Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, yaptığı açıklamada eğitim alanındaki sorunlara, hak kayıplarına ve toplumsal tepkiye ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Sendika açıklamasında, eğitim mücadelesinin yalnızca bir kişi ya da kurum üzerinden değerlendirilemeyeceği belirtilirken, siyasal programların eğitim alanındaki etkilerine yönelik eleştiriler dile getirildi. Eğitimde yaşanan sorunların milyonlarca insan tarafından hissedildiği vurgulanan açıklamada, bürokrasinin ise bu toplumsal etkiyi yeterince göremediği ifade edildi.
‘Yaşam Nöbeti’ sürecine de değinilen açıklamada, ortaya çıkan tepkinin sendikal düzlemde şekillenen toplumsal bir öfke olduğu kaydedildi. Ancak sendikal çizginin, söz konusu tepkiyi daha ileri bir örgütlü harekete dönüştürmekte yetersiz kaldığı savunuldu. Açıklamada ayrıca, atanamayan öğretmenler, işsiz kalan eğitim emekçileri, hak kaybına uğrayan yurttaşlar ve kamusal eğitim hakkı konusunda mağduriyet yaşayan milyonlarca insanın güçlü bir eğitim mücadelesi beklentisi içinde olduğu ifade edildi.
DÜŞLE GERÇEK ARASINDAKİ MESAFE KISALACAK
Sendikanın sosyal medya paylaşımında yer alan ifadelerin tamamı şöyle: “Eğitim mücadelesinin hedefleri, bir kişi ya da bir kurum üzerinden sınırlanamayacağı gibi; söz konusu kişi ya da kurumun yalnızca güne dayalı olmayan siyasal bir programla ve onun hedefleriyle bütünleşen varlığı da kabul edilemez hale gelmiştir. Bu nedenle kişinin attığı adımlar, partisinin eğitim alanındaki yansımasından başka bir şey değildir. Eğitimin aldığı darbeler, milyonlarca insanın yüreğinde ve beyninde hissedilen darbelerdir. Bürokrasinin soğuk yüzü bunu fark etmez; çünkü resmî törenlerin, toplantıların ve birkaç saniyelik PR çalışmalarının içinde, vurulan darbelerin bıraktığı hissiyat yer almaz. Yaşam Nöbeti’nin açığa çıkardığı tepki, sendikal düzlem ve onun gücüyle çevrelenmiş temsili düzeyde bir toplum öfkesiydi. Sendikal çizgi, sözü aşacak hareketi organize etmek için gereken adımların devamını getiremedi. Yarın için şunu söyleyebiliriz: Ataması yapılmayan, işsiz kalan, hakları gasp edilen, kamusal eğitim hakkı elinden alınan, yaşamı saldırıya uğrayan, adalet ve eşitlik arayan, organize sanayi bölgelerinde köle haline getirilen, hayal kırıklıkları ve çaresizlik içinde fikirsel olarak sistemden çoktan kopan milyonlarca insan, görkemli bir eğitim mücadelesinin düşünü kuruyor. Zihnimizde o söz dönüyor: ‘Eskiden söz içeriği aşıyordu, şimdi içerik sözü aşıyor.’ Düşle gerçek arasındaki mesafe kısalacak. Kısaltacağız.”