Adı Ayşe, 32 yaşında. İki çocuk annesi, Suriyeli bir kadın. 16 yaşındayken evlendiği eşinden, üzerine kuma getirmek istediği için boşandı, çocuklarını da yanına aldı. Doğuştan serebral palsi hastası olan 8 yaşındaki oğlu Muhammed’in tedavisi için yıllarca çok çabaladı. Doktorlarsa, “Yürüyemez. Tedavi etmeye bile gerek yok” dedi. Ayşe’nin hayatı, savaşın giderek şiddetlenmesiyle birlikte daha da zor hale geldi. 5 yıl önce hem çocuklarının hayatını kurtarmak hem de oğlunun tedavisi için Suriye’nin Halep kentinden kaçarak Türkiye’ye sığındı. Hiç bilmediği bir ülkede çocuklarıyla hayata tutunabilmek için mücadele verdi. Çocuğunun tedavisi için birçok yere başvurdu. Mülteciler için hizmet veren Konak İlçesi Basmene semtinde bulunan Zeytinlik bölgesindeki TIAFI Toplum Merkezi’nde oğlu için ne tür fizik tedavi hareketleri uygulaması gerektiğini öğrendi. Vücudun, kolların, bacakların güç kazanması için belirli egzersizler gösterdiler, evde onları uyguladı. Muhammed, sıkılıyor, yapmak istemiyordu ama yapmak zorundaydı. Zorluyordu Ayşe. Şimdi, diğer çocuklarla oyunlar oynayan oğlunu tebessümle izliyor. Çünkü Muhammed, Suriye’de yaşanan savaşla neredeyse aynı yaşta olmasına rağmen ilk adımlarını yeni atmaya başladı.

İKİ KEZ EVLAT ACISI YAŞADI
İlkokuldan sonra eğitim hayatına devam edemedi. 16 yaşında bir evlilik yaptı. İlk çocuğunu 5 günlük bebekken, ikincisini ise 5,5 yaşındayken kaybetti. İkisinin de beyninde tümör vardı. Yeniden anne olmayı denedi. Bu kez sağlıklı bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Ardından oğlu Muhammed’i aldı kucağına. Başlarda her şey normal gibiydi. Fakat zamanla fark etmeye başladı; hareketsiz bir bebekti. Halep’ten Şam’a kadar hastane hastane gezdi. Teşhis serebral palsiydi. Doktorlar, “6 yaşına kadar anca yaşar, boşuna uğraşma” dedi. Ama o oğlunu yaşatmaya kararlıydı. O esnada eşi üzerine kuma getirmek istedi. Ayşe kabul etmedi; boşandı ve çocuklarını yanına aldı. Ardından iç savaş patlak verdi.
Çatışmaların yoğun olduğu Halep’te yaşıyordu.

BOMBARDIMANDA EVLERİ YIKILDI
Evlerine bomba isabet etti. 5 yıl önce Türkiye’ye sığındı. Oğlunun tedavisi için bir süre Mersin’de kaldı. 1,5 yıl önce de annesi, babası, kardeşleri ve iki çocuğuyla İzmir’e geldi. Hiç bilmediği bir ülkede çocuklarıyla hayata tutunmaya çalışan Ayşe, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Eşim, kendisine sağlıklı çocuklar veremediğimi söyleyerek üzerime kuma getirmek istedi. Ben de bunu kabul etmedim. Boşandım ve çocuklarımı yanıma aldım. Boşanırken en büyük destekçim ailem oldu. Ardından savaş başladı. Halep’te çatışmalar çok yoğundu. Ben o sırada bir yandan Muhammed’in sağlığına kavuşması için uğraşıyordum. Evimiz bombardımanda yıkılınca daha fazla dayanamadık ve Türkiye’ye geldik.”

DOKTORLAR ‘YAŞAMAZ’ DEDİ
Oğlu Muhammed’e 1 yaşındayken serebral palsi teşhisi konulduğunu söyleyen Ayşe, “Doğduğunda sağlıklı gibiydi. Fakat 1 yaşına geldiğinde bir şeylerin normal olmadığını anladım. Doktora götürdüm hemen. İki evladımın acısının ardından birini daha kaybetmeye dayanamazdım. Film çekildi beyninde tümör çıktı. Halep’ten Şam’a götürdüm belki daha iyi tedavi olur diye. 1 yaşındaydı o zaman. 1,5 ay hastanede kaldı. Sadece anne sütü ile besleniyordu, hareketsiz bir şekilde öylece yatıyordu. Üzüntüden sütüm kesildi. Durumu gittikçe kötüleşiyordu. Burnundan hortumla beslemeye başladılar. Doktorlar, ‘Hiç kendini yorma; 6 yaşından fazla yaşamaz. Tedavi etmeye bile gerek yok’ dedi. O sırada savaş başladı. Hastaneden taburcu ettiler, evde kendim bakmaya başladım. Fakat Halep’te çatışmalar çok yoğunlaştı. İki çocuğum gözümün önünde öldü diğerini de kaybetmekten korkuyordum. Çocuklarım için savaştan kaçıp buraya geldim. Bombalar yağıyordu, çocuklar ölüyordu… Çocuklarımı da o şekilde görmek istemediğim için kaçtım” dedi.
KIZI 5. KATTAN DÜŞTÜ
Türkiye’ye ilk geldiğinde yaşadığı zorluklardan bahseden Ayşe, “Ailemin durumu kötüydü. Savaştan çıkıp gelmiştik. Oturduğumuz evde dört aile bir arada yaşıyorduk. Zamanla kendimize bir ev kiraladık. Ben tam oğlumun sağlık sorunları ile ilgilenmeye başlamışken kızım Emel 5. kattan aşağıya düştü. Şans eseri hayatta kaldı fakat ayağa kırıldı. 5 kez ameliyat oldu. Düştüğünde başından da darbe almış. Şu an okula devam ediyor ama hafıza sorunları yaşıyor; unutkanlık var. Kızım iyileştikten sonra yeniden oğlumla ilgilenmeye başladım. Muhammed, neredeyse hiç hareket etmiyordu. Hep kucağımdaydı. Bir annenin yaşayabileceği en kötü duygu çocuklarının hastalığına çare olamamak. Çok yorulduğum zamanlar oldu ama çocuklarım için mücadele ettim. Çocuklarım yanımda olsun ve iyi olsunlar diye ayakta durmaya çalıştım hep” ifadelerini kullandı.
MUHAMMED’İN İLK ADIMLARI
1,5 yıldır oğlunu hafta içi her gün Zeytinlik’te bulunan TIAFI Toplum Merkezi’ne götürmeye başladı. Buradaki gönüllü fizyoterapistlerden oğlu için ne tür fizik tedavi hareketleri uygulaması gerektiğini öğrendi. Bu sayede oğlunun önemli ölçüde iyileştiğini ve ilk adımlarını atmaya başladığını anlatan Ayşe, şunları söyledi: “1,5 yıldır TIAFI Toplum Merkezi’ne gidip geliyoruz. Burada ona hangi hareketleri yaptırırsam faydalı olacağını öğrendim. Evde sürekli egzersiz yaptırdım. Önceleri evden hiç çıkamıyorduk. Muhammed hep kucağımdaydı durumundan dolayı hareket edemiyordu. Ama burada diğer çocuklarla oyunlar oynuyor. İlk adımlarını görünce çok mutlu oldum çünkü ‘6 yaşından fazla yaşamaz’ dedikleri evladım günden güne iyileşiyor. Kendimi güçsüz hissettiğim anlarda çocuklarım için yeniden ayağa kalktım ve mücadele ettim. Şimdi tek istediğim çocuklarımın daha da iyi olması. Hayallerim çok var kendimle ilgili ama önce çocuklarımın sonra kendi hayallerim… Çocuklarımın iyi olması her şeyden önemli.”
“ÇOCUKLUĞUNU YENİ YAŞAMAYA BAŞLADI”
TIAFI Toplum Merkezi’nde mülteci kadın ve çocukların hayata tutunması için savaş veren Anne O Rorke ise şunları söyledi: “Bize bir telefon geldi. Yardıma ihtiyaç olduğu söylendi. Evlerine gidip Ayşe’yi ziyaret ettim. Muhammed bir kenarda oturuyordu; hareketsizdi. Ayşe, zor şeyler yaşamış bir kadın. İki çocuğunu kaybetmiş, savaş görmüş. Çok korkmuş bir kuş gibiydi onu gördüğümde. Kafası dağılması için onu merkeze davet ettik. İlk geldiğinde içine kapanıktı şimdi öyle değil. Muhammed, spor odasında vakit geçirmeye başladı. İlk adım attığı günü hatırlıyorum. Ayşe yukarıdaydı, aşağıya geleceğini biliyorduk. Muhammed’in ellerinden tutuk ve Ayşe’yi öyle karşıladık. Çok büyülü bir andı. Asla unutamıyorum. Çünkü Muhammed hiç kıpırdamıyordu, diğer çocuklar oynarken onları hep oturduğu yerden izlerdi. Ayşe burada bir çiçek gibi açıldı. Bir gün Ayşe’den bir karar almasını istedim. Basit bir olaydı, bir etkinliğe gelmek isteyip istemediğini sordum. Cevap veremedi. Çünkü şimdiye kadar onun yerine hep başkaları karar almıştı. O hayatında kendi başına aldığı ilk kararıydı. Basit gibi görünüyor ama Ayşe için çok önemliydi. O günden sonra kendini hep daha iyi hissetmeye başladığını gözlemledim. Muhammed çocukluğunu yeni yaşamaya başlamış bir çocuk. Onu mutlu görmek bizi de çok mutlu ediyor. Biz de onlara elimizden geldiğince yardım etmeye çalışıyoruz.”
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın