Sayfa Yükleniyor...
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, yıllık çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den çok olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları için veri sorumluları sicil bilgi sistemine kayıtlar 30 Eylül’de sona eriyor
BURCU YANAR/ÖZEL HABER
Son zamanların en çok konuşulan konularından biri Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) olmuştur. Günümüzde neredeyse hepimiz sosyal medya hesaplarımızda fotoğraf, ses kaydı, video gibi özel bilgilerimizi paylaşıyoruz. Bir sağlık kuruluşuna gidiyoruz muayene oluyoruz, tahliller yaptırıp sağlık verilerimizi paylaşıyoruz. Bankalarda hesap açtırıyoruz, bankacılık işlemleri yaptırıp mali verilerimizi paylaşıyoruz. Aslında her paylaşımımızla birlikte bize ait bir iz bırakıyoruz. Bazen mecburen bazen de umarsızca paylaştığımız bu verileri bizden başka herkesin kötü ve haksız kullanımına karşı korumamız da son derece önemlidir. Nitekim kişisel veriler günümüzde çağımızın petrolü şeklinde tanımlanmaktadır. Dolayısıyla bu dönemde kişisel veri Türkiye’nin ve dünyanın milli servetidir. KVKK ile yakından ilgilenen Avukat Tuğba Yaylamış da bu kapsamda yıllık çalışan sayısı 50’den çok veya yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon TL’den çok olan gerçek ve tüzel kişi veri sorumluları için veri sorumluları sicil bilgi sistemine (VERBİS) kayıtların 30 Eylül’ de sona erdiğini hatırlatarak önemli açıklamalarda bulundu.
NEDEN HUKUKUN KONUSU OLDU?
6698 sayılı KVKK’nın 7 Nisan 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş olduğunu söyleyen Avukat Tuğba Yaylamış, “KVKK başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruyarak kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemek amacını taşımaktadır. Bu kanuna ihtiyaç duyulmasının nedeni, internet çağının başlaması ile beraber kişisel verilerin hızla el değiştirebilmesi ve bu yönde birçok mağduriyetin ortaya çıkmasıdır” diye konuştu. Kişisel verilerimizin neden hukukun konusu haline geldiğini de açıklayan Yaylamış, “Verilerimizin işlenmesi, kaydedilmesi, depolanması, düzenlenmesi, üçüncü kişilere açıklanması veya aktarılması, sınıflandırılması, erişime açık tutulması üzerindeki her türlü işlemi ifade eder. Dolayısıyla verilerini paylaşan gerçek kişiler kadar işlerinin gereği olarak çalışanlarının, müşterilerinin ve iş ilişkisi içinde oldukları üçüncü kişilerin verilerini işleyen özel ve kamu kurum ve kuruluşlar da bu kanunun muhatabıdır. Yani veri sorumlularıdır” dedi.
VERİ SORUMLULARI NE YAPMALI?
Tuğba Yaylamış, veri sorumluları ile ilgili olarak da şu ifadelere yer verdi: “Veri sorumlularının kanun uyarınca ayırt edeceği hususlar öncelikle veri sahibinden kanunda sayılan haller dahilinde ve usulünce açık rızanın alınması ve aydınlatma yükümlülüğüne uyulmuş olmasıdır. Kanunun 6. maddesi kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmadan işlenemeyeceğini belirtilmiştir. Hangi verinin ne şekilde alındığı, kim tarafından neden, nerede, nasıl ve ne kadar tutulacağı, ne kadar işleneceği, üçüncü kişilere transfer edilip edilmeyeceği, ne zaman ve nasıl yok edileceği belirlenmeli ve veri envanteri hazırlanmalıdır. Yine kişisel verilerin işlendiği ve muhafaza edildiği dönemde veri sorumlularının her türlü idari ve teknik tedbiri almış olması da gerekmektedir.” Kanunun getirdiği yeniliklerin de altını çizen Yaylamış, “Bu kanundan sonra gerçek kişi veri sahibi ne şekilde olursa olsun kendi verisinin sahibidir. Verilerinin akıbetini tayin etmek hakkına ve tasarruf etme hakkına sahiptir. Kişiye verisiyle ilgili hesap sorma imkanı tanımıştır. Dolayısıyla veri sorumlusu kurum ve kuruluşlarda gerçek kişi veri sahiplerinin bu sorularına cevap vermek ve isteklerine göre davranmak mecburiyetindedir” açıklamasında bulundu.
CEZALAR AĞIR OLACAK
Kanun kapsamında veri işleyen kişi ve kurumların yükümlülüklerine ilişkin belirlenen sürelerin azaldığını da aktaran Avukat Tuğba Yaylamış, “Kişisel veri işleyen tüm gerçek kişi ve tüzel kişi kurumların kanuna uyum ile ilgili çalışmalarını halen tamamlayamadıkları görülmektedir. İlgili yasal düzenlemelere uymamanın bedeli ise çok ağır olabilmektedir. Yükümlülüklerini yerine getirmeyen kurumlar, 1 milyon 800 bin TL’ye varan para cezaları, hukuka aykırı veri işleyenler ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezaları ile karşı karşıya kalabilmektedir. Özellikle 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda yer alan VERBİS’e kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırılık kapsamında idari para cezaları 2020 yılı güncel rakamıyla, 36 bin 53 lira ile 1 milyon 802 bin 636 TL’dir” açıklamasında bulundu.
Haber Merkezi