“İzmir’de 200 bin konut riskli”

Prof.Dr. Özgür Eğilmez, mevcut yapı stokumuzun iyi olmadığını vurgulayarak “1997 yılı ve öncesi yapılan çok katlı binaların büyük bir çoğunluğunun riski çok yüksek. İzmir’de bu durumda bulunan yaklaşık 200 bin konut var” dedi


  • Oluşturulma Tarihi : 01.10.2019 11:08
  • Güncelleme Tarihi : 01.10.2019 11:08
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
“İzmir’de 200 bin konut riskli”

Yaşar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof.Dr. Özgür Eğilmez, 18 bin insanımızın hayatını kaybettiği, 23 bin insanımızın yaralandığı, 135 bin binanın çöktüğü ve 600 bin işinin evsiz kaldığı 17 Ağustos 1999 Kocaeli - Gölcük depreminin ardından 20 yılı geride bıraktığımızı hatırlattı. Prof.Dr. Özgür Eğilmez, 1999’dan bu yana nasıl bir ilerleme ve gelişme olduğuna bakmak için önce 1999 yılı itibarıyla bir durum tespiti yapmanın uygun olacağını belirtti. 1999’dan önce Türkiye yapı stokunun çok büyük bir kısmının 1960 - 1995 yılları arasında, inşaat mühendisliği mesleğiyle hiçbir ilgisi olmayıp ‘yap-sat’çı olarak tabir edilen yükleniciler tarafından ve neredeyse tamamen denetimsiz olarak yapılan 3 - 10 katlı binalardan oluştuğunu hatırlatan Prof.Dr. Eğilmez, “Bu binaların yapısal tasarımlarıyla beraber yapım kaliteleri de kabul edilemez boyutlarda. ABD ve Japonya gibi ülkelerde geçerli olan şartnamelerle aşağı yukarı aynı düzeye gelmiş ilk deprem şartnamemiz, 1997 yılında yürürlüğe giren Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik. Dolayısı ile 1997 yılı veya daha güncel şartnamelere göre tasarlanmamış yapılara kuşkuyla yaklaşmakta fayda olduğu kanaatindeyim” dedi. 1999 yılından sonra inşaat alanında yaşanan en önemli gelişmenin, toplumumuzda 20 yıl içerisinde gelişen deprem bilinci ve bilgiye verilen değerin artması olduğunu ifade eden Prof.Dr. Eğilmez, “Bu bilinçlenmenin neticesinde özellikle İstanbul’da ve diğer şehirlerimizde yapı stokuna ilişkin projeler geliştirilmiş, çalışmalar yapılmıştır. Yapı Denetim Kanunu, iş sahibinin denetleyici şirketi seçmesine olanak sağlayan çarpık haliyle de olsa 2001 yılında yürürlüğe girmiştir. Ülkemiz deprem şartnamesi, 2007 ve en son 2018 yılında güncellenmiş ve şartnameye Mevcut Binaların Değerlendirilmesi ve Güçlendirilmesi başlıklı yeni bir bölüm eklenmiştir. Mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi için de çalışmalar yapılmış, 2012 yılında Kentsel Dönüşüm adıyla bilinen yasa yürürlüğe girmiştir” diye konuştu.
200-250 BİN KONUT VAR
Yaklaşık iki yıldır İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Riskli Yapı Tespit Komisyonu üyesi olduğunu ifade eden Prof.Dr. Özgür Eğilmez, “Meslektaşlarım beş yıldır bu görevi yürütmekte. Bu kurulda riskli yapı tespit raporu sonucuna itiraz edilmiş binaların durumunu inceliyoruz. İzmir’de riskli yapı tespiti yapılan bina sayısı Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü verilerine göre, 18 bin. İtiraz edilip incelediğimiz bina sayısı ise yaklaşık 500. Bu 500 binadan 1997 yılı deprem şartnamesine göre tasarlanıp inşa edilmeyen 25 - 30 yıllık ve daha eski binaların tümünü riskli yapı olarak değerlendirdik. Bu binalarda kullanılan betonun mukavemeti çok düşük ve donatılar da bugün kullanılmasına kesinlikle izin verilmeyen mukavemeti son derece düşük ve nervürsüz, yani düz donatılar. Bir çizgi çekmek gerekirse 1997 yılında yürürlüğe giren deprem şartnamesine veya sonrakilere göre tasarlanmamış binaların tümüne, kuşkuyla bakmak gerekiyor. İzmir’de durumda bulunan yaklaşık 200 - 250 bin konut var” diyerek mevcut yapı stokumuzun durumunun iyi olmadığını vurguladı.
DÖNÜŞTÜRÜLEN HER BİNA
“Kentsel dönüşümün, mevcut binaların yıkılıp aynı yere yenisinin yapılmasının ötesine geçip şehirlerimizi daha yaşanılır merkezler haline getirecek planlı bir yapılanmaya dönüşmesi gerekir” diyen Özgür Eğilmez, “Ancak kentsel dönüşüm projesi, toplumsal ve ekonomik boyutlarıyla yıllar içerisinde tartışılıp kademe kademe hayata geçirilecek bir projedir. Dolayısıyla bugün uygulanan yapısıyla dahi yani sadece mevcut binaların yenilenmesinin, çok önemli bir işlevi bulunuyor. İzmir’de riskli yapı tespiti yapılan bina sayısı 18 bin. Bunlardan kaçının yıkılıp yenilendiğini bilemiyorum. Hepsinin yenilendiğini dahi varsaysak riskli olduğunu düşündüğüm 200 - 250 bin bina ile kıyasladığınızda daha yapılacak çok iş olduğu anlaşılıyor. Yine de yıkılıp güncel şartnamelere göre yapılan her binaya, kurtarılan onlarca can olarak bakılması gerektiğini düşünüyorum” dedi. İHA/İZMİR

Haber Merkezi