Sayfa Yükleniyor...
Hafta başında açıklanan zeytin ve zeytinyağı rekolte tahminlerine göre Avrupa genelinde zeytin üretimi düşerken sadece Türkiyede arttı. UZZK Başkanı Ümmühan Tibet ise bu fırsatı iyi değerlendirmeleri gerektiğini belirterek, Zeytinyağında kendi markalarımızı dünya raflarına taşımalıyız dedi
ÖZKAN PEKÇALIŞKAN
Avrupa genelinde zeytin ve zeytinyağında tarihi bir rekolte düşüklüğü yaşanıyor. İtalyada rekolte düşüklüğünün yüzde 40ları bulduğu belirtilirken Türkiyenin ise Avrupa genelinde zeytin üretimini artıran tek ülke olduğuna dikkat çekiliyor.
Rekolte düşüklüğünün Avrupada yüzde 40lara ulaşmasıyla son bir hafta içinde ekstra virgin zeytinyağı fiyatlarının yüzde 14 arttığına vurgu yapıldı. Yunanistanda zeytin rekoltesi yüzde 20 düşerek 240 milyon ton oldu. Zeytin üretiminde dünya lideri olan İspanyada ise son 45 yılın en düşük rekoltesine sahip durumda bulunuyor. Geçen yıla göre rekoltesi 187 bin ton düşen İspanyada toplam zeytin rekoltesinin 536 bin ton olduğu ve yüzde 20nin üzerinde bir üretim kaybı yaşandığı belirtildi.
MARKALI VE AMBALJLI İHRACAT VURGUSU
Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Ümmühan Tibet, Yağların beslenmede önemli bir yeri olan zeytin ve zeytinyağının sofralarda çok daha yer almasını sağlamak için topyekun tanıtım çalışması yaptıklarına dikkat çekerek, Türkiyenin öncelikli hedefinin Türk zeytin ve zeytinyağının sürdürülebilir olmasını ve büyümesini sağlamak ve iç pazarı desteklemektir. Bu yıl rekolte olarak çok iyi durumdayız. Ağaç varlığı olarak zaten dünya 2ncisiyiz. Avrupada yaşanan rekolte düşüklüğünde kendi markalarımızı Avrupada daha da tanıtabiliriz. Avrupaya dökme olarak ürünümüzü vermemeliyiz. Çünkü bu ciddi sorun yaratır. Avrupaya bu konuda doğrudan ya da dolaylı olarak destek olmamalıyız. Gerekiyorsa onlar da raftan düşsün. Biz zor zamanlarımızda nasıl raftan düştüysek onlar da düşebilir. Böyle yıllar fırsat yılları olmalı. Bu zamanlarda kendi kendine yeten bir ülke olarak markalı ve ambalajlı ihracat yapmalıyız. Avrupada ürün yok diye de fiyatları aşırı arttırmamalıyız. Bunu da sağlayarak, dünya raflarında yer almalıyız şeklinde konuştu.
YAPISAL SORUNLARI ÇÖZMEDEN ÜRETİMİ YÜKSELTEMEYİZ
Türkiyede yaklaşık olarak 210-220 bin ton rekolte beklediklerini söyleyen Tibet, Bu miktarın 175 binini iç piyasada üst kalanı da ihracat olarak değerlendirmeliyiz. Zaten kendimize yetecek ürüne sahibiz. Bu alandaki yapısal sorunlarımızı çözmeden üretimi birden bire de yükseltemeyiz. Çünkü üretici fiyatları çok düşeceği için sıkıntı çıkar. Ancak yurtdışındaki ithalatçıları da gemilerle dökme olarak desteklememeliyiz. Bu çok yanlış olur. Çünkü katma değeri yurtdışına veremeyiz. Ülkemizde kalması gerekiyor. Firmalarımız bu yılı fırsat bilip markalı ve ambalajlı ihracata önem vermeli. Kendi ürünümüzü dünyaya tanıtıp, piyasada yer almamız için çok önemli bir fırsat. Devlet de firmalara fuar, market raflarında yer satın alma gibi destekler verebilir. Bu sayede dünya pazarına kendi ürünümüzle girme şansı yakalar ve raflarında kaliteli zeytinyağlarımızla yer alırız dedi.
KATMA DEĞERİ ÜLKEMİZDE KALAN İHRACAT YAPILMALI
Tibet, Türkiyede kişi başına düşen 800 gramlık zeytinyağı tüketimini mevcut durumda 2 kilograma kadar çıkardıklarının altını çizerek, Şimdi ise bu rakamları 4-5 kilogramlara çıkarmak için çalışıyoruz. Sektör olarak Türk zeytinyağını Türk mutfağıyla birlikte yurtdışında tanıtmalıyız. İtalyanlar da bunu yapıyor. İtalyanlar yıllarca ithal ettikleri zeytinyağını dünyaya kendi yağları olarak sattı. Türkiyede Avrupanın sorun yaşadığı şu dönemde Türk markalarını dünyaya açmalı. Markalarımızla katma değeri ülkemizde kalacak şekilde ihracat yapmalıyız. Bunun içinde ihracatçımız sürekli olarak o günün şartlarına uygun olarak desteklenmelidir. Zaten bugün Amerikadan Tayvana kadar dünyanın her yerinde Türk markaları raflarda yer alıyor. Bunu daha da geliştirerek, ambalajlı ve markalı ihracat yapmalıyız diye konuştu.
Haber Merkezi