Sayfa Yükleniyor...
Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Prof.Dr. Cem Terzi, Türkiye-AB arasında imzalanan anlaşma ile Türkiye üzerinden geçişler şimdilik durma noktasına gelmiş olsa da Kuzey Afrika-İtalya rotasından mülteci geçişleri hızlanmış durumda dedi
E. ÇAĞLA GENİŞ
20 Haziran Dünya Mülteciler Günü kapsamında başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünya genelinde birçok kentte eş zamanlı olarak eylem düzenlendi.
İzmir'de de mülteci ve insan hakları örgütleri, mültecilerle dayanışma ve devletlere mültecilerle ilgili sorumluluklarını hatırlatmak için bir etkinlik gerçekleştirdi. İzmir'de mülteciler ve insan hakları üzerine çalışma yapan kurumlar mültecilerin yoğun olarak yaşadığı Basmane bölgesinde Mülteciler için insanca yaşam sloganı ile düzenlenen etkinlikte yetkililere çağrıda bulunularak çözüm için harekete geçmeleri istendi.
GÜVENLİ GEÇİŞİ SAĞLAYIN
Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Prof.Dr. Cem Terzi tarafından okunan basın açıklamasında Suriye'deki savaşla birlikte başlayan göçün üzerinden 5 yıl geçtiği ancak bu süreye rağmen, devletlerin mültecilerin yaşam hakkına saygı duyacak adımlar atmadığı kaydedildi. Prof.Dr. Terzi, Türkiye ile AB arasında anlaşmanın iptal edilerek mülteciler için güvenli geçiş imkanın sağlanmasını ve mültecilere ayrımsız bir şekilde mülteci statüsü verilmesi istedi.
AKDENİZ'DE 2 BİN 810 MÜLTECİ YAŞAMINI YİTİRDİ
Türkiye-AB arasında imzalanan anlaşma ile Türkiye üzerinden geçişlerin şimdilik durma noktasına gelmiş olsa da Kuzey Afrika-İtalya rotasından mülteci geçişlerin hızlanmış durumda olduğuna dikkat çeken Prof.Dr. Terzi, AB simdi de Türkiye ile yaptığı anlaşmanın benzerlerini Afrika ülkeleri ile yapmayı planlamaktadır. Mülteciler ise yaşamlarını tehlikeye atarak son derece riskli şartlarda insan tacirlerinin elinde İtalyaya geçmeye çalışıyorlar. Uluslararası Göç Örgütü'nün verilerine göre sadece 1 Ocak - 6 Haziran 2016 tarihleri arasında Akdenizde 2 bin 810 mülteci yaşamını yitirdi. Akdeniz'de yeni mülteci ölümleri yaşanmadan, sınırlar bir an önce mültecilere açılmalı ve mülteciler insan kaçakları eliyle ölüme terk edilmemelidir dedi.
MÜLTECİLERE STATÜ VERİLMELİDİR
Savaşın üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen hala mültecilere statü vermediğini belirten Prof. Dr. Terzi, Türkiye'deki mültecilerin, Geçici Koruma Kapsamıyla belirsizlik içinde ve gelecek korkusu ile yaşadığına dikkat çekti. 1 milyon mültecinin güvencesiz ve ucuz emek gücü olarak çalışma yaşamında sömürüldüğünü söyleyen Prof.Dr. Terzi, Bu sömürü çarkına okula gidemeyen ve çalışmak zorunda kalan yüz binlerce mülteci çocuk da dahil olmaktadır. Derme çatma çadırlarda ya da harabe olarak nitelendirilecek evlerde üstelik yüksek kira bedelleri ile barınmaya çalışan mültecilerin sağlık ve eğitim hizmetlerine erişiminde ciddi sorunlar vardır. Öte yandan mültecilerin Türkiye'de kalıcı olduğunun farkına varan Türkiye şimdiye kadar örnek gösterilebilecek olan açık kapı politikasından vazgeçmiştir. Haziran 2015ten itibaren Türkiye'ye gelmek isteyen mülteciler sınır ötesindeki kamplara yerleştirilmektedir. Bu kamplar da kimi zaman çatışma grupları tarafından hedef alınmakta ve mülteciler yaşamlarını yitirmektedir. Türkiye, Suriye'de devam eden savaşı ve ağır ekonomik krizi göze alarak bir an önce açık kapı politikasına geri dönmeli ve Türkiye'de kalmak isteyen her mülteciye uluslararası hukuk çerçevesinde mülteci statüsü verilmelidir ifadelerini kullandı.
BİZE DÜŞEN ONLARA HOŞGELDİNİZ DEMEKTİR
Savaşları durdurmadan göçü, sosyal ve siyasal olarak kontrol etmenin imkansız olduğuna vurgu yapan Prof.Dr. Terzi, son olarak şunları söyledi: Bugün yaşadığımız bir mülteci krizi değildir. Bu, en zenginlerin en yoksullara karşı yürüttüğü ortak bir savaştır. Çıplak bedenlerinden başka hiçbir şeyleri olmayan milyonlarca insan kendi ulus devletlerinin yurttaşlık haklarından mahrum olduğu gibi, uluslararası karar alıcı örgüler tarafından da insan haklarından mahrum bırakılmış durumdadır. Tüm uluslar ailesinden dışlanmış, haklara sahip olma hakki esirgenmiş bu insan topluluğuna karşı basta AB olmak üzere emperyalist devletler ortak bir savaş yürütüyor. Onları denizlere ya da savaş, çatışma alanlarına yani ölüme sürüyorlar. O halde bize düşen bu savaşta mültecileri yalnız bırakmamaktır. Bize düşen bir büyük dünya barışı talep etmektir. Her türlü ırkçı ve ayrımcı mülteci söylemlerine karşı çıkmaktır. Bize düşen savaştan ve zulümden kaçan bu insanlarla dayanışmak; onlara koşulsuz olarak Hoş geldiniz' demektir.
İmzacı Kurumlar: Halkların Köprüsü Derneği, Mülteci Dayanışması, Konak Kent Konseyi ve Konak Mülteci Meclisi, İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi, Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi, Özgürlükçü Hukukçular Derneği İzmir Şubesi, İzmir Müzisyenler Derneği, Türk Psikologlar Derneği İzmir Şubesi, Toplumcu Psikologlar, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İzmir Şubesi, Barış İçin Kadın Girişimi İzmir, Siyah Pembe Üçgen Derneği İzmir.
Haber Merkezi