Sayfa Yükleniyor...
Otizmli oğlunu devlete ait bakımevinde darp eden bakıcıya yalnızca 2 bin 700 TL para cezası verilmesine isyan eden anne Ayfer Özdemir, “Ben hayattayken çocuğum bunları yaşadıysa benden sonra ne olacak?” diye sordu
ÇAĞLA GENİŞ
Otizmli Sinan Gündoğdu, 20 Nisan 2020 tarihinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Pendik Engelsiz Yaşam Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’nde şiddete maruz kalmıştı. 29 yaşındaki otizmli gencin hastaneye kaldırılmasıyla ortaya çıkan şiddet olayının ülke gündemine oturmasının ardından başlatılan yargı sürecinde karar çıktı. Gündoğdu’nun bakımevinde fiziksel şiddete uğradığına dair alınan bilirkişi raporlarına rağmen mahkeme, kendisini savunamayacak kişiyi kasten yaralama suçundan sanık Hayri Bereket’e 2 bin 700 lira para cezası verdi. Anne Ayfer Özdemir, “Maalesef 3 yıl önce adalet dedik ve adalet kapısını açtık. Ama demek Türkiye’nin adaleti buymuş. Karar açıklandığında ben bittim. Ben hayattayken çocuğum bunları yaşadıysa benden sonra ne olacak? Ben yarın öbür gün öldüğümde çocuğumun ne hale geleceğini düşünemiyorum. Sadece Allah’a ikimizi de aynı gün al diye dua ediyorum” sözleriyle karara isyan etti. Davanın avukatlığını üstlenen Sedef Erken ise, “2 bin 700 lirayı, 4 taksitle ödenecek şekilde bu dosyayı kapatmak bu yargı sisteminde hiç boşuna adalet aramayın demek anlamına geliyor. Ama bununla yılmayacağız. Burada bitmedi bu iş ve bitmeyecek de” şeklinde konuştu.
DEMEK TÜRKİYE’NİN ADALETİ BUYMUŞ
Otizmli Sinan’ın annesi Ayfer Özdemir, kamuoyu vicdanını yaralayan karara saygı duymadığını belirtti. Sunulan güçlü delillere rağmen mahkemeden böyle bir karar çıkmasına anlam veremediğini kaydeden Özdemir, “Maalesef 3 yıl önce adalet dedik ve adalet kapısını açtık. Ama demek Türkiye’nin adaleti buymuş. Karar açıklandığında ben bittim. Sanık önümde oturuyordu. Kendimi çok kötü hissettim. Oğlumun yaşadıkları gözümün önüne geldi. Kriz geçirdim, çok kötü oldum. Bu kararı asla kabul etmiyorum. Ortada mağdur, savunmasız bir çocuk var. Bu göz önünde bulundurmadan böyle bir karar verildi. Ben bu karara saygı duymuyorum. Oğlumun şiddet gördüğü videolarla, bilirkişi raporlarıyla sabit. Bunların hepsini mahkemeye sunduk. Elimizde güçlü deliller vardı ama buna rağmen böyle bir karar verdiler. Ama şaşırmıyorum, burası Türkiye. Her şey olabilir. Sanık bir önceki mahkemede ‘sabitleme’ adı altında bir yöntem kullandıklarını, çocukların kemer ve iple bakım merkezinde bağlandıklarını itiraf etti. Bununla ilgili suç duyurusunda bulunduk. Şimdi bunun takipçisi olacağız” dedi.
BENDEN SONRA NE OLACAĞINI DÜŞÜNEMİYORUM
Kendilerinden sonra çocuklarına ne olacağının kaygısıyla yaşanan otizm ailelerinden biri olan Özdemir, “Mahkemeye çok fazla otizm ailesi bana destek vermeye gelmişti. Kendilerine teşekkür ediyorum. Karar onları da çok yaraladı. Çünkü bugün bizim yaşadığımız şeyin yarın onların da başına gelebileceğini biliyorlar. Biz öldükten sonra çocuklarımızın gideceği yer ne yazık ki orası. Ben hayattayken çocuğum bunları yaşadıysa benden sonra ne olacak? Ben yarın öbür gün öldüğümde çocuğumun ne hale geleceğini düşünemiyorum. Sadece Allah’a ikimizi de aynı gün al, aynı tabuta koy diye dua ediyorum. Ben çocuğuma doyamadım. Böyle yaşamak beni bitirdi. Otizmli olmak, otizmli annesi olmak suç sanırım bu ülkede. Ne haklarımız veriliyor ne haksızlıklar karşısında cezai yaptırım uygulanıyor! 2 bin 700 lira ceza verildi sadece oğluma uygulanan şiddete. O da 4 takside bölündü. Şunu da eklemek isterim. Benim çocuğum 2 yıldır Sakarya’da bir merkezde kalıyor. Çocuğum aynı odanın içerisinde hem tuvaletini yapıyor hem yatıyor hem yemek yiyor. Bu insanlık dışı bir şey. Daha yeni bir tuvalet taşı oraya konuldu. Uzun zamandır başvurular yapmama, dile getirmeme rağmen” ifadelerini kullandı.
BU KARAR ‘HİÇ BOŞUNA ADALET ARAMAYIN’ DEMEK
Üç yıldır süren davanın avukatlığını üstlenen Sedef Erken ise, “Bu karar tamamen mahkemenin somut gerçeğe ulaşması gerekirken eksik tahkikat yapması ve tahkikatın genişletilmesi, o akşam orada olan tüm diğer çalışanların tanık olarak dinlenmesi, kurum sorumlularının dinlenmesi taleplerimizin tamamı defalarca yaptığımız halde reddederek işini doğru yapmamasından kaynaklanıyor. Bu kadar basit özeti. Hakim, savcı değişiyor, dilekçelerimiz okunuyor mu okunmuyor mu belli değil. Gerçekten bu bir yargılama değil. Bu bir başından savma. Böyle bir adalet sistemi olamaz. Mahkeme salonunda Ayfer’in yan sıra onlarca anne vardı. Evlerinden kalkıp gelmiş. Kiminin çocukları da yanında, kimi birilerine emanet etmiş gelmiş… Benim oğlum da yanımdaydı. Bu kadar insanın gözünün içine baka baka 2 bin 700 lirayı, 4 taksitle ödenecek şekilde bu dosyayı kapatmak bu yargı sisteminde hiç boşuna adalet aramayın demek anlamına geliyor bize. Ama bununla yılmayacağız. Burada bitmedi bu iş ve bitmeyecek de. Biz yılmadığımız sürece de bitmeyecek. Çünkü dosyada sabitleme adı altında o çocukların kemer ve ip satın alınarak bakım merkezinde bağlandıkları sanık tarafından itiraf edildi. Ama sanık kendisine bunun talimatı verildiğini, kendi kendine yapmadığını söylüyor. Dolayısıyla burada eziyet olduğu çok açık. İşkence diyebiliriz. Bunlar vukuat raporlarında da yazılı. Bununla ilgili yaptığımız başka bir suç duyurusu var. Bu suç duyurusunu takip etmeye devam edeceğiz” sözleriyle verilen karara tepki gösterdi” açıklamasını yaptı.
BU İÇERİK DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: KEDİ Otizm, sınıflara kamera konulmasında ısrarcı
Haber Merkezi