Sayfa Yükleniyor...
Jeoloji mühendisliğinin uçurumun kenarında olduğunu açıklayan Prof.Dr. Sözbilir, DEÜ’ye bu sene sadece 4 öğrencinin tercih yaptığını, üniversite yönetiminin ise en az 10-15 öğrenci olursa eğitim vereceğini belirtti
SULTAN GÜMÜŞ / ÖZEL HABER
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nü 2020-2021 eğitim-öğretim yılları kapsamında sadece 4 öğrencinin tercih ettiğini açıklayan Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof.Dr. Hasan Sözbilir, kamuoyunu aydınlatmak adına tabloları ve belgeleri gösterdi. Görünen o ki, bilim değil, kolaycılık kazandı… “Bugün Türkiye gibi yüksek deprem riski ile yaşayan bir ülkede her belediyede jeoloji mühendisi istihdamı gerekirken, hem böyle bir olanak sunulamamakta hem de istihdam edilen jeoloji mühendislerinden yeterli düzeyde yararlanılamamakta” diyen Sözbilir, ODTÜ, İTÜ ve Hacettepe dışındaki tüm üniversitelerde kontenjan düşüşü olduğunu açıkladı, durumun sadece DEÜ’nün kaderi olmadığını gözler önüne serdi. Öğrenciler ise ya tercih etmedikleri farklı alanlara dağıtılacak ya da bu seneki eğitim-öğretimden vazgeçecek. Çünkü üniversite yönetimi, en az 10-15 kişi ile eğitime başlayacağını duyurdu. Jeoloji mühendisliği bölümünde eğitim veren hocaların da ders vermemelerine rağmen maaş almaya devam edecekleri iddia ediliyor.
KOLAYCILIK BİLİMİ YENDİ
Jeoloji bilimlerini tercih eden öğrenci sayısının gün geçtikçe azaldığını belirten, uzman kişilerin yetiştirilemediğini söyleyen Sözbilir, günümüzde gençlerin önemli bir bölümünün en kolay yoldan bölüm bitirme arzusu içinde olduklarını söyledi. Türkiye’de sadece 20 üniversitede jeoloji mühendisliği eğitiminin verildiğini kaydeden Sözbilir, bu olumsuz gelişmenin nedenlerinden şöyle sıraladı: “2000’li yılların başında YÖK’ün taban puanını değiştirmesi, Türkiye’de yeraltı zenginliğinin aranması için gereken bütçenin ayrılamaması ve dolayısıyla da jeoloji mühendisine yönelik yeterli iş kolunun açılamaması, doğal afetlere karşı risk azaltma projelerine gereken önemin verilememesi, genç nesillerde doğayı sorulamaya yönelik bilimsel düşünce yetisinin azalması, jeoloji biliminin ne işe yaradığının Türk toplumuna tanıtılamaması, ilk, orta ve lise eğitim müfredatında jeoloji derslerinin verilmemesi, gençlerin masa başı/bilgisayar tabanlı iş kollarına ilgi göstermesi, üniversitelerde liyakat temelli yaklaşımın zayıflamış olması, üniversitelerde eğitim kalitesinden ödün verilmesi, bazı üniversitelerde yabancı dil hazırlık sınıflarının kaldırılması, üniversite/fakülte/bölüm yöneticilerinde stratejik gelişme planları için olması gereken vizyon ve misyondaki eksiklik…”
SAYI GÜN GEÇTİKÇE AZALIYOR
Dokuz Eylül Üniversitesinde jeoloji mühendisliğini tercih eden kişilerin toplamda 4 kişi olduğunu vurgulayan Sözbilir, üniversitenin ise en az 10 kişi olursa eğitimi sürdürebileceğini aktardı. Kamuoyunu aydınlatmak adına detaylı bilgi veren Sözbilir, “Türkiye’de 2000’li yılların başında YÖK tarafından yapılan taban puanı değişikliği ile jeoloji mühendisliği bölümlerini tercih eden öğrenci sayısında azalma yaşanmaya başlandı. Bunun yanında gerek resmi ve gerekse de özel kurum ve kuruluşlarda jeoloji biliminden yeterli düzeyde yararlanılması bilinci henüz Türkiye’de gelişmedi. Bugün Türkiye gibi yüksek deprem riski ile yaşayan bir ülkede her belediyede jeoloji mühendisi istihdamı gerekirken, hem böyle bir olanak sunulamamakta hem de istihdam edilen jeoloji mühendislerinden yeterli düzeyde yararlanılamamaktadır. Günümüz YÖK kurallarına göre herhangi bir bölümde 10 kişiden daha az öğrenci tercihi olduğu zaman, o sene 1. sınıflar dersi açılamamaktadır” dedi.
SADECE DEÜ’NÜN KADERİ DEĞİL!
Son dört yıldaki yerleşme kontenjanındaki düşüşü net bir şekilde gösteren bir tabloyu bizlerle paylaşan Sözbilir, şunları ekledi: “2020’de sadece 4 üniversite kontenjanını doldurabilmiştir. Geri kalan 16 üniversite ise ya 10 kişiden daha az tercih edilmiş veya sıfır çekmiştir. Bu durumun devam etmesi halinde birkaç yıl içinde sadece 4 üniversite lisans düzeyinde jeoloji mühendisi yetiştirme hakkına sahip olabilecektir. Ülkenin diğer üniversitelerinde de alana ilişkin aynı sıkıntılar yaşanıyor. Yani eğitimde yaşanan bu olumsuz gelişme sadece DEÜ’nün kaderi değil.” Prof.Dr. Sözbilir, ODTÜ, İTÜ ve Hacettepe dışındaki tüm üniversitelerde kontenjan düşüşü olduğunu belirtti.
10 KİŞİ BİLE DEĞİLİZ
“Bir röportajımızda ‘485 tane fay var ama biz ülkede 10 kişi bile değiliz’ demiştiniz. Jeoloji bilimindeki bu ciddi açığı kapatmak adına ne gibi çalışmalar yürütülmeli, nasıl bir yol haritası izlenmeli, önerileriniz nelerdir?” sorusunu da yanıtlayan Sözbilir, “Türkiye’de gelecekte deprem üretmesi beklenen faylar üzerinde araştırma yapabilecek düzeyde lisansüstü eğitime öncelik verilmesi gerekmektedir. Bunun için Türkiye ölçeğinde bu boşluğu dolduracak şekilde deprem araştırmalarına yönelik yeni yapılanmalar/yerbilimleri enstitüleri kurulabilir. Türkiye ölçeğindeki deprem araştırma projeleri bu enstitülere verilerek, hem deprem araştırmaları konusunda uzman kişilerin yetiştirilmesi sağlanmış olur ve hem de ülke olarak depreme karşı dirençli bir toplum düzeyine yükselmiş oluruz” cümlelerini kullandı.
Haber Merkezi