Herkes güzel biz çirkin!

Kimi altın gününde sıra kendisine gelince, kimi bunun için bankadan çektiği krediyle… Günümüzde estetik operasyonlara rağbet her geçen gün artıyor. Uzmanlara göre; kitle iletişim araçları aracılığıyla sürekli maruz kalınan çekici yüz ve bedenler, bireylerde ‘Herkes güzel biz çirkin’ algısı yaratıyor


  • Oluşturulma Tarihi : 18.11.2019 06:55
  • Güncelleme Tarihi : 18.11.2019 06:55
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Herkes güzel biz çirkin!

ÇAĞLA GENİŞ-ÖZEL HABER
Yıllardır mankenler, ünlüler dünyası veya maddi durumu yüksek kişiler tarafından tercih edilen estetik operasyonlar günümüzde toplumun tüm tabakasına yayıldı. Kimi altın gününde sıra kendisine gelince, kimi bunun için bankadan çektiği krediyle güzelleşmek uğruna operasyon geçiriyor. Peki ‘daha’ güzel olma ihtiyacının altında yatan sebepler neler? Neyle birlikte bu ihtiyaç arttı? Uzmanlara göre; kitle iletişim araçları aracılığıyla sürekli maruz kalınan çekici yüz ve bedenler, bireylerde ‘Herkes güzel biz çirkin’ algısı yaratıyor. Bu yüzden tatminsiz hale gelen bireyler ise ‘çekicilik’ parametrelerini cerrahi yollarla taklit ediyor.
ÇOĞUNLUK 18-25 YAŞ ARASI…
İnsanların daha çok görüntüsel kaygılar ve ‘eksikliklerin’ oluşturduğu psikolojik sıkıntılardan kurtulmak amacıyla estetik operasyon yaptırmak istediklerini söyleyen Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Haluk Mıdoğlu, operasyon yaptıranların yaşının 18’e kadar düştüğünü bildirerek “Estetik amaçlı operasyonlarda ihtiyaç göreceli bir değer olduğundan onu dinleyip anlamak ve ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmek ön planda düşünülür. Bazı ameliyatlardan önce psikolojik testler için ilgili bölümlerden yardım alıyoruz. Çoğunlukla 18-25 yaş arası ve 40 yaş üzeri kadınlar, estetik amaçlı operasyon yaptırıyor. Genç grupta, eksikliklerin giderilmesi, diğer grupta da; yaş ve doğum sonrası oluşan sıkıntıların giderilmesi amaçlı yapılan ameliyatlar ön planda. En çok yapılanların başında burun estetiği, göğüs büyütme/küçültme, vakumlu yağ alma ve karın germe ameliyatları geliyor” dedi.



GAZETE KUPÜRLERİYLE GELİRLERDİ
Son zamanlarda estetik operasyona yönelik talebin oldukça yüksek olmasını görselliğe verilen önemin artması, uzman hekime ulaşma kolaylığı, tüketici toplumun yükselişe geçmesi ve kadınların iş hayatında önemli pozisyonlarda bulunur olmasına bağlayan Mıdoğlu, “Ülkemiz plastik ve estetik cerrahi konusunda dünyanın önde gelen ülkelerinden ve sağlık turizminden büyük pay almakta. Ameliyatlar birçok ülkeden daha kaliteli imkanlarda ve iyi ekiplerle yapılmakta olup fiyat konusunda da daha az maliyetler çıkmakta. Eline benzemek istediği kişinin fotoğrafını alan cerraha gidiyor şeklindeki algı eskiden burun ameliyatları için geçerliydi. Günümüzde teknolojinin fotoğraflamada ve ameliyatlarda kullanılması sonucunda ve yapılan ön bilgilendirmelerde bu konunun hassasiyetle anlatılması ile bu algı kaybolmak üzere denebilir. Eskiden elinde gazete kupürleriyle gelen; ‘onun gibi olsun veya bunun gibi olmasın’ diyen hastalarımız çok olurdu” ifadelerini kullandı.
KREDİ ÇEKİP OPERASYON YAPTIRIYORLAR
Estetik operasyonların yalnızca maddi durumu yüksek kişiler tarafından tercih edilmediğini, günümüzde toplumun tüm tabakasına yayıldığını kaydeden Mıdoğlu, “Aylarca para biriktiren ya da altın gününde sıra kendisine gelince koşarak operasyon yaptırmaya gelenler olduğunu duyuyoruz. Ben de kredi çekerek gelen birkaç hasta ile görüşme yapmıştım” dedi. ‘Daha’ güzel olma ihtiyacının altında yatan sebeplere de değinen Mıdoğlu, “Bence toplumsal değerlerimizdeki dejenerasyonun doğal bir sonucu… Güzel kadınların toplumda daha muteber olduğu ve rahatça yaşadıklarının empoze edilmesinin sonucunda ortaya çıkan göreceli bir ihtiyaç olarak değerlendiriyorum. Beklentisinin karşılandığını düşünen tüm hastalar operasyondan sonra kendisini iyi hisseder. Az da olsa iyi bir sonuç elde ettiğinizde bile memnuniyetsizlikle karşılaşabilirsiniz. İstekleri konusunda verebileceklerinizin sınırlı olduğu hastalar her zaman potansiyel olarak sıkıntı yaratabilecek hastalardır. Bu nedenle ben önceden beklentilerinin ne olduğunu tam anlamaya, yapılacakların ve sonuçlarının neler olabileceği konusunda onları tam bilgilendirmeye çalışıyorum” açıklamasında bulundu.
POPÜLER KÜLTÜRE UYUM ÇABASI!
Estetik operasyon yaptırmak isteyen gençlere karşı ailelerin eskiye nazaran daha az önyargılı olduğunu da söyleyen Mıdoğlu, “Genel önyargı azalmış ve önyargılar kırılmış vaziyette diye düşünüyorum. Yaptırma isteğinin baskın olması nedeniyle ona eşlik ederek olaya tamamlayıcı olarak katılmanın daha mantıklı bulunduğu bir dönemden geçiyoruz. Ailelerin en büyük korkusunun habersiz yaptırılacak işlemler olduğu söylense de 18 yaşından önce yapılacak ameliyatlarda ebeveyn muvaffakatı şarttır. Gençleri anlayabilmek için popüler kültürün güzelliği beden üzerine hapseden anlayışını iyi çözümlemek gerekiyor. Yaşlıların bile daha güzel olmak için defalarca bıçak altına yattığı bir zamanda gençlerin estetik merakı sıradanlaşıyor mu? Buna sıradanlaşma değil de günümüzün yükselen değerlerine (popüler kültüre) uyum göstermeye çalışma diyebiliriz.”  Eşini ya da erkek arkadaşını geri kazanmak için bıçak altına yatanlar olduğunu da sözlerine ekleyen Mıdoğlu, “Ameliyat olan popülasyon içerisinde oranları az da eşini ya da erkek arkadaşını geri kazanmak için operasyon geçirmek isteyenler oluyor. Zayıflama ameliyatları sonrası toplum içine çıkabilmek için ameliyat olanların sayısında da belirgin bir artış mevcut” dedi.
SAĞLIKLI BEDEN Mİ YOKSA SKİNNY Mİ?
Diyetisyen Derya Zünbülcan ise “İnsanlar size, ideal kiloda sağlıklı bir beden için mi, yoksa dünyadaki yeni zayıflık çılgınlığı ‘skinny’ olmak için mi geliyor?” sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Aslında her ikisi de tabi ki ancak eskiden daha çok ideal kiloda sağlıklı bir beden için geliniyordu. Artık birkaç kilo vererek daha konforlu bir bedende yaşamak için gelenler çoğaldı. Bunu iyi yaşam anlayışının yerleşmesine bağlıyorum. 1-2 kg daha vererek ‘skinny’ olmak için gelen danışanlarım da var.”



‘ZAYIF OLAN MUTLUDUR’ ALGISI
Günümüzde yeme bozukluğu olarak adlandırılan ‘anoreksiya/bulimiya nevroza’ rahatsızlıklarının giderek arttığını ifade eden Zünbülcan, “Yeme bozukluğu hem benim gözlemlerimde hem de çalışmalarda gençlerde giderek artıyor. Bu artıştaki en büyük etken sosyal medyanın aktif kullanımı. Bakıyorsun orada herkes sıfır beden, çok mutlu, çok renkli... Zayıf olan mutludur algısı oluşuyor. Benim danışanlarımın en küçüğü 12 yaşındaydı. Bozulmuş beden algısı vardı. Yani aynada gördüğünü söylediği beden gerçekteki bedeninden daha kiloluydu. Kendisini oluğundan kilolu tanımlıyor, bedenini beğenmiyordu, ailesinden gelen obsesif bir beslenme modeli vardı. Bunu çeşitli rahatsızlıklar izliyordu. Kansızlık, aritmi, dikkat bozukluğu, anksiyete gibi...” ifadelerini kullandı.
BENİ BU RESİMDEKİ GİBİ YAPIN!
Beden algısının kişiler üzerindeki etkisine dikkat çeken Zünbülcan, şunları söyledi: “Zayıf olunca daha çok ilgi çekeceklerine, daha iyi hissedeceklerine inanıyorlar. Herkesin kendine göre haklı bir sebebi var ancak işin ucu sağlığı tehlikeye atmaya kadar dayanıyorsa mutlaka bir psikologdan yardım alınmasını öneriyorum. Bazen elinde bir gelinlik resmi beni bunun içine sokun diyerek gelen olabiliyor bazen de bir model resmi ile gelip beni bu resimdeki gibi yapın olabiliyor. Kimi zamansa kendinin 10-15 yıl önceki halini getirerek kendime yabancılaştım beni bana tekrar tanıtın diyen oluyor.”
SOSYAL PSİKOLOGLAR NE DİYOR?
Peki ‘daha’ güzel olma ihtiyacının altında yatan sebepler neler? Neyle birlikte bu ihtiyaç arttı? Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Sosyal Psikoloji Ana Bilim Dalı Doç.Dr. Mert Teközel, estetik operasyonlara yönelik artışa anlam verebilmek için öncelikle güzellik yani fiziksel çekicilik kavramına dikkat çekiyor. Teközel, “Hemen her kültürde yapılan çalışmalar, insanların eş olarak seçecekleri kişilerde en ön sıralarda önem verdikleri özelliklerden birinin fiziksel çekicilik olduğunu göstermektedir. Evrimsel psikologlara göre; bunun nihai nedeni fiziksel açıdan çekici yüz ve beden özelliklerinin, kişilere sağlık ve uyum başarısı ile ilgili sinyaller sunması, yani genetik kalite ve üreme başarısı ile ilişkili bazı ipuçları taşımasıdır. Fiziksel çekicilikle ilişkili olarak saptanan yüz ve beden özellikleri burada sayamayacağım kadar çoktur. Bazılarını söylemek gerekirse, kadınlarda düşük bel-kalça oranı, simetri, düz ve lekesiz bir cilt, yüz feminenliği (dolgun dudaklar, çıkık elmacık kemikleri,  ince ve küçük çene vb); erkeklerde ise yüksek omuz-kalça oranı, simetri, yüz maskülenliği (geniş ve uzun çene, gür kaşlar vb) örnek verilebilir” dedi.



TATMİNSİZ HALE GETİRİYOR
Geçmişten günümüze fiziksel çekiciliğe verilen önemin arttığına vurgu yapan Teközel, “Bir araştırmada yarısı çekici, diğer yarısı ise düşük çekicilikte çok sayıda insan yüzlerinden oluşan görseller, kişilere kısa bir süre için gösterildiğinde, kişilerin çekici yüzlerin sayısını abarttıkları görülmüş.  Bunun nedeni ‘dikkat yapışması’ olgusudur. Yani dikkat, çekici yüzlere daha fazla yapıştığı için, insanlar daha fazla çekici yüz gördüklerini sanmaktadırlar. Başka bir araştırmada ise çekici bireylerin yüzlerine maruz bırakılan insanlar, ortalama çekicilikte bireylerin yüzlerine maruz bırakılanlara kıyasla mevcut ilişkilerindeki partnerlerini daha az çekici değerlendiriyorlar ve ilişkilerinden daha memnuniyetsiz hissediyorlar. Ayrıca aynı cinsiyetten çekici bireylere maruz bırakılanlar da kendilerinden daha memnuniyetsiz hissediyor. Şimdi bu iki araştırma bulgularını bir araya getirelim: İnsanlar çekici yüzlere daha fazla dikkat ediyorlar. Ancak çekici yüzlerle karşılaşmak onları daha tatminsiz hale getiriyor” şeklinde konuştu.
HERKES DAHA TATMİNSİZ
Kitle iletişim araçlarının etkisine değinen Teközel, “TV yayınları, internet TV yayınları, özellikle ünlülerin, manken ve yıldız oyuncuların sosyal medya hesapları vasıtasıyla her birimizin günlük olarak maruz kaldığı çekici bireylerin sayısını hayal edin. Buna yazılı basın ürünlerini de katarsanız rakamın ne kadar büyüyeceğini tahmin edebilirsiniz. Üstelik oldukça duyarlı davranan, magazinel programlara yer vermeyen kanal veya yayınlar bile yayınladıkları reklam film ve afişleriyle bu olguya katkıda bulunurlar. Gerçekte toplumda az sayıda bulunan aşırı çekici bireyler, algı alanımızı o kadar kaplar ki, kaçınılmaz olarak tekerlemedeki gibi ‘Herkes güzel biz çirkin!’ hissederiz. Evrimsel sosyal psikolojik bir çerçevede analiz edersek; cerrahi veya başka yollarla estetik uygulamalara olan ilgideki artış genel olarak medyanın ve iletişim teknolojilerinin mevcut güzellik anlayışını abartmasına, eksajere etmesine bağlanabilir. Medya güzellik fikri yaratamaz ancak mevcut güzellik fikrini aşırılaştırabilir ve bu yolla herkesi daha tatminsiz hale getirebilir” ifadelerini kullandı.