Konak Kent Konseyi’nden Alzheimer semineri

Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi Onursal Başkanı Dr. Aysel Gürsoy, dünyada 30 milyon, Türkiye’de 300 bin, İzmir’de ise 6-7 bin civarında Alzheimer hastası olduğunu açıklayarak, erken tanının önemine vurgu yaptı


  • Oluşturulma Tarihi : 12.10.2016 07:49
  • Güncelleme Tarihi : 12.10.2016 07:49
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Konak Kent Konseyi’nden Alzheimer semineri

E. ÇAĞLA GENİŞ

Unutkanlıkla başlayan ve hafıza ile düşünme yeteneğini yavaş yavaş harap eden ilerleyici bir beyin hastalığı olan Alzheimer’ın yaşlanmayla birlikte görülme sıklığı da artıyor.

Hastalığa dikkat çekmek amacıyla Konak Kent Konseyi, ekim ayı salon etkinlikleri kapsamında “Alzheimer Hastalığı nedir, korunma yolları nelerdir?” konulu seminer düzenledi. Türkan Saylan Kültür Merkezinde gerçekleştirilen seminerde Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi Onursal Başkanı Dr. Aysel Gürsoy belirtiler, tedavi ve bakım aşamaları ile ilgili bilgiler paylaştı. Hasta yakınlarının da yoğun ilgi gösterdiği anlamlı seminerde, hastalık ile ilgili merak edilen sorular soruldu.

İZMİR’DE 6-7 BİN ALZHEİMER HASTASI VAR

Alzheimer hastalığı hakkında katılımcılara bilgi veren Dr. Aysel Gürsoy, sıklıkla 60 yaş üzeri kişilerde görüldüğünü ancak son 5 yıldır genç Alzheimer vakalarına da rastlandığının altını çizdi.Hastalığın belirtilerine değinen Gürsoy, “Sinsi başlangıçlı, ilerleyici bir hastalıktır. 2-20 yıl arasında süren bir seyri var. Dünyada 30 milyon, Türkiye’de 300 bin, İzmir’de ise 6-7 bin kişi Alzheimer hastasıdır. 65 yaşından sonra 25 kişiden biri, 80 yaşından sonra 3 kişiden birinde görülür. Hastanın ailesini de doğrudan etkilediği için bir toplum sağlığı sorunudur. Hafıza kaybı, alışıldık işleri yapma güçlüğü, konuşma bozuklukları, zaman ve yer bozukluğu, karar verme yetisi bozukluğu, eşyaları yanlış yere koyma, soyut düşünme bozukluğu, kişilik değişiklikleri gibi belirtilerden üç tanesi varsa hekiminizle görüşün. Tanı koyduğumuzda beyindeki bozukluklar on sene önce başlamış oluyor. Öyle sinsi bir hastalık. Son zamanda farkındalık oldukça yükseldi” dedi.

ERKEN TANI NASIL KONUR?

Hastalıkta erken tanı yönteminin önemine vurgu yapan Gürsoy, “Tıbbi öykü, fizik ve nörolojik muayene bir zihinsel durum değerlendirmesi ve psikiyatrik ve nöropsikolojik değerlendirmeleri içerir. Bu testlerin bazıları diğer hastalıkları ya da diğer demans tiplerini saptamak veya elemek için yapılır. Diğer testler hastanın bilişsel işlev düzeyini değerlendirmek için kullanılır. Tanı yöntemleri beyin tomografi veya MR, tiroid testleri, hemogram, nöropsikolojik testler rutinde uygulanır. Bellek bozukluğu, davranış bozuklukları, günlük yaşam aktivitelerini bu testlerle değerlendirilir. Hafıza kaybı ya da duygu durum değişiklikleri olduğunda doktor, Alzheimer’ı olası bir neden olarak düşünür, tek olasılık Alzheimer kalana dek diğer nedenleri birer birer elemelidir. Alzheimer’ı durduran ya da geri döndüren bir ilaç olmasa da erken evre alt belirtilerini tedavi etmek kişinin yaşam kalitesini iyileştirir. Demansla eş zamanlı var olan bir durumun tedavisi hafıza üzerinde de iyileştirici etki yapar. Hasta ve ailenin tıbbi bakım kadar, mali ve yasal konularda da önemli kararlar almaları gerekir. Erken tanı hastaya tüm bu kararlara aktif katılma şansı verir” şeklinde konuştu.

TEDAVİ YAŞAM KALİTESİNİN İYİLEŞTİRİLMESİNE YÖNELİK

Alzheimer tedavisinin hastanın bilişsel ve davranışsal belirtilerini kontrol altına almaya yönelik olduğunu kaydeden Gürsoy, devamında şunları söyledi: “Araştırmacılar Alzheimer hastalığının ilerlemesini durdurabilecek ya da geciktirebilecek ve mümkünse hastalığı önleyebilecek tedaviler geliştiriyor olmasına rağmen henüz böyle bir tedavi yoktur. Halen kullanılan tedavi, hastalığın bilişsel ve davranışsal belirtilerini kontrol altına almaya ve böylece Alzheimer hastasının ve bakım verenin yaşam kalitesinin iyileştirilmesine yöneliktir. Tedavi hafızayı iyileştirmeye, kaygıyı yatıştırmaya ve hastanın gündüz saatlerinde uyanık olması veya gece uykusunun iyi olmasına yöneliktir. Tedavi ilaç tedavilerinin kişisel bakımın birleştirilmesi ile yürür. Sosyalleşme-sosyal aktivite desteği-bakım verenin eğitimi ve psişik korunma tedaviyi iyi yönde etkiler.”

Haber Merkezi