“Sorumluluk vatandaşta kalınca sonuçları ağır oldu!” 

Koronanın merkezi İtalya’da görev yapan Türk Dr. Oğuz Öksüz, İtalya hükümetinin salgına karşı sert ve doğru önlemleri almada geciktiğini belirterek, hükümetin salgınla ilgili bütün sorumluluğu vatandaşa yüklediğinin altını çizdi. Dr. Öksüz  “İtalya da bunun sonuçlarını çok ağır ödedi” dedi


  • Oluşturulma Tarihi : 08.04.2020 07:14
  • Güncelleme Tarihi : 08.04.2020 07:14
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
“Sorumluluk vatandaşta kalınca sonuçları ağır oldu!” 

NURETTİN BAKİ-ÖZEL HABER
İtalya’ya tıp okumak için giden ve yaklaşık 10 yıldır burada yaşayan Dr. Oğuz Öksüz, 2 yıldır Pratisyen Hekim olarak bu ülkede görev yapıyor. Bir süredir Coronavirüs salgınının Avrupa'da en yoğun yaşandığı yerde, Milano'da yaşlılara hizmet veren bir hastanede hizmet veren Dr. Öksüz, COVID-19 semptomları gerekçesi ile de bir süredir ev karantinasında. Dr. Öksüz, hekim olarak salgına karşı öne cephede mücadele ederken, süreç içindeki gözlem ve tecrübelerini ise kendisi gibi İtalya’da karantinada bulunan iki Türk gazeteci Efe Yelbuga ve Alican Özkeskin’in Youtube’daki kanalları, Kanal Mercek aracılığıyla aktardı. Dr. Öksüz,  yaşadığı tecrübelerden hareketle Türkiye'ye de önemli önerilerde bulundu. 
TEST YAPILMADI EVDE İZOLEYİM
Covid-19 belirtilerini gösterdiği için kendini evde izole eden Dr. Öksüz, “Bir süredir kendimi evde izole ediyorum. Ancak şu ana kadar bana Covid-19 teşhisi konulmadı, belirtileri göstermeme rağmen bana daha test yapılmadı. Çünkü test solunum yetmezliği göstermediğiniz sürece yapılmıyor. Bu İtalya’nın genel bir politikası. Doktor da olsanız, şikayetleriniz de olsa belli bir seviyeye kadar test yapılmıyor. O yüzden talep etsem de maalesef test yapılmadı. İş arkadaşlarımdan durumları daha kritik olduğu için test yapıldı ve hepsi pozitif çıktılar. Covid-19 testi pozitif çıkan hastalarla temasta bulunduğum için kendimden şüpheleniyorum diyebilirim ama Covid-19 oldum demem şimdilik yanlış olur” diye konuştu. 
SORUMLULUK YURTTAŞA VERİLDİ!
İtalya’daki sürecin neden bu kadar ağır yaşandığı ve İtalya’daki sağlık sisteminde herhangi bir handikabın yaşanıp yaşanmadığı ile ilgili soruları da yanıtlayan Öksüz, devletin sorumluğu vatandaşa bıraktığının altını çizdi. Öksüz, “Aslında bu sorunun cevabı çok uzun. Yani ben ancak önemli olduğunu bildiğim birkaç önemli noktaya değinebilirim. Öncelikle İtalya’da sağlık sistemi, bütçesinden oransal olarak diğer gelişmiş ülkelere kıyasla daha az kaynak ayırmasına rağmen iyi bir noktada. Bu soruyu salgın öncesinde sorsaydınız İtalya sağlık sisteminde en dikkat çeken problemlerin doktor ve sağlık çalışanlarının yetersizliği, uzun bekleme süreleri ve bölgeler arası eşitsizlik olduğunu söylerdim. Fakat bu salgın hepimize yeni bir perspektif kazandırdı. Yani İtalya’nın bu salgınla başa çıkamamasının bence en önemli sebeplerinden bir tanesi, devletin başından beri virüsün yayılmasını engellemedeki tüm görev ve sorumluluğu yurttaşlara yüklemesi oldu. Hükümet sert önlemler almak yerine birçok tercih vatandaşa bırakıldı. Mesela salgın ilk başladığında sağlık sisteminin omurgasını oluşturan Aile Hekimleri’ne ne gerekli bilgi ve yönerge ne de kendilerini koruyabilmesi için yeterli koruyucu malzeme verildi. İtalya’da aile hekimleri de enfekte olan bireylerle en çok temas halinde olan grup. Bu durum şu güne kadar yüzlerce aile hekiminin enfekte olması ve onlarcasının da ölmesine sebep oldu” ifadelerine yer verdi. 
HASTALAR ARASINDA TERCİH YAPILDI MI?
İtalya’da salgının pik yaptığı dönemde hastanelerde hastalar arasında tercih yapıldığı iddiaları da yanıtlayan Öksüz, “Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Hastalar arasında tercih yapma olayı bu salgından sonra çıkan yeni bir şey değil. Buna triyaj deniliyor. Trilyaj zaten eskiden beri uygulanan tıbbi müdahale önceliklerini belirleme sistemidir. Benim içinde çalıştığım ortamın şartları beni böyle bir sistemin uygulamasına açıkçası zorlamadı ama İtalya’nın her yerinde olmasa da hasta yoğunluğunun çok fazla olduğu bazı bölgelerde bu tarz uygulamaların olmadığını düşünmek açıkçası yanlış olur. Zaten bu konuda 10 Mart’ta salgının en ağır vurduğu Bergamo şehrinin Belediye Başkanı da bir açıklamada bulundu. Belediye Başkanı açıklamasında, kapasite artırımı yapılamasına rağmen hastanelerde yer kalmadığını ve bakılamayan hastaların ölüme terk edildiğini bizzat ifade etti. Yani aslında hastalar arasındaki ayrım salgından ağır derecede etkilenen hastanelerde söz konusu iken, her yerde böyle olduğunu söylemek yanlış olur. Fakat eğer durum kontrol altına alınamaz ise Bergamo’da gözlemlenen bu durumun başka yerlerde de yaşanmaması işten bile değil” değerlendirmesinde bulundu. 
HER TEST, BİR KİŞİ DEMEK DEĞİL!
Kişilerin birkaç semptom göstermesine rağmen, hastanın hastalığın en kritik belirtisi olan solunum yetmezliği yaşamadığı sürece testin yapılmadığını belirten Öksüz, her gün açıklanan test sayısının ise net vaka sayısı olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Dr. Öksüz, “Ateş ve öksürük belirtileri göstermemize ve hatta pozitif olduğu testle kanıtlanan bireylerle temasta bulunmamıza rağmen test yapılmadı. Nasıl test yapılacağı konusunda bırakın halkı, aile hekimleri bile bilgilendirilmedi. Solunum yetmezliği göstermediğiniz sürece test yapılmıyor. Yani eğer semptomları gösteriyorsanız fakat solunum sıkıntınız yoksa evde kendinizi karantinaya alıp iyileşmeniz gerekiyor. Yani test içinde bir trilyaj uygulaması söz konusu diyebilirim. Kısacası şu ana kadar kaç farklı kişiye test uygulandığı konusunda da ben herhangi bir bilgiye ulaşamadım. Zira bir kişinin yaptırdığı birden fazla test de bu sayılara dahil ediliyor ve kişinin iyileşmesinin sayılması için en az 2 ya da 3 kez test yapıldığı düşünülürse yapılan test sayılarının ancak bir kısmı kadar bireyin tarandığı sonucuna varıyoruz. Yani her gün uygulanan ve açıklanan test sayısı, taranan birey sayısı değil ve bu tarama sayısının yeterli olduğunu düşünmüyorum. Mesela benim pozitif olduğuna emin olduğum fakat bunun testle onaylanmayan onlarca vakam var. Bunlar sadece benim gözlemlerim ve işin boyutunun görünenden çok daha büyük olduğuna inanıyorum. Zaten İtalya’da süreci koordine eden sivil savunma teşkilatı başkanı da verdiği bir demeçte ilan edilen bu sayıların 10 katı kadar kişiye bulaştığını tahmin ettiklerini söyledi. Bu açıklama da benim gözlemlerimi doğruluyor gibi. Bu yüzden İtalya’da karantina uygulamasının daha da uzayacağını söyleyebilirim” diye konuştu. 
SERT ÖNLEMLER ALIRDIM!
Özellikle ülkemizde çokça sorulan “Türkiye, İtalya olur mu?” sorusunu da içtenlikle yanıtlayan Dr. Öksüz, “Bu salgın ilk patlak verdiğinde kimse bu işin büyüyebileceğini düşünmedi. Wuhan’da yaşananlar hepimize çok uzak geldi. Öyle ki İtalya’da ilk çıkan vakalara rağmen kimse olayı ciddiye almadı. İtalya hükümetinin salgına müdahalede bir hafta 10 günlük gecikmenin bedeli çok ağır oldu. Bunda, doğru kararların geç alınmasıyla, ekonomik kaygılar da körükleyici oldu. Mesela salgın Milano’ya bağlı 11 beldeyi esir almışken Milano’da ‘Milano durmuyor’ diye bir kampanya yürütülüyordu. İtalya’da salgının bu denli yayılmasının diğer bir sebebi ‘inkar etme, yayılmayacağına inanış ya da ekonomik kaygılardan dolayı halkı rahatlatma çabası’ olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de süreci ben yönetiyor olsaydım, diğer ülkelerin bu süreci nasıl geçirdiğini çok yakından takip ederdim. Çünkü bu salgının hem iyi hem de kötü örnekleri var. Mesela İtalya’nın geç aldığı sert önlemleri veya yasaklamaları daha erken alınmasını sağlamaya çalışırdım. Yani aşamalı kararlar yerine en başta sert kararlar almaya çalışırdım” ifadelerini kullandı. 


 

Haber Merkezi