futbol ekonomisi 1 milyar Euro’yu zorluyor

ÖZKAN PEKÇALIŞKAN - ÖZEL HABER

Futbolun görünmeyen yüzü ekonomisi, finansı, yönetimi ve felsefesi üzerine çalışmalar yapan Tuğrul Akşar, bu konulara ilişkin makaleler kaleme alıyor, kitaplar yayınlıyor. Üniversitelerde Spor Yönetimi ve Ekonomisi üzerine dersler veriyor. Yurt genelinde konuya ilişkin konferans ve seminerlere katılan Akşar, radyo ve televizyon programlarına konuk oluyor. Futbolun genel ekonomik, finansal ve yönetsel sorunları ve bunlara ilişkin çözüm önerilerini içeren video içeriklerini web de okurları ve izleyicileriyle paylaşıyor.

Ülkemizde ‘Futbol Ekonomisi’ konusunda en yetkin isimlerden biri olan futbol ekonomisti Tuğrul Akşar, futbolun endüstriyelleşmesinden Finansal Fair Play uygulamasına, Süper Lig yayın gelirinden bu gelirlerin dağıtımına, taraftar müşteri ilişkisinden futbol ekonomisinin geleceği hakkında önemli bilgiler verdi.

AVRUPA’NIN EN DEĞERLİ ALTINCI LİGİ

Türkiye futbol ekonomisinin geleceği hakkında düşüncelerini paylaşan Akşar, “2014-15 sezonuna göre Süper Lig’de gelirler yaklaşık yüzde 2,19’luk bir artışla 700 milyon Euro’ya ulaşırken, ortalama seyirci sayısında da bir önceki sezona göre yüzde 38’lik bir artışla 8 bin 667 seyirciye ulaşıldığı gözlemleniyor. Bu önemli gelişmeye karşın, kulüplerimizin UEFA Finansal Fair Play uygulamaları nedeniyle mali disipline yönelerek kadro küçülmelerine gitmeleri, Süper Lig’in değerinde yüzde 8,72’lik bir düşüşe neden olmuş durumda. Süper Lig’in bir önceki sezona göre değeri 986 milyon Euro’ya ulaşırken, 2016 sonu itibariyle bu değer 900 milyon Euro olarak gerçekleşti. Süper Lig’in 2016’da gerçekleştirilen yeni yayın ihalesiyle, Türk futbol pastasında yaşanılan yüzde 38,89’luk artış, 2016-17 futbol gelirlerinin en az bu oranda artacağını bize gösteriyor. Bu bağlamda, 2016-17 futbol gelirlerimizin 1 Milyar Euro’nun üzerinde gerçekleşmesi mümkün olabilecek. Burada tek sıkıntı: makroekonomide yaşanılacak büyük bir daralma olabilir. Böylesi bir olumsuzluk, doğal olarak futbol ekonomisinin büyümesini sınırlayabilir. Ancak, her ne olursa olsun, her hal ve koşulda Süper Lig hala Avrupa’nın en fazla geliri olan ve en değerli altıncı ligi olmaya devam edecekmiş gibi görünüyor. Süper Lig ise, her ne olursa olsun, hala Avrupa’nın en fazla geliri olan ve en değerli altıncı ligi olma iddiasını sürdürebilecek makro göstergelere sahip. Bizim bundan sonraki ana stratejimiz, Süper Lig’in çevre ülkeler içinde merkezde kalmaya çalışmasını kalıcılaştıracak iktisadi, mali ve sportif yapıyı geliştirecek yapılanmayı devam ettirmek olmalıdır” dedi.

GELİRLERDE GEOMETRİK ARTIŞ OLDU

Futbolun evrim geçirerek endüstriyel futbola doğru dönüşüm sürecine değinen Akşar, “1990'lardan itibaren dijital platformların gelişmesi ve giderek yaygınlaşmasına paralel, 2000'li yılların başından bu yana televizyonun internet ve sosyal medya ile girdiği sinerjik ve simbiyotik ilişki, hem görsel teknolojiyi, hem de futbolu derinden etkiledi. Bu gelişim ve değişim süreci futbolun ticarileşmesi ve parasallaşmasını çok farklı bir alana, finansallaşmaya taşıdı. Bu gelişimin futbola sağladığı avantajlar şüphesiz ki, futbola olan ilgiyi daha da artırdı. Ancak, televizyonun futbola girmesiyle, sağlanan parasal artış (naklen yayın gelirlerindeki büyüme) futbolda bazı şeylerin de terse gitmesine neden oldu. Bilet fiyatları arttı. Transfer fiyatları yükseldi. Yayın platformlarının stratejik öncelikleri futbola yön vermeye başladı. Adeta futbol piyasası kontrol edilemez duruma geldi. Teknolojinin tamamen televizyon ve internet emrine girmesiyle, kulüplerin kendi faaliyetlerinden yarattığı gelirlerin dışında (başta sponsorluk, halka arz, medya, maç günü gibi futbol gelirleri olmak üzere), çoğu gelirlerinde geometrik artışlar yaşandı. Bu artışlar bir süre sonra bazı liglerde aşırı gelir yoğunlaşması ve servet artışına neden oldu. Doğal olarak, bu liglerde bazı takımlarda (Örneğin; Almanya'da Bayern Münih, İngiltere'de Chelsea, Manchester City, Manchester United, İspanya'da Real Madrid ve Barcelona, Fransa'da Paris Saint Germain, İtalya'da Inter ve Milan gibi kulüplerde) yaşanan servet yoğunlaşması/gelir artışı, bu kulüplere iktisadi, mali ve sportif rekabet üstünlüğü getirdi” ifadelerini kullandı.

FUTBOL LEGALLEŞME ENSTRÜMANI

Futbola yatırımın çok farklı olduğunu ve futboldan doğrudan para kazanılamayacağını belirten Akşar, “Futbol diğer ürünleri pazarlayan ürün konumunda olduğu için yoğun olarak kullanılıyor. Repütasyonu arttırmak, daha çok insana ulaşmak açısından futbol çok önemli. Futbol aynı zamanda masum bir oyun olmasına karşın, dünya da kayıt dışı ve kara paranın da aklandığı bir sektör. Bu bağlamda futbolun masumiyetinden ve popülerliğinden yararlanılarak böyle bir yola gidiliyor. 2008 yılında OECD futbol aracılığıyla para aklanıyor diye rapor yayınladı. Yani futbol bir legalleşme enstrümanı aynı zamanda” dedi.

FUTBOLDA ÇİN ETKİSİ

Çin futbol piyasasının dünya futbol pazarını büyüttüğünün altını çizen Akşar, “Çin’in futbol kültürü yeterince gelişmemiş. O yüzden parasal olarak etkiler ama sportif olarak evet diyemiyorum. Transferde bir oyuncuya biçilen değerin bir ölçüsü yok ne yazık ki. O nedenle yüksek transferler görebiliriz. Futbolcunun değerinin saptanmasına tavan koyamazsınız ama transfer harcamalarına bir tavan getirebilirsiniz. Zaten Finansal fair play bunu yapıyor şu anda” diye konuştu.

FUTBOL SOSYO-EKONOMİK BİR ARAÇ

UEFA’nın Finansal Fair Play (FFP) uygulamasına da değinen Akşar, “Günümüzde FFP, kulüpler arasında rekabeti daha adil hale getirmek ve küçük takımları korumak felsefesiyle yola çıktı ama amacından saptı. Futbolun finansallaşması nedeniyle UEFA merkez lig takımlarını hep yarış içinde tutmak ve finale giden yolda çevre lig takımlarından gelecek olası bir kazaya karşı korumak istiyor. Bu nedenle FFP bugün güçlü lig ve takımlara çalışmazken, bizim gibi ülke takımları için adeta Demokles’in kılıcı gibi. Futbol çok seviliyor ve keyif veriyor. Eğlence aracı. Hala kitleleri yönlendirmede kullanılabilen bir sosyo-ekonomik araç. Olimpiyatlar, Dünya Kupası, Şampiyonlar Ligi gibi organizasyonlar sadece sportif bakımdan değil, ekonomik, finansal açıdan da dünyanın en büyük organizasyonlarıdır. Bu organizasyonlar günümüz ‘show business’ının vazgeçilmez etkinlikleri. Bu nedenle de çok önemliler” şeklinde konuştu.

SÜPER LİG, PAHALI BİR LİG

Süper Lig’in her ne kadar, naklen yayın haklarını 500 milyon Dolara yükseltme becerisi gösterse de, bugünkü mevcut futbol yapılanması ve parasal gelir düzeyi bakımından sürdürülebilir bir büyümeyi sağlayabilecek dinamiklere sahip olmadığı görüşünü savunan Akşar, “Düşük kaliteli bir büyüme oranı ile sürdürülebilir bir büyümeyi sağlamak çok mümkün görünmüyor. Türk futbolunda rekabeti artıracak, sportif verimliliği yükseltecek, kaliteyi Avrupa standardına yükseltecek kapsayıcı kurumları inşa etmek durumundayız. Bugünkü mevcut futbol yapılanması yüksek kaliteli büyümeyi sağlayacak, rekabeti artıracak düzeyden uzak göründüğü için 500 milyon Dolar, Türk futbolu için pahalı bir tutarı ifade ediyor. Yani, Türk Futbolu fiyat/kalite bakımından pahalı bir lig olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

TAKIMLARIN GELİRLERİ ARASINDA FARK VAR

Süper Lig’de rekabetçi dengeyi kurarken, takımların toplam gelirden aldıkları payın çok önemli bir rol oynadığının altını çizen Akşar, “Bu bağlamda takımların toplam gelirden aldıkları paya bir göz atalım isterseniz. Türkiye Futbol Federasyonu aracılığıyla 2015-16 sezonunda 18 Süper Lig kulübüne dağıtılan toplam havuz geliri 871 milyon 50 Bin TL’na ulaşırken, aşağıdaki tablodan da görülebileceği üzere takım başına düşen ortalama gelir 48.4 milyon TL düzeyinde. Takımlar içinde en fazla gelir elde eden kulüp olarak karşımıza 96.2 milyon TL ile Lig’i ikinci sırada tamamlayan Fenerbahçe çıkıyor. Şampiyon Beşiktaş 92.5 milyon TL gelir elde ederken, lig sonuncusu Mersin İdman Yurdu ise 28.4 milyon TL gelire ulaşabilmiş durumda. Şampiyon ile son sıradaki kulübün arasında 64.1 milyon TL fark bulunuyor. Bu iki takım arasındaki çarpan 3.25 seviyesinde görülüyor. Ortalama gelir seviyesi 48.4 milyon TL’nın üzerinde gelire sahip takım sayısı 5, Ortalama gelirin altında kalan takım sayısı ise 13. Ortalamanın üzerinde gelir elde eden kulüplerin gelir ortalamaları 75.3 milyon TL’ye ulaşıyor. Ortalamanın altında gelir elde eden kulüplerin gelirleri ortalaması ise 38 milyon TL civarında. Ortalamanın üzerinde kalan beş takım toplam gelirin yüzde 43.2’sini kendi aralarında paylaşırken, diğer 13 takımın toplam gelirden aldığı pay ise yüzde 56.8 civarında. Buna göre 13 takımın toplam gelirden takım başına aldıkları pay yüzde 4.4 iken, ortalamanın üzerinde kalan beş takımın, kulüp başına toplam gelirden aldıkları pay ise yüzde 8.6 düzeyinde. En fazla gelir elde eden Fenerbahçe’nin toplam gelirden aldığı pay yüzde 11, şampiyon Beşiktaş’ın gelir payı yüzde 10.6, lig sonuncusu Mersin İdman Yurdu’nun payı ise yüzde 3,2 civarında gerçekleşmiş durumda.

REKLAM VE MEDYA

Eskiden takım elbiselerle izlenen futbolun artık kulübün ürünleriyle izlenmeye başlandığını belirten Akşar sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu futbolun endüstriyelleşmesine bağlı bir gelişme. Bizi şaşırtmasın. Ticarileştikçe parasallaşan bir ekonomik ve sportif etkinlik haline geldi futbol. Hal böyle olunca, taraftar müşteriye dönüştü. Müşteriye daha fazla ürün satabilenin yolu da storları açmaktan geçiyor. Türkiye’de ve dünyada bu oldu. Eskiden futbolcuların sırtlarında isim yazmazdı. Kulüp ismi yazardı. Şimdi oyuncuların ve sponsorların ismi yazıyor. Reklam ve medya gelirleri futbolun en önemli gelir kalemlerinden. Bunun nedeni futbolun ticarileştikçe, endüstriyel bir niteliğe bürünmesi ve diğer ürünleri pazarlayan ürün konumuna gelmesidir. Bu nedenle reklamlar ve sponsorlar çok önemlidir. Bunları paraya çevirebilmenin en önemli yollarından birisi ise yıldız oyunculardır. Futbolun giderek parasallaşıp ticarileşmesi onu endüstriyel bir karaktere büründürdü. Bu gerçekleşirken de, taraftar da tüketici taraftara dönüştü. Çünkü günümüzde taraftar desteklediği takımına yıllık önemli bütçeler ayırıyor. Bu bağlamda taraftar bugün, en çok ürün satılacak ve dolayısıyla en fazla para kazanılacak bir müşteri konumuna geldi kulüp için. Bu işe para ayıran taraftar ise kendisi açısından desteklediği takımının ürünlerine talepte bulunan bir tüketici taraftara dönüştü. Tribünleri doldurtmak için büyük bonservis bedelleriyle yıldız oyuncular getiriliyor. Maliyeti de büyük oluyor. Bugün show business’a dönüşen futbolun başka çıkar yolu yok. Gelirler arttı ama bu nedenle maliyetler de önemli oranda arttı. Taraftarı tribünlere çekebilmenin ve gelirin daha da arttırılabilmesi için yıldız oyuncu bir zorunluluk. Doğal olarak maliyetler de artıyor.”

Haber Merkezi