Hem anne hem baba oldu

Ülkesindeki iç savaş nedeniyle eşi ve üç çocuğu ile birlikte İzmir’e kaçan Suriyeli Ayşe, çalışmak için İsveç’e giden eşinin ardından dilini, kültürünü ve sokaklarını dahi bilmediği bir ülkede çocuklarına hem anne hem baba oldu


  • Oluşturulma Tarihi : 14.05.2017 08:49
  • Güncelleme Tarihi : 14.05.2017 08:49
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Hem anne hem baba oldu

E. ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER

Suriye iç savaşının başlamasıyla komşu ülkelere göç etmek zorunda kalan Suriyeli kadınlar hem mülteci statüsü hem de savaş travması nedeniyle ağır yaşam mücadelesi veriyor. Ailelerinin bütün yükünü sırtına almak zorunda kalan anneler göç ettikleri ülkelerde büyük zorluklarla karşılaşıyorlar. Suriyeli kadınlar için yaşam evlerinde oldukları dönemden çok farklı ve zor. Yaz ve kışı ağır şartlarda geçiriyorlar, kendilerinin ve çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılamak için dışarıdan alacakları yardıma muhtaç bir şekilde yaşıyorlar. Hikayesini dinlediğimiz üç çocuk annesi Suriyeli Ayşe de diğer kadınlarla aynı kaderi paylaşıyor. Fotoğraflarda yüzünün görünmesini istemiyor, sadece hikayesinin diğer mülteci kadınlara cesaret vermesini istiyor.

SAVAŞIN İZLERİNİ SİLİYOR

Evli ve üç çocuk annesi olan 38 yaşındaki Suriyeli Ayşe, ülkesinde terzilik yapıyordu. Kendine ait bir dükkanı vardı. Eşi ise bir araba tamircisinde çalışıyordu. Savaştan önce hayat onlar için çok normaldi. Henüz savaşın yıkıcı yüzü ile tanışmamışlardı. Savaşın başlamasıyla bütün anılarını savaşın enkazı altında bırakarak İzmir’e geldiler. Savaştan kaçtıkları için mutluydular ama hiç bilmedikleri bir ülkede yeni bir hayat kurmak o kadar kolay olmadı. Artık çocukların sevdiği yemekler değil ucuz olduğu için alınan bayat ekmekler vardı sofrada. Şimdiye kadar birbirlerinden bir an olsun ayrılmayan Ayşe ve eşi, zor da olsa bir karar aldı. Eşi İsveç’e gidecek, oturma izni aldıktan sonra ailesini de yanına alacak; Ayşe ise mülteci aile birleştirme onayı gelene kadar dilini dahi bilmediği bir memlekette çocuklarına hem anne hem baba olacaktı. Yaşadığı onca sıkıntıya rağmen anne olduğunu hiçbir zaman unutmayan ve çocuklarının sevgisiyle hayata tutunan Ayşe, yaklaşık iki senedir Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği’nde maaşlı olarak çalışarak diğer mülteci ailelere yardım ediyor. Fırsat buldukça sosyal aktivitelere de katılan Ayşe; savaş, çatışma ve acı dolu anılarını unutmaya çalışarak, bir an önce eşine kavuşacağı ve çocuklarıyla yeniden bir arada olacağı günü bekliyor.

EN AZINDAN MUTLUYDUK

Üç çocuğunu da Suriye’de dünyaya getiren Ayşe, savaştan önceki hayatını şöyle anlatıyor: “Evlendikten sonra Şam’a yerleştim. Terzi dükkanım vardı. Çocuklar doğduktan sonra onlara bakabilmek için işi bıraktım. Eşim araba tamircisinde çalışıyordu. Durumumuz çok iyi olmasa bile en azından mutluyduk. Çocuklarım ve eşim yanımdaydı, hayat benim için o zamanlar güzel ve normaldi. Savaş başladıktan sonra ise her şey tersine döndü. Bugün yarın biter diye sabrettik. Ama uçaklardan durmadan bombalar yağıyordu. Evlere de saldırmaya başlamışlardı. Elektrik, su kesilmişti; yemek bulmakta zorlanıyorduk. Rejim askerleri ve Özgür Suriye Ordusu arasında savaş vardı. O zamanlar IŞİD daha yoktu. Biz arada kaldık. Bomba sesleri ve füze seslerinden geceleri uyuyamıyorduk. Çocuklarımızı kurtarmak için kaçtık. Ölmekten korktuk.”

ACABA OKULA SALDIRDILAR MI?

Savaşın başlamasıyla bir anne olarak en çok çocukları için endişelenen Ayşe, yaşadıklarını şu şekilde ifade etti: “Okul evimize çok yakındı ama yine de çocukları ben okula götürüp getiriyordum. Bir süre sonra okullara da saldırılar olmaya başladı. Sokakta ölü insan bedenleri görüyorduk. Bütün anneler endişeli gözlerle hep çocuklarını izliyordu. ‘Hangi sokakta oynuyor, acaba okula saldırdılar mı?’ diye sürekli endişeliydim. Bir kere oğlumu bakkala gönderdik, geri dönmedi. O anda kalabalık bir yürüyüş başladı. Eşimle beraber oğlumu aramaya çıktık. Saatlerce etrafı aradık ama bulamadık. Sonra bir sokakta terliğini gördük ama kendini yine bulamadık. Oğluma bir şey oldu diye çok korktum. Bulduğumuzda bir köşede kendini saklamıştı. Eşimi de sürekli kontrol noktasında durdurup silahla soruşturma yapıyorlardı. Bu yaşadığımız olaylardan sonra artık yeter dedik ve neyimiz varsa satıp kaçmaya karar verdik. Bir ay Kamışlı’da akrabalarımızın yanında kaldık. Kız kardeşim savaştan önce Türk biriyle evlenip İzmir’e yerleşmişti. Bizi İzmir’e çağırdı. Sınırdan para vererek kaçak olarak geçtik. Benden daha zor durumda olan aileler, çocuklarının cesetlerini sokaklarda bırakıp buraya gelen aileler var. Toprağımızı bıraktık geldik. İzmir benim ikinci toprağım oldu.”

ÇOCUKLARIMA HEP CESARET VERDİM

Yaklaşık 5 yıl önce eşi ve üç çocuğuyla Şam’dan İzmir’e gelen Ayşe, “Sıfırdan yeni bir hayata başladık” diyerek ifade ettiği o süreci şöyle anlattı: “Kız kardeşimde 7 gün misafir olarak kaldık. Yeni bir ülkeye gelmiştik ve eşim ne iş yapacağını bilmiyordu. Ama en azından canımızı kurtarmıştık. Kiralık bir ev bulduk. Yeni ev kurmak, çocuklara yeni okul bulmak, yeni dil ve adet öğrenmek çok zordu. Ama başka şansımız kalmamıştı. Bu yaşamı kabullendik. Nasıl bu yaşama entegre oluruz, nasıl toplumdaki insanlarla anlaşabiliriz diye çabalıyoruz. Mülteci olmayı biz tercih etmedik, mülteci olmak zorunda kaldık. Çocuklar ilk zamanlar bu yeni yaşama alışamadı, sokağa çıkamıyorlardı. Diğer çocuklardan korkuyorlardı, ne söylediklerini anlamıyorlardı. Ama onları diğer çocuklarla iletişim kurmaları için teşvik ettik. Dil öğrenin, sokakta en az bir arkadaşınız olsun dedik. Çocuklarıma hep cesaret verdim. Ama okul konusunda çok sıkıntı yaşadık. Hiçbir okul kabul etmedi. Çocuklar biz okula gidemiyoruz ama herkes okula gidiyor diyordu.”

SEVDİĞİ YEMEKLERİ YAPAMIYORDUM

Eşi uzun süre ayakkabıcı imalathanesinde düşük ücretlerle çalıştı. Kazandığı ne kiraya yetiyordu, ne de diğer ihtiyaçlara. Birbirlerini severek evlenen ve o ana kadar hiç ayrı kalmayan Ayşe ve eşi, çocuklarının geleceği için önemli bir karar aldı. Eşi, İsveç’e gidecek; kendine bir düzen kurunca ailesini de yanına alacaktı. Unutmaya çalıştığı sıkıntıları anlatırken yeniden hatırlayarak sık sık gözleri dolan Ayşe, “Sabah işe gittiğinde ben evde çocuklarla kalıyordum. Onlar okula gitmiyordu ben de kimseyle arkadaş olamamıştım. O ev bizim için cezaevi gibiydi. O süreçte çocukların psikolojisi de bozuldu. Ama onlara hep cesaret verdim. Çok az parayla geçinmeye çalışıyorduk, yetmiyordu ama ne yapabilirdik? Yemekten kıstık, bayat ekmek alıyorduk. Güzel yemekler yiyemiyorduk. Çocuklarımın sevdiği yemekleri yapamıyordum. Suriye’deyken çocuklar istedikleri her şeye sahipti, buraya gelince bizden bir şey istediklerinde alamıyorduk. Paramız yoktu ama çocuklar istiyordu. Eşim de o kadar çalışıyorum ama hiçbir şeye yetmiyor diyordu. Eşim İsveç’e iltica başvurusunda bulundu kabul edildi.  Şimdi mülteci aile birleştirmesi için onay bekliyoruz. Onay gelirse biz de İsveç’e gideceğiz. Bu umutla yaşıyoruz. Türkiye’de rahat şartlarda yaşayabilseydik, eşim İsveç’e gitmezdi. Ama imkanlarımız çok yetersizdi. Biz zenginlik istemiyorduk sadece normal bir hayat istedik ama olmayınca başka ülkeye kaçtı. Bu kararı vermek çok zordu. Biz hayatta ayrılamazdık bir gün bile olsa. Ama mecbur bu kararı aldık” dedi.

HEM ANNE HEM BABA OLDU

Dilini, kültürünü ve sokaklarını dahi bilmediği bir ülkede üç çocukla bir başına kalan Ayşe, onlara hem anne hem baba oldu. Ayşe, “Bir gün kavuşacağız umuduyla çocuklarıma hem anne hem baba oldum. Üç çocuğa tek başına bakmak çok zor. Allah bana bir fırsat yarattı. Bir kadınla tanıştım, o da Suriyeliydi. Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği’nde görev yapıyordu. Gel beraber bir kursa gidelim Türkçe öğrenelim dedi. Daha sonra beni derneğe götürdü ve bir süre sonra ben de derneğe katıldım. Maaş alarak çalışmaya başladım. Hem çalışıyordum hem çocuklarıma bakıyordum. Büyük bir hayalim gerçek oldu. Tek başıma bir kadındım, dil bilmiyordum. Yoksulluk yaşadım. Ekmek bulamıyordum. Ama şuan bir işim var ve çocuklarıma bakabiliyorum. Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği’ne bana böyle bir imkan sunduğu için teşekkür ediyorum. Ben yardıma muhtaç bir kadındım ama şuan yardıma muhtaç başka kadınlara, ailelere ve yetim çocuklara yardım ediyorum. Onların sorunlarını ve problemlerini çözebilmek için çaba sarf ediyorum. Beş sene önce çok zor durumdaydım şimdi ise o zor durumdaki ailelere yardım ediyorum. Kadınları kendilerine bir yol açmaları, bilgilenmeleri ve çalışma hayatına katılmaları için teşvik ediyorum. Çocuklarımı çok seviyorum. Yaşadığım onca zorluğa rağmen güçlü bir kadın olarak hep dimdik durdum. Çocuklarım bana cesaret verdi. Bütün Suriyeli kadınların aynı cesareti göstermesini istiyorum” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi