Radyasyon hayatımızın her anında

Evimizde kullandığımız mikrodalga fırından tutundan televizyon bilgisayara kadar hemen elektronik cihazın etrafına yaydığı radyasyona maruz kalıyoruz. Radyasyon korkusunun yersiz olduğunu belirten Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mustafa Bakaç, bunun sebeplerini anlattı


  • Oluşturulma Tarihi : 21.07.2016 07:44
  • Güncelleme Tarihi : 21.07.2016 07:44
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Radyasyon hayatımızın her anında

ONURHAN ALPAGUT

Evimizde kullandığımız mikrodalga fırın, televizyon, bilgisayardan tutunda gündelik yaşamda cep telefonu, hastanedeki sağlık üniteleri ve benzeri pek çok sayıda ürün radyasyon dalgası yayıyor.

Radyasyon korkusunun yersiz olduğunu belirten Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mustafa Bakaç, radyasyonu zararlı ve zararsız radyasyon olarak ikiye ayırmamız gerektiğini söyledi. Bakaç, radyasyon ile ilgili herkesin merak ettiği konulara açıklık getirdi.

ZARARLI VE ZARARSIZ RADYASYON

Hastanede tedavilerde hastalara verilen radyasyonun zararsız olduğunu vurgulayan Prof.Dr. Bakaç, radyasyonu zararlı ve zararsız olarak 2'ye ayırmamız gerektiğini belirtti. Bakaç, “Kullanılan 2 tip radyasyon türü vardır. Bunlardan birincisi iyonlaştırıcı olan radyasyon diğeri ise iyonlaştırıcı olmayan radyasyondur. İyonlaştırıcı olan radyasyon kötü olan, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon ise iyi olan radyasyondur.İyonlaştırıcı radyasyon hücrenin şeklini değiştirebilen radyasyondur ama her radyasyon hücrenin şeklini değiştirmez. Hastanelerde kullanılan radyasyon türü zararlı olan yani iyonlaştırıcı olan radyasyondur. Hastanede hekimler tarafından hastaların zarar gören bölgelerindeki tedaviyi gerçekleştirmek için kullanılır. Burada bir zıtlık var değil mi? Hayır. Zarar gören bölge radyasyon ile tedavi ediliyor. Tamamen tek bir bölgeye uygulanıyor ve hastaya bir zararı yok” dedi.

RADYASYON OLMASAYDI İLETİŞİM KURAMAYACAKTIK

Zararsız radyasyon grubuna giren ürünleri de açıklayan Prof.Dr. Bakaç, “Isıtıcılarda kullanılan infrared dediğimiz radyasyon. Mikrodalga fırın hepimiz kullanıyoruz. Radyo dalgaları, herkes radyo dinliyor, televizyon izliyor, cep telefonları ile konuşuyoruz bunların tümü elektronik dalga dediğimiz dalga boyu yani uzun olan gruba giriyor. Eğer bu radyasyon grubu günümüzde kullanılmasaydı hiçbirimiz iletişime geçemeyecektik. Gündelik yaşamda sürekli radyasyon alıyoruz. Telefonla uzun süre konuşunca veya televizyona uzun süre bakınca radyasyon aldığımız düşünülüyor ama bunların kanıtlanmış bir doğruluğu yok” diye konuştu.

RADYASYONUN DEĞİŞİK KADEMELERİ MEVCUT

Prof.Dr. Mustafa Bakaç, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Otoyollar üzerinde bulunan elektrik hatları daha yüksek voltaj taşır. Bunların tümü elektromanyetik dalga üretir. Altına geçip uzun süre kaldığımızda baş ağrısı olur. Bilgisayar başında baş ağrısı ya da göz yorulması meydana gelebilir. Baz istasyonlarının da iyonlaştırıcı radyasyon verdiği şeklinde söylentiler var bunun zararı yok kanıtlanmadı. Diğer yan etkiler olabilir. Cep telefonu radyasyon almamıza sebep oluyorsa neden yetkililer tarafından yasaklanmıyor? Ya da zararlı olduğunu biliyorsanız neden kullanıyorsunuz? İnsanlar telefonlardan aldığı radyasyonu sanki hastanelerden aldığı radyasyon gibi zannediyor. Mutasyona uğramış insanlar olacak diye korkuyorlar. Tüm bu radyasyonların belli kademeleri mevcut.”

KULLANDIĞINIZ SİGARA DA BİLE RADYASYON VAR!

Hepimizin gündelik yaşamda çeşitli boyut ve dalgalarda radyasyon aldığına dikkat çeken Prof.Dr. Bakaç, “Radyasyonlu bir dünyada yaşıyoruz. Aldığımız nefesin içinde dahi radyasyon var. Her nefes aldığımda radyasyon alıyorum. Verdiğimde radyasyon veriyorum. Yediğim, içtiğim her şeyde radyasyon var. Buradaki radyasyon cep telefonu ya da mikrodalgalarda bulunan zararsız radyasyondan farklı. Zararlı radyasyon yiyip içiyoruz. Bunların tümü doğal kaynaklı radyasyon. Jeolojik kaynaklı radyasyon var. Radyasyonun yüksek olduğu gibi düşük olduğu bölgelerde var” dedi.

HER TÜRLÜ RADYASYONA UĞRUYORUZ

 Radyasyon çeşitleri ve türlerine de değinen Prof.Dr. Bakaç, “Radyasyonun çeşitleri, alfa radyasyonu elimizden geçemez. Beta radyasyon elimizden geçebilir ama alüminyumdan geçemez. Bu nedenle hastanelerde kurşun önlüklerle dolaşırlar. Kurşun radyasyonu önler. Nötron en tehlikelisi ve bu hastanelerde çok kullanılmıyor. Kötü radyasyon dediğimiz iyonlaştırıcı radyasyonun yüzde 88'ini doğal kaynaklardan alıyoruz. Yüzde 12 ise yapay. Hastanede tıbbi amaçlı ve tüketici ürünlerinden radyasyon alıyoruz. Fosforlu saatlerde radyoaktif madde var. Duman detektörlerinde radyoaktif, kötü madde var. Sigarada bile zararlı radyasyon var” açıklamasında bulundu.

Haber Merkezi