Rehber ve Psikolojik Danışman Cansu Toptaş, 2020-2021 eğitim-öğretim sezonun ilk dönemi sona ererken gelinen süreci değerlendirdi. Öğrenciler, öğretmenler ve veliler üçgeninde online eğitim sürecini yorumlayan Rehber ve Psikolojik Danışman Toptaş, yapılanları ve yapılamayanları aktardı.
VELİLER SÜRECE DAHİL OLDU
Rehber ve Psikolojik Danışman Toptaş, online eğitim sürecinde öğrencilerin uyum problemini bir şekilde aştıklarını belirterek, “Bu konuda ele aldığımız çocuklar teknolojiye alışık ve belirli imkanları olan çocuklardır. Ömrü hayatında bilgisayar görmemiş çocukların online sürece uyum sağlamaları konusu çok ayrı bir parantezdir. Çocuklar online sürece beklediğimizden daha kolay uyum sağlayabiliyorlar, alışık oldukları bir dünya teknolojik dünya ama veliler açıcından bu süreç düşündüğümüz kadar kolay ilerlemiyor. Bu bağlamda velilerimize online eğitim sürecinde başarılar diliyorum. Biz çocuklarla eğitim süreci açısından baş başa kalmaya alışığız fakat onlar eğitim süreçlerine bu kadar dahil olmaya alışık değiller. Şu anda online eğitim ile velilere çocukların güvenli alanı olan eğitim süreçlerini teslim etmiş olduk. Velileri hiç olmadığı kadar bu eğitim sürecine dahil ettik. Çünkü eğitim ister online olsun ister yüz yüze olsun emek ve sabır gerektiren bir süreçtir. Halihazırda yeterince zor olan ebeveynliğe bir de bu sürecin zorlukları eklenmiş oldu ” dedi.
İZMİR DEPREMİ SÜRECİ ZEDELEDİ
İzmir özelinde çocukların tam bir şeylere adapte olmuş ve güven ortamı sağlanmışken büyük bir depremle sarsıldıklarını ifaden eden Rehber ve Psikolojik Danışman Toptaş, “Çocukların anlam dünyaları alt üst oldu. Sınav gruplarında 8 ve 12’inci sınıflarda eğitimin her şeyden önce geldiğini düşünen öğrenciler, depremle birlikte bu kaygının yanına büyük korkuları da eklediler malesef. Bu da pamuk ipliğine bağlı olan süreci tamamen zedeledi. Çok daha zor koşullar altında olan öğrenciler de var, evini yitirmiş olanlar, yakınlarını yitirmiş olanlar... Depremden sonra eğitimi öncelikli olarak görmeyen çocuklar var bu konuda oldukça haklılar, yaşadıkları korku tüm kaygılarından daha üstün. Fakat bir yandan da hala yürütmek zorunda oldukları bir çalışma var. Arada sıkışmış vaziyetteler. Bu konuyla ilgili kaygı bozukluğu yaşayan çocuklar duygularını farklı şekillerde dışarı vuruyorlar. Bazı çocuklarımız hislerinin üzerini kapatarak süreci yok sayıyorlar. Bu kuşkusuz onlar için ilerleyen günlerde ciddi bir duygusal yıpranma sağlayacaktır. Diğer yandan bazıları ise sürecin etkileriyle sert duygusal tepkiler veriyorlar. Her iki durumda da yapılması gerekenler ihmal edilmemelidir. Bu durumla başa çıkamayan bize ulaşan çocuklar ve velilere karşılıksız danışmanlık yapacağımı da sözlerime eklemek isterim” diye konuştu.
TEKNOLOJİK BOŞLUKLAR KULLANILIYOR
Online eğitim sürecinin teknolojiden kaynaklı bir takım boşluklar doğurduğuna ve bu durumun suistimale açık olduğuna dikkat çeken Rehber ve Psikolojik Danışman Toptaş, “Hocam kameram açılmıyor, mikrofonum bozuk diyen çocuklarla çok karşılaşıyoruz. Çocuk dersi açıyor ama sesi ya da görüntüsü yok. Bu kontrol edilemez bir durum. Rehber öğretmen olarak çocukların sürecini takip etmek çok zor. Aileler artık çocukların danışmanlıklarını da yapmak durumunda kalıyorlar. Acaba kaç saat ders başında, verimli çalışıyor mu gibi sorularla muhattaplar .Aslına bakarsanız Herkes elinden geleni yapmaya çalışıyor asıl eğitimciler açısından da durum çok daha vahim. Ders başında olan ama evdeki süreçleri de yönetmek zorunda olan öğretmen arkadaşlarımız çin durum çok daha karmaşık. Online süreçte birçok rol iç içe geçti” ifadelerini kullandı.
İLETİŞİM KOPUKLUĞUNA DİKKAT!
Velilerin online süreçte öğrenciler üzerinde esnek otorite sağlaması gerektiğinin altını çizen Toptaş, “Bazı veliler 8-9 saat çocuğunun başında oturuyorlar. Çünkü kontrolün artık eğitimcide olmadığını bildikleri için panik halindeler. Bir de çocuktan bihaber olan veliler var. Odasında mutlaka çocuk ders çalışıyordur düşüncesindeler. Her iki koşulda da çocuklar açıcından farklı sorunlar doğuyor. Esnek otorite her ikisi arasında denge kurulmasıdır. Dengeli otorite ders saatinde evin daha sakin olmasını sağlamak, herkesin faydalı bir şey ile ilgilendiği bir ortam yaratmakla başlar. Bu bir takım çalışmasıdır ve herkesin aynı gemide olduğu unutulmamalıdır. Nasıl ki öğretmen derste elinde telefonla ilgilenirken çoculara hadi ders çalışın demiyorsa veliler de aynı tavrı takınmalılardır. Bu kuşkusuz zor bir süreçtir, veli öğretmen rolleri de bu süreçte oldukça iç içedir. Anne-baba bu kadar çalışıp emek verirken çocuk da bilgisayarın başında video oyunu oynayıp akşama kadar vakit öldürmeyecektir. Çocuğum nasıl çalışıyor, ders tekrarı yapıyor mu? Bugün matematikten kaç tane soru çözdü gibi sorular çocuklara sorulmalıdır. Kalk masanın başına geç ders çalış, ödevini yapmadın mı şeklinde anlayıştan uzak sorular büyük bir iletişim kopukluğuna neden olurlar. Bunlar sözde soru özde isyan cümleleidir. Anne-babalar bu duruma biraz daha çanak tutuyorlar. Ben her gittiğim seminerde, toplantıda bunları söyleyince veliler hocam çocukların hiç suçu yok mu tüm hata bizde mi diyorlar. Kesinlikle hatalı çocuk yoktur. Hatalı ebeveyn vardır. Çocuklar ayna gibidir ne görürlerse onu gösterirler. Evdeki alanı düzenlemek ve zamanı yönetebilme konusunda rol karmaşası yaşanıyor olabilir ama süreci kontrol edebilen, esnek otorite uygulayabilen, doğru sorular sorup, doğru yerde durabilen ebeveynler bu sürece doğru bir yön vermiş olacak ve bu süreçten sağ salim çıkacaklardır” şeklinde konuştu.
TEK BİR SİSTEM OLMALIYDI
Rehber ve Psikolojik Danışman Toptaş son olarak online eğitim sürecinde herkesin bu sürece dahil olması gerektiğine vurgu yaparak sözlerini şöyle sonlandırdı: “Bazı okullar açıldı bazı okullar açılmadı. Süreci en başından öngörüp her grup için online başlatmalıydık. Online başlattığımız süreçte dengeli bir ders programı olmalıydı. Bazı okullar günde 10 saat ders yaparken, bazı okullar 3 saat ders yaptı. Burada tek bir sistem üzerinden gidip, standart bir ders sayısı üzerinden gidecektik. Her ne kadar geçen yılın ikinci döneminden avantajlı olsak da hala süreç sistemsiz devam ediyor.. 2020’nin ilk online eğitim sürecinde hepimiz bir kazana atılmış gibiydik. Çok ilginç ve karışık bir süreçti. İkinci dönemde ise artık herkes kendini neyin karşılayacağını biliyordu. Burada lise ve ortaokullar için tek bir eğitim modeli üzerinden gitseydik bu çok daha başarılı bir online süreç olabilirdi. Bunu Milli Eğitim Bakanlığı gündeme alacaktır zira kolay kolay yüz yüze eğitime geçecek gibi durmuyoruz. İkinci döneminde sürecin online devam etmesi kuvvetli ihtimal dahilindedir. Tek bir standart plan üzerinden ilerlenirse fırsat eşitsizliğine de sebebiyet verilmemiş olur. Bir öğrenci bir dersi 10 saat, bir öğrenci 3 saat almamış olur.”
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın