Sayfa Yükleniyor...
Usta Çizer İbrahim Tuncay ile karikatürü konuştuk. Üniversite sıralarında karikatür ile tanışan Tuncay, meslek hayatı nedeniyle ara verme durumunda kalsa bile bu sevdası bitmedi. Çizer, hikayesini gazetemize anlattı
ONURHAN ALPAGUT/RÖPORTAJ
Karikatürist İbrahim Tuncay’ın karikatüre olan ilgisi üniversite yıllarında başladı. İlk karikatürünü ise 1976 senesinde Politika Gazetesi’nde yayınladı. Devam eden yıllarda ise birçok gazete ve dergi için çizdi. Çalışma hayatı nedeniyle karikatüre ara vermek durumunda kalsa da hiçbir zaman karikatüre olan sevdası bitmedi. 2006 Senesinde İzoder’in yalıtım ve izolasyon üzerine hazırladığı yarışma ise usta çizerin tekrar Karikatür alanında çalışmalar yapması için teşvik edici bir olay oldu. Tuncay, gazetemize karikatür ile olan macerasını anlattı. Günümüz Türkiye’sinde karikatüre dair düşüncelerini aktardı.
Klasik bir soru ile başlayalım isterseniz. Sizin ağzınızdan İbrahim Tuncay kimdir?
Bursa doğumluyum. Lise eğitimimi Bursa’da, makine mühendisliği eğitimimi İstanbul’da tamamladım. Görsel sanatlara ve özellikle çizgiye ilgim ve hevesim ise kendimi bildim bileli var. Çeşitli sektör ve firmalarda mühendis olarak çalıştığım süreçte kopmalar, ara vermeler yaşansa da, meslek olarak seçmesem de çizme hevesim hiç geçmedi. İlerleyen yaşlarda mesleğinizin yeteneklerinizin yönlendirilmesi ile seçilmesinin daha doğru olabileceğini de sorguluyorsunuz tabii.
YARIŞMA BAŞLANGIÇ OLDU
Karikatüre olan ilginiz nasıl başladı?
Karikatür ile İlgilenmeye üniversite yıllarında başladım. İlk karikatürüm 1976 yılında Politika Gazetesi’nde yayınlandı ve takip eden senelerde de birçok karikatürüm aynı gazetede bazı meslek ve sendika dergilerinde yer buldu. Daha sonra başlayan çalışma hayatı ile birlikte karikatür çalışmalarına ara vermek zorunda kaldım. Bu yıllar içinde birkaç kez yarışmalara katılabildim. Ta ki 2006 yılında İzoder’in yalıtım ve izolasyon üzerine düzenlediği yarışma, mesleğimi de ilgilendirdiğinden olsa gerek, benim için tekrar bir başlangıç oldu.
İlk profesyonel anlamda çiziminizi ne zaman yaptınız? Bu alanda profesyonelliğe geçişiniz nasıl oldu?
Karikatür benim için profesyonel bir çalışma alanı olmadı. Öğrencilik yıllarımda gazete & dergi ve yarışmalardan gelen mutluluk verici küçük kazançlar sayılmazsa tabii.
Ağırlıklı olarak ne türde çiziyorsunuz?
Çalışmalarım ağırlıklı olarak yazısız karikatürlerdir. Yazısız karikatürleri, dünyanın her yerinde ortak bir dil ile insanları birbirine yakınlaştırdığını v e dolayısıyla iletişime, barışa, özgürlüklere katkı sunduğu için değerli buluyorum. Çalışmalarımı karışık boya teknikleri ile renklendirmeyi severim. Buna daha çok Grafik Karikatür ve Grafik Mizah diyebiliriz. Bu tür dünya sanatçıları arasında da büyük ilgi görüyor ve tercih ediliyor.
Artık gazetelerde basın karikatürcülüğünün çok azalmasının sebebi nedir? Neden eskisi kadar önem verilmiyor?
Günümüzde böyle algılanmasının başlıca sebebinin; medyanın büyük bölümüne hakim olan siyasal iktidarın eleştiriye ve mizaha uzak duran tutumu olduğunu düşünüyorum. Fakat aynı zamanda özellikle internetin yaygınlaşması ile sanal basın ve sosyal medyadaki gelişim de karikatürün farklı bir mecraya yönelmesine neden oldu. Karikatür çizimine olan ilgi azalmadı, yayınlandığı alanlar değişti ve farklılaştı. Görselliğin ağırlıklı olduğu bu mecralarda karikatür hızlı anlatım ve algılama avantajını kullanmaya başladı. Her gün çok sayıda karikatür yayınlanırken beğeni ve paylaşım olanakları da artmış oldu. Dergi karikatürcülüğünün de eski günlerinden çok uzakta olmasının ülke ikliminden kaynaklandığını düşünüyorum. Yakın gelecekte özgürlük ve hoşgörüde artış umudunu korumaya devam ediyorum tabii ki. Çizerlerin bu süreçte yeterli kazanç sağladıklarını söylemek çok zor. Yan işlerin dışında ağırlıklı olarak çocuk kitapları yazarak ve çizgilendirerek geçimlerini sağlayabiliyorlar.
Türkiye’de şu an karikatür ne durumda?
Karikatür muhalif bir sanattır denir ki bu bence de doğru bir tanımdır. O aynı zamanda ele avuca sığmaz yaramaz bir çocuktur da. Eskiden iktidarlar hoşlanmasalar da onunla iyi geçinmenin yollarını ararlardı. Fakat günümüzde hoşgörü kenara bırakılarak baskı uygulanmaya başlandı. Medyanın büyük bölümüne hakim olanlar karikatürün özgür muhalif yanından hiçbir zaman hoşlanmadı. Birçok karikatürcü hakkında açılan hakaret davaları ile son on yıllarda sürekli korku duvarları örüldü.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Son olarak karikatürün gelecek kuşaklar açısından da önemine değinmek isterim. Bilhassa çocukların ve gençlerin etkinliklerinde daha fazla yer almalıdır. Bu sayede, eğlendirirken gözlem yapmayı, düşünmeyi, beceriyi ve hayal gücünü geliştirirken daha hoşgörülü, özgür ve bağımsız düşünceye sahip bireylerin yetişmesine katkıda bulunacaktır. Bu nedenle yerel yönetimlerin karikatür dernekleri ve karikatürcüler ile birlikte ortak etkinlikleri ve atölye çalışmalarının çok faydalı olacağını düşünüyorum. Bazı yerel yönetimler bu çalışmalara ciddi bir şekilde öncülük etmektedirler. Pandemi nedeniyle bu etkinliklere geçici ara verilse de ilerleyen süreçte ülkemiz genelinde daha fazla yaygınlaşmasını umuyorum.
ÇELİŞKİLER VE PARADOKSLAR
Çizgilerinizi ortaya çıkartırken beslendiğiniz kaynak nedir? Espiri bulurken hiç tıkandığınız oluyor mu?
Türkiye’nin yapısal alandaki adalet, demokrasi, özgürlük ve benzeri sorunları çözemediğinden olsa gerek ülkemiz karikatürcüleri hiç konu sıkıntısı çekmezler. Algılarınızı ve sezgilerinizi açık tuttuğunuzda hayatın her alanından gelen sesleri duyarsınız. Bu günlük karikatürlerinizde size çok yardımcı olur. Diğer yandan çelişkiler ve paradokslar ise sizi çok daha evrensel ve kalıcı yaratmalara götürür. Ülkemiz bu açılardan bakıldığında çok zengindir ve çoğu zaman mizah önünüze hazır ve pişmiş olarak düşer.
Haber Merkezi