KEMAL ÖZKURT/ÖZEL HABER - Türkiye’de nitelikli iş gücünün yurt dışına yönelme eğilimi her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu, geçen yıla ilişkin yükseköğretim beyin göçü istatistiklerine göre yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2024’te yüzde 2 oldu. Devlet üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2023’te yüzde 1,5 iken, 2024’te 1,7’ ye yükseldi. En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanı, yüzde 6,7 ile bilişim ve iletişim teknolojileri oldu. Bu alanı, yüzde 4,4 ile mühendislik, imalat ve inşaat, yüzde 2,7 ile doğa bilimleri, matematik ve istatistik takip etti. Türkler tarafından yüzde 21,4’le ABD en çok göç edilen ülke olmuştur. Onu sırasıyla Almanya yüzde 17,5, Birleşik Krallık 11,2, Hollanda yüzde 6,9 ve Kanada yüzde 4,9 ile izledi. Yaşanan bu gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulunana Alfa Almanca Dil Okulları Kurucusu Alican Dayan, 2019 yıllarında başlayan furyanın son 3 yıl içinde ciddi oranda arttığını belirtti. Üç yıl önce sadece 2 bin olan kursiyer sayısının 6 kat artarak 12 bine çıktığına dikkat çeken Dayan, “Başvuranların en az yüzde 50’si kamu ve özel sektördeki sağlık çalışanlarından oluşuyor. Kalan kitlede ise mühendisler, teknik elemanlar ve öğrencilerden oluşuyor. Talep her geçen gün artıyor ve ben bu furyanın önümüzdeki 5-10 yıl daha devam edeceğini düşünüyorum” dedi.

3 YILDA 10 BİNDEN FAZLA
Yurt dışına yerleşme talebinin son birkaç yılda ivme kazandığını belirten Alican Dayan, kurumlarındaki öğrenci sayısının Türkiye’nin sosyo-ekonomik tablosuyla paralel ilerlediğini ifade etti. 2019-2020 döneminden sonra bir furya başladığını vurgulayan Dayan, “Bundan 3-4 yıl önce yaklaşık 2 bin olan öğrenci sayımız bugün 12 bine ulaştı. Bu artışın yaklaşık 10 bini sadece son 3 yıl içerisinde gerçekleşti. Başvuranların en az yüzde 50’si kamu ve özel sektördeki sağlık çalışanlarından oluşuyor. Kalan kitlede ise mühendisler, teknik elemanlar ve öğrencilerden oluşuyor. Talep her geçen gün artıyor ve ben bu furyanın önümüzdeki 5-10 yıl daha devam edeceğini düşünüyorum” diye konuştu.

ALMANYA’DA SAYI AZALIYOR
Almanya’nın yaşlanan nüfusu ve genç nüfusun teknik/emek yoğun işleri tercih etmemesi nedeniyle nitelikli iş gücüne mahkûm olduğunu ifade eden Dayan, Türk çalışanların pratik zekası ve yüksek iş disiplini nedeniyle tercih olduğunu dile getirdi. Almanya’nın dışardan gelen teknik personele ihtiyaç duyduğunu ve bu sebeple ilk tercih edilen ülkeler arasında olduğunu söyleyen Dayan, “Almanya şu an kendi genç nüfusunu teknik işlerde çalıştıramadığı için dışarıdan gelen nitelikli iş gücüne mahkûm durumda. Türkiye’nin tıp ve sağlık sistemi uygulama açısından Avrupa’nın çok ilerisinde. Bizim bir hemşiremiz, Alman meslektaşının bir saatte yaptığı pansumanı ya da damar yolu açma işlemini 10 dakikada, üstelik daha yüksek bir beceriyle bitiriyor. Bu yetenek farkı Alman hastanelerini cezbediyor. Eğer bu devasa personel ihtiyacı olmasa, Almanya bu kadar esnek davranacak bir ülke değil.”

SADECE EKONOMİ DEĞİL
Gidiş nedenlerinin sadece döviz kuru veya maaş farkıyla açıklanamayacağını, toplumsal ve manevi bir tükenmişliğin de etkili olduğunu söyleyen Dayan, portföylerinde Türkiye’nin en kıdemli isimlerinin dahi bulunduğunu belirtti. Dayan, “Portföyümüzde Türkiye’nin sayılı 10 mikoloğundan biri olan profesörlerden tutun da Cambridge ve Harvard çıkışlı biyoloji hocalarımıza kadar inanılmaz bir beyin gücü var. 55 yaşındaki kadın tır şoförü öğrencimiz bile var. İnsanlar burada hak ettiği saygıyı göremediğini düşünüyor. Hastanelerdeki şiddet olayları, mobing uygulamaları, patron baskısı ve her şeyden önemlisi çocuklarının geleceği için duydukları endişe onları bu yola itiyor. Ekonomi elbet bir gün düzelir ama bu manevi kırgınlık insanları ülkesinden koparıyor” diye konuştu.

EĞİTİM GARANTİSİ
Sektördeki kontrolsüz büyümenin suiistimalleri de beraberinde getirdiğine dikkat çeken Dayan, “Almanya vaadiyle” insanları mağdur eden kurumlar konusunda uyarılarda bulundu. Dil eğitiminin bir “kitap bitirme” yarışı olmadığını vurgulayan Alican, “Piyasada birçok kurs, bir kitap üzerinden 2 ayda dil öğreteceğini iddia ediyor. Bu ‘işle-geç’ mantığıdır ve dil eğitiminde karşılığı yoktur. Öğrenci B1 seviyesine geliyor ama aslında A2 bile değil. Biz bu yüzden öğrenciye zaman sınırı koymuyoruz. ‘Sen sınavı geçene kadar sınırsız eğitim’ diyoruz. Psikolog desteğinden öğrenme koçlarına kadar her şeyi dahil ediyoruz. Öğrenciye seviye tespiti yapıp, ‘Sen B1 değilsin ama seni 2 hafta ücretsiz A2 sınıfına alalım, kendin gör’ diyoruz ki suiistimal edilmediğini anlasın. Vatandaşlarımızın, parasını ve en önemlisi o kıymetli zamanını kaptırmaması için kurumu da, öğretmeni de, referansı da didik didik etmesi gerekiyor. Vatandaşlar somut sonuçlara baksın; biz öğrenciyi sınavı geçene kadar yalnız bırakmıyoruz. Kayıtlı videolar, canlı dersler, psikolog desteği ve öğrenme koçlarıyla anahtar teslim süreç yönetiyoruz. Tek bir öğretmene mahkûm değiller; 10 farklı öğretmenden ders alabiliyorlar” açıklamasında bulundu.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın