Denizler Atlası internet sitesinin verilerine göre günümüzde balıkçılık sektörüne ait resmi kayıtlarda ve çalışma yaşamına katılımda cinsiyet açısından erkeklerin lehine olacak şekilde dengesiz bir durum söz konusu. 2002 yılı Avrupa Birliği (AB) raporuna göre AB üyesi ülkeler arasında en çok kadın balıkçı Yunanistan’da bulunuyor. Türkiye’de ise tekne üzerinde çalışan kadın balıkçılarla ilgili yeterli düzeyde resmi kayıt bulunmuyor. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Avlama Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. Huriye Göncüoğlu Bodur, bu konudan hareketle yola çıkarak, kadın balıkçıların seslerini duyurmak için önemli bir projeye adım attı. Bodur, çalışma hayatında toplumsal cinsiyet eşitliği kavramından hareketle, balıkçılık sektöründe kadın ve erkeğin eşit olarak yer aldığı bir proje hayaliyle başlattığı “Türkiye’nin Kadın Balıkçıları” projesi kapsamında, kadın balıkçıların güçlendirilmesi için 20 köyde 375 kadınla çalışarak eğitimler verdi. Proje ile Öğr. Gör. Dr. Göncüoğlu Bodur, balıkçılıkta dezavantajlı gruplara bilgi akışı ve yayılımını sağlamayı hedefliyor. Ayrıca Bodur’un bu projesi Ashoka Vakfı tarafından ‘Uluslararası Sosyal Girişimcilik’ ödülü aldı.

KAVRAM NET DEĞİL
Dr. Huriye Göncüoğlu kadınların doğdukları andan itibaren görünür olmadığı bir coğrafyada çalışmalarını yürüttüğü balıkçılık alanında neden kadınların görünür olması gerektiğini şu sözlerle anlattı: “Cinsiyet eşitliği kavramı hiçbirimiz için net değil. Kadının her alanda olması gerektiği gibi balıkçılık alanında da bir söz hakkı var, bunu belirtmemiz gerekiyor. Balıkçılık sektörünün her alanında kadın var. Balıkçılık mesleği sadece erkeklerin yaptığı bir meslek olarak algılanmamalı, kadınlar da balıkçılık yapıyor.”
Göncüoğlu, “Halbuki kadınlar eşiyle beraber ava gidiyor, avı temizliyor, tekneyi av operasyonuna hazırlıyor, evden malzemeleri taşıyor, ağ örüyor vs. baktığınız zaman her şeyi yapıyorlar ama ‘eşine yardım eden’ olmaktan öteye gidemiyorlar. Kadın burada kendisi olarak bir balıkçı değil de, eşine yardım eden bir konumda yer alıyor. Bunun için de kadını kimse ‘balıkçı’ statüsüne koymuyor Öncelikle balıkçılık sektöründe kadınların varlığının bilinmesini istedim. Daha sonra proje ilerleyerek Türkiye çapında bir hal almaya başladı” diye konuştu.

MUĞLA’NIN KÖYLERİNDEN TÜRKİYE’YE
Göncüoğlu, eksiklikler konusunda ise şu ifadelere yer verdi: “Neden kadınların daha rahat balıkçılık yapabileceği ortamlar yapılmasın, kadınlar balıkçı kooperatiflerine ortak olmasın ve alınan kararlarda söz sahibi olmasınlar. Proje içerisinde bu yolda nasıl yürümem gerektiğini söyleyen ve projeyi şekillendiren bile aslında onlar.” Göncüoğlu, “Bizim çalışmamız Muğla’nın köylerinde başladı ve Gökova Körfezi, Marmaris, Datça Bozburun Yarım Adası şeklinde devam etti. Sonrasında iç sulardaki kadınlarla; Bursa’da Gölyazı ve Beyşehir’deki kadınlarla bir araya geldik. Fakat daha sonra fark ettim ki bu iş böyle köy köy gezerek devam etmiyor, Türkiye’nin diğer bölgelerindeki kadın balıkçılar da katılmak istiyor. Bu iş hep bir özveri ve gönüllülükle ilerledi şimdiye kadar. Fakat artık Türkiye genelinde devam edebilmek için finansal ve gönül desteğine ihtiyaç var” şeklinde konuştu.
Su Ürünleri Kooperatifi Merkez Birliği (Sür- Koop.) bünyesinde kadın balıkçı komisyonu kurulduğunu da vurgulayan Göncüoğlu, “O kurulla berber artık sadece bölge bölge ya da köy köy değil, tüm şehirlerdeki kooperatiflere, alanlara, balıkçı köylerine ulaşabiliyoruz. Türkiye’de balıkçılık yapan yaklaşık 40 bin aile var. Balıkçılık sektörü de problemlerin var olduğu bir sektör ve bu kadar kişinin geçimini sağladığı bir alanın problemlerini kadın ve erkek birlikte çözmeli. Bu kadınlar birer başarı örneği ve sektördeki tüm kadınlara ilham oluyorlar” dedi.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın