Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, gözaltına alınan Celal Altaş’ın ifadesi ortaya çıktı. Altaş, kendisi gibi şüpheli olan ve ABD’de bulunan oğlunun olayla ilgili bazı bilgileri sakladığını düşündüğünü ancak cinayete karıştığına inanmadığını söyledi.
“OĞLUM BİR ŞEYLERE ŞAHİT OLMUŞ OLABİLİR”
Altaş, oğlunun 2023’te Türkiye’den ayrıldığını belirterek, “Oğlum Türkiye’deki şartları beğenmediği için ABD’ye gitmek istedi. Ben gitmesini istemedim ancak dinlemedi. Meksika’ya yasal yollardan gittikten sonra kaçak yollarla ABD’ye geçti. Bu nedenle Türkiye’ye geri gelemedi. 4-5 aydır kendisine ulaşamıyorum. Mustafa Türkay Sonel ve babası Tuncay Sonel’i geçmiş yıllarda ilimizde vali olarak görev yapması ve oğlum Umut’un Mustafa Türkay ile yakın arkadaş olmasından dolayı tanıyorum. Tuncay Sonel ile şahsi olarak ticari ilişkimiz yoktur fakat vali olması nedeniyle benim de o dönem turizm şirketim olduğundan dolayı valiliğin projelerini benim şirketim üzerinden yapması nedeniyle tanışıklığım vardır. Bu tanışıklık karşılıklı samimi ilişkiye dönüşmüştür. Eşim Nurşen Arıkan da, Tuncay Sonel’i ticari ilişkimizden dolayı tanırdı. Kendisi Tunceli’den sonra Ordu Valiliğine atandıktan sonra da ben, eşim ve yanımda iş arkadaşlarımla birlikte hayırlı olsun ziyaretine de bir kez gitmiştik. Tuncay Sonel ile Ordu iline gittikten sonra 1-2 kez bayramlaşma amaçlı telefonla görüşmüşlüğümüz oldu. Türkay Sonel ile de Ordu’ya gittikten sonra sanırım 1 kez sohbet amaçlı telefonla görüşmüştüm. Oğlum Umut da Ordu iline gitmedi diye hatırlıyorum ancak mutlaka arkadaş olması sebebiyle görüşmeleri olmuştur” dedi.
GİZLİ TANIK İFADELERİ SORULDU
Gizli tanığın, Gülistan Doku'nun cinsel ilişkiye girmeye rıza göstermediği için Mustafa Türkay Sonel ve Umut Altaş tarafından tecavüze uğradığı, bu olaydan sonra Gülistan'ın hamile kaldığı şeklinde beyanı ve bilirkişi raporunda da 27 Aralık 2019 tarihinde aynı zaman dilimi içerisinde Altaş ve diğer kişilerin Gençlik merkezi civarında aynı anda birlikte baz verdikleri ve bu konu hakkında ne bildiği sorusu üzerine Altaş, “Oğlum o dönemde alkol kullanıyordu ama uyuşturucu kullandığını yurtdışına çıktıktan sonra arkadaşlarından öğrendim. Oğlum Umut, Türkay, Zeynel Abakarov, Gülistan ve kız arkadaşının gençlik merkezinde içki içip uyuşturucu madde kullanıp cinsel ilişkiye girmeleri ile ilgili hiçbir bilgim yoktur. Böyle bir şey duymadım. Eğer ki böyle bir şeye oğlum dahil olmuş ise Allah belasını versin. Ben yukarıda Gülistan’ın köprüdeki son görüntüsü ile ilgili baz konumlarına bakılması yönünde bir teoride bulundum ve bu soruda da benim varsayımım geçerlidir. Böyle bir şeyden bilgim yok ama olabilir” dedi.
MUSTAFA TÜRKAY, "BEN BU SİLAHLA BİRİSİNİ VURDUM" DEMİŞ
Gülistan Doku’nun kaybının bu olaydan kaynaklandığı, Umut Altaş ve Mustafa Türkay Sonel’in birlikte iken Mustafa Türkay Sonel’in silahla Gülistan Doku’yu Sarı Saltuk Viyadüğü’nün yakınında kafasından vurarak öldürdüğü ve cesedin Şükrü Eroğlu ile bir korucu tarafından gömüldüğüne ilişkin gizli tanık beyanı olduğu belirtilerek, oğlu Umut Altaş’ı suç ve cezadan kurtarmak için mi ABD’ye gönderdiği sorulan Altaş, “Edindiğim bilgilere göre Mustafa Türkay o dönem silahla geziyormuş. Bu silahın Uzi ya da normal tabanca olup olmadığını bilmiyorum. Bu konuyu oğlum birkaç kez söylemişti. Hatta bir seferinde polis kontrol noktasında atış bile yapmışlar. Gülistan Doku’nun öldürülmesi ile ilgili herhangi bir fikrim yoktur. Ben suçun işlendiği ile ilgili hiçbir şey gizlemedim. Yukarıda sorduğunuz olay ile ilgili bir şey duymadım ilk kez şimdi sizden duydum. Oğlum Şükrü’yü de tanır, Türkay’ı da tanır ama bir korucu tanıyıp tanımadığını bilmiyorum. Benim de tanıdığım bir korucu yoktur. Umut’un ABD’ye gitme sebebini de yukarıda anlattım. Yani ben göndermedim, o gitti. Türkiye’ye gelmeme sebebi de 5 yıllık süre dolmamasından dolayıdır. Bu olayla ilgili hiçbir şekilde olaya iştirakim veya yardımım yoktur. Umut konusunda da kendisi ile defalarca ABD de iken telefonla konuştuğumuzda sordum, bana ‘Tanımıyorum, bilgim yok, bir şeye de tanık olmadım’ dedi. Fakat yaklaşık yine 3 ile 4 ay evvel oğlum ile telefonla konuştuğumuzda ısrarlı bir şekilde ‘Bir şeye tanık oldun mu? Bir şey biliyor musun?’ diye sorduğumda ‘Mustafa Türkay yanımda bir gün silahını çıkartarak ben bu silahla birisini vurdum’ demişti. Başka bir konuşmada ise ‘Bana para gönderin ben tehdit ediliyorum, yüklü miktarda para lazım’ demişti. Hatta bu konuşma esnasında sinirle telefonu kapattı. Para istemesini uyuşturucu almak için olabilir ama neden tehdit edildiğini anlamadım. Ben de, oğlum somut bir şey gördün mü, tanık oldun mu diye sorduğumda sadece bunları söylemişti. Yine eşimin kardeşi olan avukat K.A., ABD’ye iş seyahati için gideceğini söyleyince ben de kendisine ‘Umut’un yanına da git. Gülistan Doku’nun olayı ile ilgili bir şey biliyorsa onunla konuş, bildiği bir şey varsa anlatsın’ diye söylemiştim. O da ABD’ye gittiğinde oğlum ile görüşmüş fakat ona da bir şey anlatmamış, bilmediğini söylemiş” dedi.
“KIRMIZI BÜLTENLE GETİRİLMESİ FAYDALI OLACAKTIR”
Oğlu Umut Altaş’ın 21 Eylül 2020’de Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’yu yaklaşık 15 dakika arayla 3 kez aradığı ve bu konu hakkında bilgisi olup olmadığı sorusu üzerine Altaş, şunları söyledi:
“Ben oğlumun Aygül Doku’yu aradığını geçtiğimiz aylarda Aygül, yanıma geldiğinde ondan öğrendim. Bunun üzerine Umut ile bu konuyu da defalarca konuştuk. Oda bana ‘Baba ben tanımıyorum, neden arayım, bilmiyorum’ dedi. Neyden korktuğunu bilmiyorum ama eşim ile de defalarca kendi aramızda bu konu üzerine konuştuk. İkimiz de oğlumuz bizden bir şey saklıyor, bir şeylerden korkuyor diye düşündük halen de öyle düşünüyoruz. Jandarma benim yanıma geldikten sonra eşim Nurşen Arıkan ile konu üzerine görüştüm, eşime jandarmanın geldiğini ve araştırma yaptığını söyledim. Umut ile konuşmasını ısrarla istedim. Kendisi Umut ile yaptığı görüşmeden sonra bana ‘Bu çocuk bir şey söylemiyor, tutuk ve ABD’de yanına gittiğimde zayıflamış gördüm’ dedi. Ancak eşimin Umut’la yaptığı görüşme sonucu tespiti ile ‘Bir şeyler saklıyor sanki’ dediğini hatırlıyorum. Ne olduğunu ben de eşim de bilmiyor. Ben hatta oğluma ‘Birkaç kez ne biliyorsan anlat kimseden korkma gerekli tedbirler devlet tarafından sağlanır’ dedim. Umut belli ki bir şeyler saklıyor, bir şeylerden de korkuyor. Benim oğlum birisini öldüremez ama bir şeye şahit olmuş olabilir. 2020 yılı Ocak ayında da hal ve tavırlarında değişiklik sezmedim. Gülistan Doku ablasına bazı şeyler mi anlattı da Türkay bunu öğrenmek amaçlı Umut’a Aygül’ü aratmış olabilir. Türkay uyanık birisi, oğlum ise sakin bir kişiliğe sahip. Türkay oğlumu bu konuda kullanmış ve Aygül’ü aratmış olabilir. Oğlumun kimseyi öldürmediğini fakat bir şeylere şahit olup konuşmadığını düşünüyorum. İştirakçi olduğunu düşünmüyorum. Ben, suçlu oğlum da olsa kayırma amacında değilim, tam tersine oğluma bildiklerini söylemesi konusunda yukarıda da söylediğim üzere telkinlerde bulundum. Oğlum ile görüşmesi için avukat dayısına da söyledim. Ama yine söylüyorum oğlumun bildiği bir şeyler var ama söylemiyor, bana söylediklerini de yukarıda anlattım. Ben bir şeye şahit olmadım ama oğlum belli ki bir şeye şahit olmuş. Hatta gizli tanık olması konusunda da uyarılarda defalarca bulundum. Oğlum Umut’un kırmızı bülten çıkartılarak yakalanıp ülkemize getirilip bu soruları cevaplaması için ne gerekirse yapılması soruşturmanın selameti açısından faydalı olacaktır. Oğlum kişilik olarak ketum biridir ama vicdan sahibidir, bildiklerini anlatmasını çok isterim. Oğlum ile bu konuları telefonda konuşurken konuyu uzatmadan kısa cevaplar verip uzun konuşmanın önünü kesiyordu. Tepki bile göstermiyordu.”
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın