Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş), Türkiye’de Sömürülen, Yoksullaştırılan ve İşsiz Bırakılan Emeğin Mayıs’ı Raporunu kamuoyu ile paylaştı.
Emek sömürüsünün en net yaşandığı iş, sağlık ve gelecek güvencesinin olmadığı kayıt dışı istihdam oranlarında Türkiye’nin yüzde 27,31 ile Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada olduğunun kaydedildiği raporda, ‘Ne Eğitimde Ne İstihdamda’ olan ‘ev genci’ kavramına dikkat çekti.
EMEK PİYASASININ DIŞINA İTİLMEKTE…
Raporda yer alan bilgiler şöyle: “TÜİK tarafından açıklanan verilere göre Türkiye’de çalışabilir yaş aralığında bulunan sayısı 65 milyon 926 bin iken, bu sayının sadece 35 milyon 733 bini işgücü hayatına katılmaktadır. Nedeni kadınların cinsiyetçi iş bölümü nedeniyle emek piyasasına dahil olamamasıdır. Türkiye’de 2024 yılı için açıklanan ve Mehmet Şimşek’in son2 yılın en düşük işsizlik oranı dediği dar tanımlı işsizlik yüzde 8,7 iken ülkenin iş bulma ümidini kaybeden emeğini de işsizlik hesaplamasına dahil eden geniş tanımlı işsizlik yüzde 26,7’dir. Dar tanımlı işsizlik oranı kamuoyunu aldatmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir. Türkiye’de iş bulma ümidini kaybeden emeğin sayısı 2023 yılında milyon 804 bin iken 2024 yılında 2 milyon71 bine yükselmiştir. Aktif iş aramaktan vazgeçenleri ifade eden bu sayı ülkede işsizlikteki artışın kalıcı hale gelmeye başladığının kanıtıdır. Türkiye’de ‘ev genci’ olarak ifade edilen ‘Ne Eğitimde Ne İstihdamda’ olan gençlerin sayısı5-24 yaş için 2024 yılında 2 milyon 679 bine,5-29 yaş için ise 4 milyon 676 bine ulaşmıştır. OECD ülkeleri arasında ev genci oranlarına bakıldığında Türkiye ilk sırada yer almaktadır. Ülkenin en verimli emeği olan gençler, emek piyasasının dışına itilmektedir.”
ASGARİ ÜCRETLİNİN YOKSULLUĞU HER GEÇEN GÜN DERİNLEŞMEKTE
Emek sömürüsünün en net yaşandığı iş, sağlık ve gelecek güvencesinin olmadığı kayıt dışı istihdam oranlarında Türkiye’nin yüzde 27,31 ile Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada olduğunun kaydedildiği raporda, “Kısaca emek sömürüsüne en fazla imkan sunan ülke Türkiye’dir. TÜİK’in açıkladığı gerçek dışı enflasyon oranları ile 22.104 TL’ye mahkûm edilen asgari ücretlinin yoksulluğu her geçen gün derinleşmektedir. Birleşik Kamu-İş tarafından açıklanan ve asgari ücret olarak belirlenmesi gereken yoksulluk sınırı ile emekçi; saatlik emeği ile45 ekmek alınabiliyorken şu an ki asgari ücretle saatlik emeğin karşılığında sadece0 ekmek alabilmektedir. 2014 yılında asgari ücret 6 çeyrek altına denk gelirken şu anki asgari ücret 3 çeyrek altına denk gelmektedir. Görülüyor ki ülkede işçi her gün düşen satın alma gücüyle yoksullaşmaya, yoksulluk sınırının çok altında bir gelir ile hayatta kalma mücadelesi vermeye devam etmektedir. Türkiye’de bulunan6 milyon 864 bin 733 işçinin yalnızca yüzde4’ü sendikalıdır. Bu işçilerin de çoğu kamu işçisidir. Özel sektör işçilerinin sayısı5 milyon 357 bin 568 olmasına rağmen sendikaya üye olan sayısı milyon 98 bin 783 yani sadece yüzde 7,15 oranındadır. Türkiye’de işçi örgütlenmesi engellenmektedir” ifadelerine dikkat çekildi.
UMUTSUZLUĞA SÜRÜKLENİYOR
Raporun devamında ise “T.N. Rotta ve R. Kumar tarafından 2000-2014 dönemi için 43 ülke arasında yapılan çalışmaya göre Türkiye emek sömürüsünün en yüksek olduğu ikinci ülke konumundadır. Sonraki süreçte ekonomik bunalımda görülen derinleşme ile durumun daha vahim bir hal aldığı işgücü piyasasında yaşanan gelişmeler ile de açıkça görülmektedir. Sonuçta; ülkede işgücü piyasasında çok sayıda emekçi işsiz bırakılıyor, gençler iş bulamama endişesiyle büyük oranda da gelecek kaygısıyla umutsuzluğa sürükleniyor, emeğin çok büyük bir bölümü kayıt dışı çalıştırılarak emek sömürünün en acımasız halleriyle mücadele etmek zorunda bırakılıyor, asgari ücretliler devletin bir kurumu olan TÜİK tarafından açıklanan gerçek dışı enflasyon rakamları ile sömürülmeye, yoksullaştırılmaya devam ediliyor. Patronlar ise bu sürecin zarar görmemesi için emekçilerin sendikalaşma haklarına yaptıkları mobbing ile engeller getirerek sendikaları güçsüzleştirmek ve işçi örgütlenmesi engellenmek istiyor. Eğitim-İş olarak; tüm bu baskı, yoksullaştırma ve sömürüye karşı eğitim ve bilim emekçileri olarak emeğin gücünü savunmaya, örgütlenmeye mücadeleye devam edeceğiz. Tüm emekçilerin Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kutlu olsun” mesajı iletildi.