Sayfa Yükleniyor...
Sık sık hak ihlalleri ile gündeme gelen Harmandalı GGM’de 5 ay 17 gün boyunca tutulan Suriyeli İbrahim’in anlattıkları vahim tabloyu gözler önüne seriyor. “Çıktığımda savaştan dönen gazi gibiydim” diyen İbrahim, yaşadıklarını hala unutamıyor
ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER
Hakkında idari gözetim kararı bulunan sığınmacı ve mültecilerin geçici olarak tutulduğu 26 merkezden biri olan İzmir’deki Harmandalı Geri Gönderme Merkezi, yıllardır kötü muamele ve işkence iddialarıyla anılıyor. Son olarak mültecilerin bulunduğu 5’ncı katta çıkan yangında 21 yaşındaki Suriyeli Ahmed Maslem’in yanarak ölmesi merkezde yaşanan hak ihlallerini yeniden gündeme getirdi. Yetkililer tarafından ‘5 yıldızlı otel’ olarak adlandırılan merkezde bir süre kalan Suriyeli İbrahim’in anlattıkları da yaşanan vahim tabloyu gözler önüne seriyor. Hakkında terör soruşturması başlatılan ve henüz yargı sürecinde sınır dışı edilmesine karar verilen İbrahim, merkezde 5 ay 17 gün boyunca idari gözetim altında tutulduktan sonra soruşturma takipsizlikle sonuçlandı ve serbest bırakıldı. “Çıktığımda savaştan dönen gazi gibiydim” diyen İbrahim, merkezde tutulduğu günlerde yaşadıklarını hala unutamıyor.
5 YILDIZLI OTEL DERLER AMA...
Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde kaldığı süre boyunca kendilerine suçlu muamelesi gösterildiğini, hijyenik ortamlarda tutulmadıklarını ve temizlik malzemelerine dahi erişemediklerini anlatan İbrahim, “Harmandalı Geri Gönderme Merkezi hakkında yetkililer 5 yıldızlı otel olduğunu söyler. Ama değildir... Başta kendim olmak üzere tüm yabancılara suçlu olarak davranılmaktaydı. Kaldığımız odalar yaklaşık 15 metrekare bir alana sahipti ve tuvalet de içindeydi. Fakat bir odada en az 5 kişi kalıyordu hatta bazı odalara 8’er kişi sığdırmaya çalışılırdı. Benim kaldığım odadaki 2 kişinin yaşları biraz ileriydi. Sürekli nefes darlığından şikayet ediyorlardı. Geceleri odaların kapıları kilitleniyordu ve özellikle yaz aylarında bu durum oldukça rahatsızlık verici oluyordu. Özel güvenlik görevlisinden en azından kapıyı biraz aralayıp odada bir hava akımı olsun diye istediğimizde, ‘Yasak’ yanıtını alırdık. Odalar hiç temizlenmiyordu. Kendimiz yapmak istesek de temizlik malzemelerini temin etmekte zorluk çekiyorduk” dedi.
HAYVANA VERSENİZ YEMEZDİ!
Hapis hayatı yaşadıklarını, yemeklerin çok kötü olduğunu ve temiz hava dahi alamadıklarını dile getiren İbrahim, “Verilen yemeği çoğu zaman affedersiniz hayvanlara verseniz yemezdi. Bir defasında sağlık problemleri olanlara tahsis edilen yemek bozulmuş şeklinde dağıtıldı. Günde sadece 1 litre su veriliyordu. Sağlık problemleri olanlar özel yemek alabilmek için güçlük çekiyordu. Özel yemek ancak doktor raporu ile alınıyordu ve bu raporu alabilmek için bazı hastalar doktor ile görüşüp ‘İyisin, özel yemeğe ihtiyacın yok’ yanıtıyla karşılamaktaydı. Bazı günleri hiç yemek yemeden geçiriyorlardı bazen de açlıktan ölmemek için kendilerine zararlı da olsa normal öğünlerden yiyorlardı. Çoğu zaman merkezde doktor olmamaktaydı. İki mültecinin sağlık durumları çok kötüydü. Biri sırtındaki fıtıktan şikayetçiydi, bazen çektiği ağrılardan dolayı yerlerde sürünüp bağırırdı. Ameliyat olabilmesi için hastaneye sevk edilmesi gerekiyordu ama kimse ilgilenmedi. Doktora ihtiyacım olup görüştüğümde ‘doktor-hasta’ ilişkisinden ‘gardiyan-suçlu’ muamelesi görmekteydim maalesef. Havalandırma süreleri çok azdı. Günde üç kere olup her defasında 30 dakikadan az bir süre geçirirdik havalandırmada” ifadelerini kullandı.
TEK İSTEDİKLERİ BİZİ GÖNDERMEKTİ
İdari personelin “Buradan asla çıkamazsın” diyerek kendilerinde umutsuzluk yarattığını ve geri göndermeler için baskıyla rıza belgesi imzalatmaya çalıştıklarını söyleyen İbrahim, şunları söyledi: “Aylık görüşmelerde imza atmak için ofise çağrılıyorduk. Görüşmede gönüllü olarak ‘deport’ isteyip gidebilmemiz için ellerinden ne gelirse yaparlardı. İlk görüşmede bizi bir grup şeklinde topladılar ve bağırarak ‘Buradan gideceksiniz. Artık Türkiye’de kalamazsınız’ diyerek gönüllü sınır dışı edilme evraklarına imzalamak için baskı yapmaya çalıştılar. Mültecilerin biri ‘Beni zorla gönderirseniz hayatımı tehlikeye atmış olursunuz’ deyince, ‘Ne olursa olsun gönderileceksin’ şeklinde cevap verildi. Mülteci, ‘Başka bir ülkeye gönderin o zaman’ dese de ’ Hayır kendi ülkene döneceksin’ yanıtını verdiler. Bir defasında bana, ‘Neyi bekliyorsun hala. İmzala ve git. Artık burada yaşayamazsın’ dediler. İşlemlerimiz ile ilgili yeterince bilgi verilmiyordu. Zaten deport istemek dışında bir isteğimiz varsa yetkililer görüşmeye genelde gelmiyorlardı. Tek istedikleri şey bizi göndermek olduğu için yeterince bilgi alamıyorduk. Hayatım boyunca bu muamelenin daha kötüsünü görecek miyim bilmiyorum ama umarım görmem.”
YARDIM İSTEYEN MÜLTECİYİ DÖVDÜLER
Tanık olduğu şiddet ve kötü muamele olaylarından da bahseden İbrahim, “Ben oradayken intihara kalkışan bir mülteciden bahsetmek istiyorum. Ankara’da gözaltına alınıp Harmandalı GGM’ye getirildi. Sağlık problemleri vardı ve ciddi bir ekonomik buhran içindeydi. Eşi ve çocukları Ankara’daydı. Aylarca görüşemediler çünkü İzmir’e gelmekte zorluk çekiyorlardı. Defalarca dilekçe yazarak ailesine yakın olmak için Ankara’ya ya da yakın bir ile gönderilmeyi talep etti ama her defasında reddediliyordu. Bir keresinde üst kattaki merdiven parmaklıklarına tırmanarak kendini aşağıya atmak istedi. Yetkililer Ankara’ya gönderileceğine dair kendisine söz verdi ve intihardan vazgeçirdiler. Anadili Arapça olan ama İngilizce de bilen bir mülteci ise telefon görüşmesi talep etti ve gördüğü kötü muameleyi şikayet etmek için bir insan hakları kuruluşunu aradı. Onlarla İngilizce konuşarak yaşadıklarını anlattı, güvenlik görevlisi dil bilmediği için konuştuklarını anlamadı. Kuruluş mülteciden kaldığı yerin adresini isteyince güvenlik görevlisine adresi sormak zorunda kaldı. Güvenlik görevlisi acil yardım istediğini öğrenince telefonu kapattı ve mülteciyi odaya alıp dövdü” diye konuştu.
BÖCEKLER VE TAHTAKURULARI VARDI
Geçtiğimiz mayıs ayında bu merkezde tutulan başka bir mülteci ise şunları anlattı: “İlk gittiğimizde hepimize üzerimizdeki kıyafetleri çıkarmamız söylenerek çıplak arama yapıldı. Kadınlara ayrı erkeklere ayrı bir yerde yapsalar bile herkesin içinde yani kalabalık bir şekilde bu uygulamaya maruz kaldık. Oldukça rahatsız ediciydi. Odalar kesinlikle temiz değildi. Böcekler ve tahtakuruları vardı. Yataklarda 10 dakika bile yatamazdık. Her yerimiz ısırıklarla doluydu. Görevlilere söylediğimizde ise yalnızca ilaç veriyorlardı, temizlik ya da ilaçlama yapılmıyordu.”
Haber Merkezi