Şakran Cezaevi’nde korona koğuşları: Vardiyalı uyku dönemi!

Şakran Cezaevi’nde salgının şiddetini hızla artırdığı günlerde korkutucu bir tablo yaşanıyor. Kapasitenin iki katına çıktığı koğuşlarda iki mahkumun bir yatağı paylaştığı hatta ‘vardiyalı uyku’ dönemi yaşandığı iddia ediliyor


  • Oluşturulma Tarihi : 10.12.2020 07:57
  • Güncelleme Tarihi : 10.12.2020 07:57
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Şakran Cezaevi’nde korona koğuşları:  Vardiyalı uyku dönemi!

Dünyada ve Türkiye’de koronavirüsle mücadele tam gaz devam ederken, salgının daha korkutucu yeni seyrinde gözlerin çevrildiği yerlerden biri de cezaevleri... Bulaş riskinin oldukça yüksek olduğu koğuş ortamlarında hükümet yetkilileri yeterli tedbirlerin alındığını altını çizse de tutuklu ve hükümlü yakınları uygulamaların salgını yaydığına dair ciddi iddiaların gölgesinde oldukça tedirgin günler geçiriyor. Bu çarpıcı iddiaların adresi ise sık sık hak ihlalleri ile gündeme gelen İzmir’in Aliağa İlçesi’ndeki Şakran Cezaevi... Tutuklu ve hükümlü yakınlarının anlattıklarına göre; İzmir depremi sonrası boşaltılan Buca Cezaevi’nden yapılan nakiller nedeniyle koğuşlarda kapasitenin iki katı mahkum kalıyor. Bu durum yatak sıkıntısı doğururken, iki mahkum aynı yatağı paylaşmak zorunda kalıyor hatta ‘vardiyalı uyku’ dönemi yaşanıyor. Nakillerin ardından 15 kişilik koğuşlarda kapasite 30’a çıkarken bu mahkumlara 20 kişilik yemek geliyor. 35 metrekarelik koğuşlarda yiyecek yetersizliğinin yanı sıra herkesin aynı tuvaleti kullanması ve her anlamda yaşanan hijyen kısıtlılığı da salgın tehdidini giderek büyütüyor. Öte yandan mahkumların sağlık erişim haklarında da ihlal yapıldığı gelen iddialar arasında... Mahkumların revire bile çıkamadığı, ciddi ve kronik rahatsızlıkları olanların da kontrollerinin rafa kaldırıldığı ifade ediliyor.

AYNI YATAKTA NÖBETLEŞE UYKU

Yaklaşık 4 yıldır Şakran Cezaevi’nde tutuklu bulunan babasının artan kapasite sorunu nedeniyle giderek ağırlaşan cezaevi koşullarına isyan eden N., “Farklı cezaevlerinden yapılan nakiller sebebiyle koğuşlarda kalan mahkum sayısı kapasitenin çok üzerine çıkmış durumda. Babamın kaldığı 15 kişilik koğuşun kapasitesi şu anda tam 31 kişi! Üstelik bu koğuşlar 35 metrekare... Babam 4 yıldır ilk kez, ‘Artık insani şartlarda yaşamıyoruz yazabildiğiniz yerlere yazın’ dedi. Yer sıkıntısı nedeniyle ‘Üst üste yaşıyoruz, nöbetleşe uyuyoruz’ diyor. Yemek sıkıntısı da var. 31 kişilik koğuşa 20 kişilik yemek geliyormuş ve koca koğuş aynı tuvaleti kullanıyormuş. Normalde yemekler yetersiz kaldığında kantin devreye giriyordu ama artık o da yetersiz. Çünkü salgın nedeniyle dışarı çıkışları yasaklanan ve cezaevinin lojmanlarında kalan gardiyanlar da ihtiyaçlarını kantinden tedarik ediyor. Bu yüzden mahkumlara yeterli yiyecek sağlanamıyor” dedi.

REVİRE BİLE ÇIKAMIYORLAR

Karaciğerinde kist bulunan babasının bu süreçte sağlığa erişim hakkının da engellendiğini söyleyen N., “Babamın karaciğerinde kist var. 6 ayda bir doktora görünmesi gerekiyor. Fakat pandemi başladığından beri kontrolleri yapılmadı. Sadece babam değil birçok mahkumun kontrol edilmesi gereken hastalıkları var. Ama bırakın hastaneye gitmeyi, şu an revire bile çıkamıyorlar. Aliağa Başsavcısı, karantina başında bütün önlemleri aldıklarını ve her şeyin yolunda gittiğini söylemişti. Fakat koğuşlar koğuşlarda iki katı kontenjanla insanlar kalıyor. Babamın koğuşunda rastlanmadı ama diğer koğuşlarda korona vakaları var. Bu kişiler semptom gösterdikleri an hücreye gönderiliyorlar. Bunun dışında da alınan salgın önlemi yok. Koğuşlarda üst üste yaşıyor insanlar...” ifadelerini kullandı.

“NEFES ALAMIYORUZ!”

Bir başka mahkum yakını A. ise eşinin kaldığı koğuşta 30 kişi olmasına rağmen yemeklerin 20 kişilik verildiğini, temizlik ve hijyen koşullarının kısıtlı olduğunu dile getirerek, şunları söyledi: “Düşündüğümde kendimi kaybettiğim, katlanamadığım şeyleri bizzat eşimin ve diğer mahkumların yaşıyor olması beni mahvediyor. Eşim en son konuştuğumuzda kaldığı koğuşun kapasitesinin 15 kişiden 30 kişiye çıktığını ve nefes alamadıklarını söyledi. Hem ranzalar hem yerler hem de hamaklar insan dolu. Düşünün kapasite o kadar yüksek ki, yatak olmadığı için ranzaların arasına hamak kuruyorlar! Aynı yatağı kullanmak zorunda kaldıkları için dönüşümlü uyuyorlar. Yerdeki yataklar yüzünden hareket alanı da kalmıyor. Tuvaletin önünde yatanlar var... Yemekler de kişi sayısına göre az geliyor. Neredeyse iki haftadır kirli çamaşırlarını almamışlar. Kendilerinin yıkayıp kurutmaları da çok zor... O kadar kişi çamaşırlarını nereye serecek... 30 kişiye yeterli olacak banyo tuvalet bulunmamakta. Hepsi aynı tuvaleti kullanıyor. Koğuşta kalanların sayılarının azaltılması ve insani yaşam koşullarının sağlanması gerekiyor. Eşim, ‘Bu durum böyle devam ederse buradan hiç kimse sağlıklı çıkamaz’ diyor. Bu şartlar sadece onların değil bizim de psikolojimizi bozuyor. Fiziksel ve ruhsal sağlıklarını kaybetmeden bir an önce çözüm bulunmasını istiyoruz.”

Haber Merkezi