BERKAY ERDEN / ÖZEL HABER - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Avrupa Birliği ülkelerinden çok daha genç bir nüfusa sahip olan Türkiye’de gençlerin içinde bulunduğu durum toplumun geleceği açısından büyük öneme sahip. TÜİK verilerine göre ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 2025 yılında yüzde 23,3’e yükselirken, genç kadınlarda bu oranın yüzde 30,9’a çıkması ise dikkat çeken bir diğer veri oldu. Gençliğin içinde bulunduğu psikolojik durum hakkında açıklamalarda bulunan Psikolojik Danışman Y. Can Derdiyok, gençlerin yaşadığı ekonomik belirsizlik, işsizlik ve eğitim sistemindeki sorunların kaygı, umutsuzluk ve depresyon gibi psikolojik problemlere neden olduğunu söyledi. Özellikle ne eğitimde ne de istihdamda yer alan gençlerin sayısındaki artışın toplumsal açıdan ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Derdiyok, gençlerin geleceğe güvenle bakabilmesi için ekonomik ve sosyal koşulların iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti.

DEPRESYONA YOL AÇIYOR
Gençlik yıllarının hayatın önemli bir kısmını oluşturduğunu ve bu yıllarda yaşanan kaygıların ileriki yılları etkilediğini aktaran Derdiyok, ekonomik koşulların gençlerin psikolojisini derinden etkilediğini vurguladı. Gelecek planı yapabilmek için uygun koşulların var olması gerektiğin ifade eden Derdiyok, “Gençlik dediğimiz dönem aslında çocukluktan çıkışla başlayıp ergenlikle devam eden, uzun ve oldukça kritik bir süreç. Elbette gençliğin tam olarak hangi yaşta başlayıp bittiğini net çizgilerle söylemek kolay değil. Dünya Sağlık Örgütü gençliği genellikle 15-24 yaş aralığında tanımlıyor. TÜİK de istatistiklerini bu yaş grubuna göre hazırlıyor. Eskiden gençlik daha çok umutla, enerjiyle ve gelecek hayalleriyle anılırdı. Ama bugün Türkiye’de gençlik farklı kavramlarla birlikte konuşuluyor. Bu tablo bir anda ortaya çıkmadı, uzun yılların bir sonucu olarak oluştu. Çünkü ekonomi artık hayatın hemen her alanını doğrudan etkiliyor. Gençler açısından baktığımızda da ekonomik şartların çok belirleyici olduğunu görüyoruz. Türkiye son yıllarda yüksek enflasyon, işsizlik, gelir eşitsizliği ve borçluluk gibi ciddi sorunlarla mücadele ediyor. Mesela Eurostat verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor. İşsizlik de hâlâ önemli bir problem olarak devam ediyor. Bir insanın hayal kurabilmesi, geleceğe dair plan yapabilmesi için önce uygun koşullara sahip olması gerekiyor. Ama bugün birçok genç geleceğini planlayamıyor. Bu da doğal olarak gelecek kaygısını ve belirsizlik hissini artırıyor. Özellikle genç yaşta bu kadar yoğun kaygı yaşamak psikolojiyi derinden etkileyebiliyor. Anksiyete ve depresyon gibi sorunlar da burada ortaya çıkıyor. Üstelik yaşamın daha başında karşılaşılan bu durumlar, gençlerin ilerideki hayatını da olumsuz etkileyebiliyor” dedi.

GENÇLERE DESTEK YOK
Eğitim kalitesindeki düşüşün de gençlerde gelecek kaygısı yarattığını ifade eden Derdiyok, okullarda yaşanan saldırıların gençliğin psikolojik durumunu ortaya koyduğunu belirtti. Okullarda ise gençlere destek olacak yeterli danışman olmadığını da vurgulayan Derdiyok, “Gençler açısından ekonomi kadar önemli bir başka alan da eğitim. Çünkü eğitim, yetişkinlik hayatına nasıl bir başlangıç yapılacağını belirleyen en temel unsurlardan biri. Bir genç nitelikli ve bilimsel bir eğitime ulaşabildiğinde hem kendisini hem toplumu daha iyi anlayabiliyor, geleceğini de daha sağlıklı şekilde kurabiliyor. Ancak Türkiye’de eğitimin niteliğinin her geçen gün düştüğünü görüyoruz. Kamusal eğitim geri planda kalırken özel okul sisteminin daha fazla öne çıkarıldığı bir dönemden geçiyoruz. Bu durum da gençlerde eşitsizlik duygusunu büyütüyor. Geleceğe daha geriden başlıyormuş hissi gençlerde hem üzüntü hem de öfke yaratabiliyor. TÜİK’in 2025 Gençlik İstatistikleri’ne göre ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 seviyesinde. Bu oran gerçekten düşündürücü ve ‘kayıp gençlik’ kavramını akla getiriyor. Son dönemde okullarda yaşanan saldırılar da gençlerin içinde bulunduğu olumsuz ruh halinin ve gerekli önlemlerin yeterince alınmadığının açık bir göstergesi. Birçok okulda gençlere psikolojik ve sosyal destek verecek rehber öğretmen ya da psikolojik danışman bulunmuyor. Bu da eğitim planlamasında ne kadar büyük eksiklikler olduğunu gösteriyor. Hem ortaöğretimde hem de üniversitelerde okul iklimini daha pozitif hale getirecek çalışmalar yapılmalı. Ama bunların mutlaka bilimsel planlamalar çerçevesinde ilerlemesi gerekiyor” diye konuştu.

ÜLKEYE KAZANDIRILMALI
Kamu kurum ve kuruluşlarının gençler üzerine çalışmalarını artırmaları gerektiğini belirten Derdiyok, yok gençlerinde kendi üzerlerine düşen sorumlulukları gerçekleştirmesi gerektiğini dile getirerek, “Gençlerin geleceğe umutla bakamadığı bir ülkede kalıcı başarıdan ya da sağlıklı bir gelişimden söz etmek çok zor. Bu noktada hem Millî Eğitim Bakanlığı’na hem de Gençlik ve Spor Bakanlığı’na önemli görevler düşüyor. Gençlerin psikolojik iyi oluşunu destekleyen çalışmalar artırılmalı, fırsat eşitsizliğini azaltacak adımlar atılmalı ve en önemlisi gençlerin sahip olduğu potansiyel ülke yararına değerlendirilmelidir. Aksi halde ‘kayıp gençlik’ dediğimiz tablo daha da derinleşebilir ve geleceğe dair karamsarlık büyüyebilir. Tabii burada sadece kamu kurumlarının değil gençlerin de sorumluluğu var. Gençlerin de kendi geleceklerini şekillendirme konusunda sorumluluk alması gerekiyor” ifadelerini kullandı.


0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın