ÇAĞLA GENİŞ - ÖZEL HABER
İzmir’de bir bankada çalışan Onur Esen, hayat dolu ve her daim neşeli bir genç. Bundan 28 yıl önce 8 Ekim günü dünyaya gözlerini açsa da doğum tarihi sorulduğunda 6 Aralık demeyi tercih ediyor. Çünkü 3 yıl önce o gün, 17 yaşındaki bir gencin kalbi ile yeniden doğdu. Onur’a henüz 2 yaşındayken ritim bozukluğu tanısı konuldu. 24 yaşına kadar ciddi bir sağlık sorunu yaşamadı. Oldukça hareketli bir yaşantısı vardı. Bir akşam, aniden kalbinde ağrı hissetti. Hastaneye kaldırıldı, o gece evine dönmeyi umuyordu ama öyle olmadı. Kalp yetmezliği tanısı konuldu üstelik acilen nakil olması gerekiyordu. 6 ay yoğun bakımda kaldı, 45 kiloya kadar düştü. Yürüyemiyor, mama ile besleniyordu. Nakil olana kadar destek olması için yapay kalp takıldı. Çanta taşır gibi kalbini sürekli yanında taşıdı. Aylarca telefonun başında hastaneden gelecek haberi bekledi. 11 ay sonra gece 05.00’da telefonu çaldı. Uygun kalp bulunmuştu. Yoğun bakımda hayatını kaybeden 17 yaşındaki bir gencin kalbi ona nakledildi. 6 Aralık 2016 günü, yeni hayatının ilk günü yani ikinci doğum günü oldu. Taburcu olduğu günden beri oğullarının kalbini bağışlayan aileye ulaşmak istediğini ancak kendisine ailenin görüşmek istemediğini söylediklerini belirten Esen, ‘ikinci ailem’ dediği aileye ulaşma çabasının süreceğini söyledi.
6 AY YOĞUN BAKIMDA KALDI
1991 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Onur Esen, 24 yaşına kadar ciddi bir sağlık sorunu yaşamadığını belirterek, “2 yaşındayken ritim bozukluğu tanısı aldım. Kullandığım bazı ilaçlar vardı ayrıca 6 ayda bir kontrol amaçlı doktora gidiyordum. Çok hareketli bir yaşantım vardı. Yüzme, kano, koşu gibi birçok spor dalı ile ilgileniyordum. Yıllar sonra bir akşam, aniden kalbimde ağrı hissettim. Ailemle birlikte hemen hastaneye gittik. Belki bir serum falan verirler diye düşünüyordum. Doktor, ‘Seni hastaneden gönderemeyiz, kırmızı hastasın’ dedi. Yani, ‘acilin acili’ ve ölümcül hasta! Kalp yetmezliği tanısı konuldu ve acil nakil olmam gerektiği söylendi. O dönem İstanbul’daydım. 3-4 güne hastaneden çıkarım diye düşünüyordum ama 6 ay yoğun bakımda kaldım. En son 45 kiloya kadar düşmüştüm, mamayla besleniyordum ve yürüyemiyordum. Hollanda’da tedavi görmem için evrakları hazırladık ancak bir tanıdığımız Ege Üniversite Tıp Fakültesi’nin bu konuda çok iyi olduğunu söyledi. Ailem hemen oradaki doktorlara ulaştı ve ertesi gün apar topar İzmir’e geldik. Nakile kadar idare etmesi için yapay kalp takıldı. Çanta taşır gibi yapay kalbimi sürekli yanımda taşıyordum” dedi.
TELEFONUN BAŞINDA BEKLİYORDUM
11 ay boyunca uygun organın bulunmasını bekleyen Esen, o süreçte yaşadıklarını şöyle anlattı: “Hastaneden uygun kalp bulundu haberi gelir belki diye sürekli telefonun başında bekliyordum. Uzun süre evden dışarı çıkmamıştım. Ama ne zaman çalacağı belli değildi ve çıkıp hayata yeniden karışmaya karar verdim. Yapay kalp cihazımı sürekli yanımda taşıyarak hayata dahil olmaya çalıştım. 11 ay bekledikten sonra bir akşam o beklenen telefon çaldı. O an hiçbir şey düşünemedim. Ne hissedeceğimi bilemedim. Birinin öldüğü gün sizin doğdunuz gün! Nakil sürecinden sonra evde bir süre dinlendim. Ardından naklin yapıldığı kişinin ailesini bulmaya çalıştım. Onları tanımak istedim. Ama bu bilginin gizli tutulduğunu öğrendim. Anca mektup yazıp Sağlık Bakanlığı’na gönderiyorsun, onlar aileye ulaşıyor. Aile de isterse ortak bir görüşme yapılıyor. Ben de öyle yaptım ama aile kalbin verildiği kişiyi bilmek istemediğini söylemiş. Ben de kararlarına saygı duyarak tanışmamızı beklemeye aldım. Umarım bir gün tanışma şansımız olur.”
ORGANLARIMI YILLAR ÖNCE BAĞIŞLAMIŞTIM
Nakil olmadan önce de organ bağışı konusunda farkındalığı yüksek biri olduğunu kaydeden Esen, “Küçük yaşlardan itibaren aile şirketimizde (gemi inşa) çalışmaya başladım. Liseyi açıktan bitirdim. Üniversitede mimarlık eğitimi aldım. Bir yandan okudum bir yandan çalıştım. Okulumun son döneminde rahatsızlığım ortaya çıktı ve ara vermek durumunda kaldım. Nakilden sonra 2 sene boyunca hayatıma kimseyi alamadım. Çünkü doktorlar da ölüm riski olduğunu söylemişti, bir şey olursa geride kimseyi bırakmak istemedim. Nakil beklerken asla umutsuzluğa kapılmadım. Yıllarca kalp nakli bekleyen insanlar var. Bana 11 ayda uygun kalbin bulunabilmesi çok sevindiriciydi. Kalp nakli yapılalı 3 sene oldu. İlk zamanlar günde 28 ilaç alıyordum, şimdi ise 2. Genelde nakilli hastalarda vücut organı reddedebiliyor. Ama bende öyle olmadı. Vücudum normalin dışında bir şekilde organla uyum sağladı. Şu an gayet iyiyim. Nakilden önce de organ bağışı konusunda bilinçli biriydim. Nakilden sonra ailemde herkes ve bazı arkadaşlarım organ bağışında bulundu. Ben zaten yıllar önce bağışlamıştım. Ablamın psikolog olması hastalık sürecini rahat atlatmamda çok büyük bir etken oldu” ifadelerini kullandı.
SADECE SUSAR VE SARILIRDIM
Nakil yapılan 17 yaşındaki gencin ailesiyle bir gün mutlaka tanışmak istediğini söyleyen Esen, “Nakil yapılan kişi 17 yaşında bir gençmiş. Uzun zamandır yoğun bakımda yatıyormuş. Şu an karşımda olsaydı ona ne söylerdim bilemiyorum. Sanırım sadece susardım ve sarılırdım. Bu çok duygusal bir durum… Rahatsızlığımla birlikte yaşamın ne kadar değerli olduğunu anladım. Acı sana vurunca bir şeyleri fark ediyorsun. O zamana kadar çok rahatsın! Kalp nakli beklediğim dönemde bu acı bütün ailemi etkiledi ve hepsi bağışçı oldu. Çünkü ucu sevdikleri birine dokunmuştu. Doktorlar da 24 yaşına kadar hiçbir sıkıntı yaşamamış olmama şaşırmışlardı. Benim hiçbir sağlık şikayetim yoktu. O dönem kalp bölümünde en genç hastaydım. Hala görüştüğüm doktorlar ve hastalar var. O süreçte çok güzel bağlar kurdum. Artık kendime daha fazla dikkat ediyorum” şeklinde konuştu.
Kalbinin ailesini arıyor
Yoğun bakımda hayatını kaybeden 17 yaşındaki bir gençten yapılan kalp nakliyle 3 yıl önce sağlığına kavuşan Onur Esen, taburcu olduğu günden beri oğullarının kalbini kendisine bağışlayan aileye ulaşmaya çalışıyor
- Oluşturulma:
- Kaynak: HABER MERKEZİ
Kaynak: HABER MERKEZİ
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın