GÜNDEM

‘İmamoğlu Suç Örgütü’ davasında ikinci duruşma başladı

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 107’si tutuklu ve 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması başladı.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki duruşma salonunda görülen davaya çok sayıda tutuklu ve tutuksuz sanık katıldı. Tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu’nun kayınbiraderi Cevat Kaya ile avukatı Mehmet Pehlivan’ın da aralarında bulunduğu toplam 107 tutuklu sanık duruşmada hazır bulundu.

Tutuksuz sanıklar arasında yer alan Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu ve sanatçı Ercan Saatçi de avukatlarıyla birlikte duruşmaya katılan isimler arasında yer aldı.

Duruşmayı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yanı sıra partinin genel başkan yardımcıları, bazı milletvekilleri ve belediye başkanları da takip etti. Ayrıca partililer, sanık yakınları, yabancı basın mensupları ve çok sayıda izleyici de salonda yer aldı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ile bazı baro başkanları ve yabancı avukatlar da duruşmayı izleyenler arasındaydı.

Duruşma salonu ve çevresinde jandarma ekipleri tarafından yoğun güvenlik önlemleri alındı. Sanık avukatları ise mahkeme heyetinin, müdafilik kontrolü yapılmadan avukatların salona alınmayacağı yönündeki kararı nedeniyle binaya girişte iki kez kimlik kontrolünden geçirildiklerini belirterek bu uygulamaya slogan atarak ve kapıya vurarak tepki gösterdi.

Bunun üzerine İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, mahkeme heyetiyle görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından avukatların kimlik kontrolü yapılmadan salona girişine izin verildi.

Sanıklar salona girerken izleyiciler tarafından alkışlandı ve sanıklar da yakınlarına el sallayarak karşılık verdi. Jandarma görevlileri ise sanıkları hızlı şekilde yerlerine oturmaları konusunda uyardı. Bazı avukatlar bu uyarıya tepki göstererek “Selam vermek ne zamandan beri suç oldu?” ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu’nun duruşma salonuna diğer sanıklardan ayrı şekilde getirildiği görüldü. Salona girişinde avukatlar, sanıklar ve izleyiciler tarafından alkışlanan İmamoğlu için bazı kişiler “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganı attı. İmamoğlu’nun içeri girmesiyle birlikte tutuklu sanıkların tamamı ayağa kalktı. Avukatların bulunduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaştı.

Tutuklu sanık avukat Mehmet Pehlivan’ın yanına oturması istenen İmamoğlu, jandarma ekiplerinin gösterdiği sandalyeye oturmayı kabul etmedi. Bunun yerine jandarma sırasının hizasında, koridor tarafında bulunan sandalyeye oturdu. Bunun üzerine jandarma görevlisinin, koridora sandalye getirerek İmamoğlu'nun yanına oturmasının ardından İmamoğlu, "Böyle olmaz. Kimin önünü kesiyorsunuz siz. Ağzımı bantla mı kapatacaksınız? Hakim gelecek, söyleyecek. Ben de ayaktayım. Nedir etrafımızda jandarma. Sağımda, solumda." dedi.

Bu esnada salona gelen Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, "Neresinde usulsüzlük var bunun? Jandarma arkadaşlar oturun." dedi.

Ekrem İmamoğlu'nun "Kimden korkuyorsunuz?" demesinin ardından Başkan Aylan, "Bizim bir şeyden korktuğumuz yok. Kürsüye söz hakkı verdiğimiz gelecek. Yerinize geçin lütfen." şeklinde konuştu.

Bu sırada İmamoğlu, "Dünden beri ne değişti?" derken, Başkan, "Çünkü dün size söz hakkı vermediğim halde. Kürsüye gelerek heyete, savcıya parmak salladınız. Söz hakkı gelince vereceğim. Benim önümde bir kişinin oturması doğru değil." açıklamasında bulundu.

İDDİANAME ÖZETİ OKUNDU

Duruşmada, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu ile Mahkeme Heyeti Başkanı Selçuk Aylan arasında, jandarma personelinin koridora sandalye getirip oturması üzerine tartışma yaşandı.

İmamoğlu, "Böyle bir şey olmaz" diyerek sandalye konulmasına tepki gösterirken Başkan Aylan "Duruşma düzenini sağlayamadım. Herhangi bir talep almıyorum. Sanıklar yerine otursun. Ben böyle bir düzen belirledim. Duruşma düzenini bu şekilde belirledik." dedi.

İmamoğlu'nun "Burayı şu şekilde yapmanız yargı için yüz karasıdır." sözleri üzerine Başkan Aylan, "O sizin takdiriniz." ifadelerini kullandı.

İmamoğlu'nun "Biz buraya sakin sakin geldik. Kimden talimat aldınız?" sözlerinin ardından Aylan, "Biz kimseden talimat almıyoruz. Lütfen sanıklar yerlerine otursun. Ben sanıkların savunma hakkını kısıtlamıyorum. Burada 4 tane jandarmanın oturması ne yönden sıkıntı oldu?" diye konuştu.

Avukatlar da araya girerek, duruma tepki gösterdi.

BAŞKANDAN İMAMOĞLU'NA "YARGILAMA YAPAMIYORUZ" TEPKİSİ

İmamoğlu ise "Bu arkadaşımız koridora neden oturuyor? Benden korkmayın. Ben seni korumaya geldim." şeklindeki sözlerine başkan "Gereksiz polemiklere girmeyin. Benim sizin korumanıza ihtiyacım yok. Sizin yüzünüzden dünden beri yargılama yapamıyoruz." diye cevap verdi.

Sanık İmamoğlu'nun, koridora jandarma konulmasına tepki göstermesi üzerine mahkeme heyeti başkanı, "Dün söz hakkı vermediğim halde ısrarla kürsüye geldiniz." dedi.

İmamoğlu, "Ben belki avukatıma sesleneceğim." diye karşılık verince başkan "Burası öyle özgürce gezebileceğiniz, avukatınızla görüşebileceğiniz bir yer değil." dedi.

Avukatların da tepki göstermesi üzerine başkan, "Avukatlar bağırmayın. Buna gerek yok. Bu tarza gerek yok." şeklinde konuştu.

Tartışmanın ardından mahkeme heyeti başkanının, jandarma personeline verdiği talimat üzerine koridordaki sandalye kaldırıldı.

Devam eden duruşmada mahkeme, tutuklu ve tutuksuz sanıkların yoklamasını yaptı.

ÖĞLE ARASI VERİLDİ

Duruşmada, iddianamenin özeti okundu.

Mahkeme başkanı Selçuk Aylan, sanıklara söz vermeden önce kimlik tespiti yapılacağını belirtti.

Söz alan sanık Ekrem İmamoğlu, burada Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli davalarından birisinin başlatıldığını, elbette bir usulun uygulanacağını kaydetti.

Kendisine söz hakkı verilmemesinin Ceza Muhakemesi Kanunu'na (CMK) uygun olmadığını öne süren İmamoğlu, iddia makamının kendisine göre yok hükmünde, şaibeli ve suçlu olduğunu ifade etti.

Bu davanın siyasi bir dava olduğunu iddia eden İmamoğlu, milyonlarca oy almış olan kendisinin sözünün dinlenmemesinin güven sorunu yaşatacağını belirtti.

İmamoğlu, iddianamenin başından beri ortaya konan net bir tavır olduğunu, meselenin özünün siyasi olduğunu savunarak, "Adil yargılama benim hakkımdır. Buradaki her bir arkadaşımın nasıl bir zulümle sıkıntıyla buraya geldiğinin bilinmesi lazım. Sayın hakim, itina göstermelisiniz. Niçin bir yıldır burada olduğunu bilmeyen onlarca arkadaşımız var. Hasta var, ameliyat olanlar var, dizini çekemeyip yürüyemeyen, dün ameliyat olmuş insanlar var. Onların evde olmasının ne mahsuru var? Kimi neyle test ediyorsunuz." dedi.

Günlerce savunma yapacağını, diğer arkadaşının savunma yaparken de kendisinin arada dinlenmesi gerektiğini ve mahkemenin savunma sırasının yanlış olduğunu öne süren İmamoğlu, bir yıldır 12 metrekarede tecritte kaldığını, arkadaşlarıyla bir yıl sonra ilk defa burada sarıldığını kaydetti.

İmamoğlu, burada 107 arkadaşının savunma yapacağını belirterek, "Ben burada savunma sırasının dahi tutarsız olduğunu düşünüyorum. Takdir sizindir. Ekrem İmamoğlu adına çoklu söz hakkı olması gerektiğini düşünüyorum. Arkadaşlarımın, tutuksuz arkadaşlarımızın ve iftiracıların savunmalarından sonra söz hakkı verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ekrem İmamoğlu'nun bu yargılamada çoklu konuşmaya ihtiyacı vardır. Avukatlarımla diyalog konuşmasının sizin için iyi olacağını düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

SANIKLAR SAVUNMA YAPMAYA BAŞLADI

Sanıkların savunmalarının alınmasına geçilen duruşmada, ilk savunmayı tutuklu sanık eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu yaptı.

Erdoğdu, savunma hakkının kısıtlandığını belirterek, 10 aydır tek başına bir hücrede kaldığını, 4 bin sayfası bulunan iddianamenin çok sayıda ekinin de olduğunu dile getirdi.

İddianamede, sanıklardan Ertan Yıldız'ın getirdiği paranın sanık Fatih Keleş'e götürüldüğünün belirtildiğini söyleyen Erdoğdu, "4 tane delille iddianame hazırlanmış. Samimi soruyorum. İçeride bir şahıs hapisten çıkmak istiyor. Bir ifade veriyor, hapisten çıkıyor. Bunun neresi etkin, neresi pişman. O çıkıyor, ben giriyorum. Bir şirketin bir çalışanı para çekmiş, ben ne bileyim neden çekmiş. Benim ne ilgim var. Bir otelde baz kaydı var. 5 yıldır kullandığım otel. Ben Fatih bölgesinin milletvekiliyim. Belediye başkanının makam odasında baz vermişim. Bunlardan biri tutuklanır mı?" ifadelerini kullandı.

Kimseden çanta falan almadığını, bu yöndeki beyanların yalan olduğunu savunan Erdoğdu, "Ben bunu açıklayamam ki. Nasıl cevap vereyim? Ben 256 metreden, 1 milyon 250 bin dolar nasıl almışım. Almadığım bir parayı nasıl teslim edeyim. Böyle bir olay yaşanmadı." diye konuştu.

Duruşma, Erdoğdu'nun savunmasıyla devam ediyor.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden", Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi ise "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapıldı.

Örgütün şemasının çizildiği iddianamede, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı 10 örgüt üyesinin olduğu, 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.