Sayfa Yükleniyor...
Seferihisar ve Tuzla Fayında tehlike çanları çalıyor… Söz konusu fayların yıkıcı deprem üretme zamanının yaklaştığını vurgulayan Prof.Dr. Sözbilir, “Kentsel dönüşüme acilen hız verilmeli” dedi
SULTAN GÜMÜŞ - ÖZEL HABER
İzmir’in en önemli 5 diri fayı üzerinde 3 yıldır devam eden Hendek Tabanlı Paleosismoloji çalışmalarının sonuçları Uluslararası Deprem Çalıştayı ve Türkiye Jeoloji Kurultayında çevrimiçi olarak bilim dünyasıyla paylaşıldı. Proje kapsamında İzmir’de geçmişte meydana gelmiş olan yıkıcı depremlerin hangi faylardan kaynaklandığını ortaya çıkartmak ve bu fayların deprem tekrarlama periyodunu bulmak için İzmir Fayı, Tuzla Fayı, Seferihisar Fayı, Yağcılar Fayı ve Gülbahçe Fayı üzerinde toplam 14 hendek açılmıştı. Çalışmanın sonuçlarını gazetemiz aracılığıyla kamuoyuna duyuran Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof.Dr. Hasan Sözbilir, oldukça önemli değerlendirmelerde bulundu. Özellikle Seferihisar Fayı üzerinde duran Sözbilir, söz konusu fayın 3 bin yıla yakın zamandır kırılmadığını, dolayısıyla yıkıcı deprem üretme zamanının yaklaştığını vurguladı. Gülbahçe Fayı, Yağcılar Fayı ve Tuzla Fayının da deprem üretme aralığı süresinin dolmak üzere olduğunu kaydeden Sözbilir, Bornova, Bayraklı, Urla, Gülbahçe, Menderes, Gümüldür, Özdere, Gaziemir, Buca ilçelerinde zemin-yapı ve fay-yapı etkileşimi göz önüne alınarak kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verilmesi gerektiğini açıkladı.
BİN YILDIR YIKICI DEPREM ÜRETMİYOR!
Sözbilir, açıklamasına şöyle başladı: “İzmir ili kent yerleşimi içinden geçen İzmir Fayı, Gülbahçe Fayı, Seferihisar Fayı, Tuzla Fayı ve Yağcılar Fayı üzerinde 14 hendek açılarak yapılan paleosismolojik çalışma sonuçlarına göre, İzmir ilinde can ve mal kayıplarına neden olan 1688 depreminin İzmir Fayı’nın Balçova Segmenti tarafından üretildiği, Balçova segmentinin minimum deprem üretme aralığının 850 yıl olduğu bulunmuştur. Bu sonuca göre İzmir Fayının yeniden kırılması için belirli bir sürenin geçmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Fakat Gülbahçe Fayı üzerinde yapılan hendek çalışma sonuçları, bu fayın en son 1389 yılında yıkıcı deprem ürettiği ve bu depremden 632 yıl geçtiği belirlenmiştir. Yağcılar Fayı üzerinde açılan hendek sonuçlarına göre bu fayın bin yıldır yıkıcı deprem üretmediği ortaya çıkmıştır.”
SEFERİHİSAR FAYINDA KORKUTAN GERÇEK
“Seferihisar Fayı üzerinde açılan hendek sonuçları, bu fayın tarihsel dönemlerde deprem üretmediğini göstermektedir” bilgisini paylaşan Sözbilir, “Buna göre Seferihsar Fayının 3 bin yıla yakın zamandır kırılmadığı ve dolayısıyla yıkıcı deprem üretme zamanının yaklaştığı anlaşılmaktadır. Tuzla Fayı üzerinde yapılan paleosismolojik çalışma sonuçlarına göre Milattan sonra 178 yılında meydana gelen ve İzmir’de can ve mal kayıplarına yol açan depremin Tuzla Fayından kaynaklandığı saptanmıştır. Buna göre Tuzla Fayının 1843 yıldır yıkıcı deprem üretmediği ve ortalama 2 bin yıl olan deprem üretme aralığı süresinin dolmak üzere olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle Tuzla Fayı ve Seferihisar Fayının etki alanında kalan başta kent merkezi olmak üzere, Bornova, Bayraklı, Urla, Gülbahçe, Menderes, Gümüldür, Özdere, Gaziemir, Buca ilçelerinde zemin-yapı ve fay-yapı etkileşimi göz önüne alınarak kentsel dönüşüm çalışmalarına hız verilmelidir” dedi.
RADIUS PROJESİ KALDIRILMALI!
Bu sonuçların, İzmir kent merkezi içinden geçen fayların ‘fay sakınım bandı’ oluşturma kriterleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Sözbilir, “Fay sakınım bandının 1/1000 ölçekli imar haritalarına işlenmesi, ardından fay sakınım bandı içinde kalan yapı/bina stokunun belirlenmesi, yeni imara açılacak yerlerin bu fay sakınım bandı içinde kalıp kalmadığının ortaya konması gerekmektedir. Bu sonuçlara göre 1998-2000 yılında yapılmış olan ve İzmir Fayı baz alınarak kurgulanan Deprem Master Planı’nın (RADIUS Projesi) uygulamadan kaldırılması gerekmektedir. Yeni deprem senaryoları ve hasar tahmin çalışmalarının deprem üretme zamanı yaklaşmış olan Tuzla Fayı ve Seferihisar Faylarına göre yapılması gerekmektedir” çağrısında bulundu.
KENTSEL DÖNÜŞÜME HIZ VERİLSİN!
Sözbilir, son olarak, şunları ekledi: “Bu faylara göre senaryo depremlerinin üretilmesi, jeolojik-jeoteknik ve zemin etütleriyle sıvılaşma potansiyeli daha önce belirlenmiş olan zeminler üzerindeki yapı/bina stokunun ortaya konması ve tüm bu verilere göre, İzmir için bütünleşik bir deprem master planının (BİZDEMAP projesi) yapılarak kentsel dönüşüm çalışmalarının buna göre düzenlenmesi hayati derecede önem arz etmektedir. Bu kapsamda Üniversitemizin Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi başta olmak üzere jeoloji, jeofizik, inşaat, şehir bölge planlama, deprem yönetimi, eğitim ve mimarlık bölümlerinden ilgili birimlerimizin yanı sıra, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Ege Üniversitesi, Ekonomi Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi, Bakırçay Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Katip Çelebi Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi ile Pamukkale Üniversitesinden bilim insanlarının bilimsel katkıları, Valilik nezdindeki kurumlar, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve İzmir halkının destekleriyle yapılacak olan Bütünleşik İzmir Deprem Master Planı projesi hazırlanmış, İzmir Valiliğimize sunulmuştur.”
Haber Merkezi