MEHMET ŞERİF TOPRAK
Bilim ve Aydınlanma Akademisi’nin bilimsel verilerle İzmir’deki orman yangınını tartıştığı konferans, İzmir Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapıldı. Oturum başkanlığını Halk Sağlığı Uzmanı Prof.Dr. Zuhal Okuyan’ın yaptığı konferans, fotoğraf sanatçısı Serkan Çolak’ın yangından 3 gün sonra çektiği fotoğrafların slayt gösterimi ile başladı. Yangın Araştırmaları Mühendisi Cemhan Bucak, “İzmir Orman Yangını Özelinde Türkiye’de Yangın Araştırmaları” başlıklı sunumunda, Tırazlı’da başlayan yangının 6 saatte, kuş uçuşu 14 km, gerçek mesafede ise 20 km yol kat ederek Orhanlı Köyü civarına ulaştığını söyledi. Türkiye’deki orman yangınlarının ortalama hızının yaklaşık 4,6 km/sa olduğunu söyleyen Bucak, yapılan müdahalelerle bu hızın 1km/sa düşürülerek 3,5 km/sa olduğunu belirtti. Bucak, müdahaleler sonucu kurtarılan alanlara bakılarak sevinildiğinin ancak kaybedilen alanın çok büyük olduğunun altını çizdi. Yangın çıkmasında en etkili faktörün doğru bilinen yanlışlardan olan nem olduğunu söyleyen Bucak, asıl faktörün rüzgar olduğunu belirtti.
ÜLKEMİZİN 3 KATI ALAN YOK OLDU
Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Soysal ise, “Bir Çevre Sağlığı Sorunu Olarak Ormansızlaşma ve İzmir” başlıklı bir sunum yaptı. Yangınların çıkmasında iklim değişikliği, demografik etkenler, ekosistem değişikliği, ekonomik-politik etkenler gibi birçok faktörün etkili olduğunu söyleyerek sunumuna başlayan Soysal, bunların hepsini birlikte ele almadan konunun sağlıklı değerlendirilemeyeceğini söyledi. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, 1990’da karaların yüzde 31,6’sı orman iken 2015’te yüzde 30,6’sı orman olduğunu belirten Soysal, ilk bakışta yüzde 1’lik bir kaybın küçük gibi göründüğünün ancak kaybedilen alanın büyüklüğünün Türkiye’nin yüz ölçümünün 3 katı kadar büyüklüğünde bir alana denk geldiğinin altını çizdi. Soysal, “Aynı zamanda bu kayıp, 25 yıl içerisinde orman alanlarının stokladığı sera gazı miktarının 11 gigaton azalmış olduğunu bize gösteriyor. Verilere bakıldığında ormanlık alan artıyor görünse de nüfus artışı ile birlikte bakıldığında kişi başına düşen hektar olarak ormanlık alan miktarı azalmakta” diye konuştu. Orman yangını nedenlerinin, kasıt, ihmal-kaza, doğal ve faili meçhul olarak sınıflandırıldığını söyleyen Soysal, “1987-2018 verilerine bakıldığında nedenler arasında ilk sırada ihmal-kaza gelmekte ve 2009 yılından beri faili meçhul yangınların arttığı dikkat çekmektedir” dedi. Soysal, “İzmir, 2013-2018 yılları arasında en fazla yangın çıkan iller arasında 3. sırada yer alırken, hektar olarak yanan alan sıralamasında ise 2. sırada” ifadelerini kullandı. Yangınların çevre ve insan sağlığı üzeri etkisine bakıldığında, sera gazını tutacak yutak alanlar olan ormanların kaybı, yangın sırasında yaşanan can kayıpları, hava kirliliği (Pm 2,5-10, SO2) sıralanabilir diyen Soysal, 2.5 Pm solunabilir parçacıkların, kalp damar sistemi, sistemik, fetal solunum sistemi etkilerinin bulunduğuna dikkat çekti. Yapılması gerekenleri, iklim değişikliğinin durdurulması, orman kayıplarının önlenmesi ve flora ve faunanın korunması ile yangınların büyümeden önlenmesi, yanan ormanların bilimsel ölçekte rehabilitasyonu olarak sıraladı.
RASTLANTISAL DEĞİL
Son olarak söz alan Orman Mühendisi Yücel Çağlar da, “Orman ve Maki Ekosistemlerimiz Yanıyor, Çünkü...” başlıklı sunumuna doğru terminoloji kullanılmasının gerekliliğinin altını çizerek sunumuna başladı. Çağlar, orman ve maki ekosistemleri olarak değerlendirmenin doğru olacağını, ülkemizde yangınların çıktığı yerlere bakıldığında tarım arazileri, yazlıklar, turizm yatırımları, madencilik, ulaşım yolları gibi noktalarda olduğunu ve bunun raslantısal olmadığını belirtti. “Orman ve maki eko sistemleri hep yanacak çünkü ülkemizde, orman alanlarının yüzde 58’inin orman yangını çıkma olasılığı yüksek olan yerlerde. Orman eko sistemlerinin yüzde 49.2’sini tüme yakını kızılçam, karaçam, fıstıkçamı ve ardıç oluşuyor. Büyük orman yangını çıkma olasılığı en yüksek olan 1-20 yaş grubu 22 milyon dönüm orman ekosistemimiz var” diyen Çağlar, iklim değişikliği, kuraklık boyutu gibi bazı bölgelerimizde orman yangınlarını daha da arttıracak etkenleri sıraladı. Temel sorunlara değinen Çağlar, bunların orman eko sistemlerinin yapısal özelliklerindeki değiştirmeler, ormancılık yönetimindeki süreksizlik, yangın önleme ve söndürme çalışanlarının işe alma biçimleri ve koşulları, yangın söndürme çalışanlarının yönetimi olduğunu söyledi. Türkiye’de yangın alanları azalırken yangın sayısının arttığını, bu yüzden de acilen yangın önlemlerinin arttırılması gerektiğini vurguladı. “Her yangın kendi bölgesi ve coğrafi koşulları içerisinde değerlendirilmeli, o bölgede ona göre önlemler alınmalıdır” diyen Çağlar, orman işletme şeflerinin kontol alanındaki alanın fazla olduğunu, bu sayının yaklaşık 3 katı kadar çalışana ihtiyaç olduğunu söyledi. Yangınlar sonrasında popülist kampanyaların gerçekçi ve yeterli olmadığından da bahseden Çağlar, İzmir’de çeşitli kampanyalarla dikilecek fidanların alanının sadece 360 hektara tekabül ettiğini, oysa ki yanan alanın 6000 hektarlık bir alan olduğunu belirtti. Çalışma ve sunumların, Bilim ve Aydınlanma Akademisi tarafından rapor haline getirilerek yayımlanacağı duyuruldu.
İzmir en fazla yanan illerden
Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Soysal, “İzmir, 2013-2018 yılları arasında en fazla yangın çıkan iller arasında 3. sırada yer alırken, hektar olarak yanan alan sıralamasında ise 2. sırada” dedi
- Oluşturulma:
- Kaynak: HABER MERKEZİ
Kaynak: HABER MERKEZİ
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın