Tıp fakülteleri depo olmasın!

Ege Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Selahattin Fehmi Akçiçek, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğrenci sayısının giderek arttığını söyleyerek, ‘Tıp fakülteleri depo niteliği taşımasın’ dedi


  • Oluşturulma Tarihi : 19.06.2021 07:23
  • Güncelleme Tarihi : 19.06.2021 07:23
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Tıp fakülteleri depo olmasın!

BURCU YANAR/ÖZEL HABER

Çocukken, ‘büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna ‘doktor’ yanıtını verenleriniz olmuştur. Kimisi çocukluk hayalini gerçekleştirip iyi bir hekim olurken kimisi için sadece bir çocukluk hayali olarak kalmıştır. Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’ diyerek bu mesleğin ne kadar yüce olduğunu da belirtmiştir. Ancak son yıllarda özellikle Kovid-19 salgını süreci içerisinde olduğumuz şu günlerde hekimliğin sorunu giderek büyüyor. Yaşanan sorunlar tıp fakültesine girişten yani birinci sınıftan başlayıp, neredeyse emekliliğe kadar devam ediyor. Türkiye’de tıp fakültelerinin kontenjan sorunu ise yıllardır konuşulan ve çözülemeyen bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olan ve halen daha burada görev yapan ve mesleğinde 40 yılı deviren Ege Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Selahattin Fehmi Akçiçek, tıp fakültelerine çok fazla öğrenci yığılması olduğunu dile getirdi.

RAKAMLAR YÜKSELEBİLİR

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde yeteri kadar öğrencinin zaten var olduğunu belirten Prof.Dr. Selahattin Fehmi Akçiçek, fazla öğrenci nedeniyle kliniklerde yaşanabilecek sorunlara değindi. Prof.Dr. Akçiçek, “Bu çocuklar küçük sınıfları geçtikten sonra kliniklere geliyorlar. Artık kliniklerin alamayacağı boyutta bir öğrenci sayısına ulaşmış bulunmaktayız. Yeni açılan üniversitelerin özellikle İzmir’de açılan Sağlık Bilimleri Üniversitesinin 60 öğrencisi de Ege’ye geldi. Bu noktada bence Ege Üniversitesinin kapasitesinin ne olduğu tam olarak değerlendirilmedi. Bu sayı hatırı sayılır bir öğrenci demek. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinin birinci sınıfında sayı neredeyse 440 öğrenciye erişti. Sınıflar ilerledikçe öğrencilerimizin yatay geçişlerde bu rakamların çok daha yüksek seviyeye geleceği öngörülebilir” diye konuştu.

ENDİŞE VERİCİ BİR DURUM

Pandemiden hemen önceki dönemde kliniklerdeki hasta ve hasta yakınlarının odaların çok kalabalık olduğundan şikayet edip bir çözüm bulunması için kendisine başvuruda bulunduklarını da aktaran Prof.Dr. Akçiçek, “Şimdi o öğrenci sayısından daha fazlası gelecek. Ben de bunu endişe verici olarak değerlendiriyorum. Bu rakam tıp fakültesi için söylediğim rakamlardır. Hemşirelik fakültesi öğrencilerinde bir artış olduğu zaman onlar da buraya gelecekler. Diğer sağlık meslek okullarında bir artış olduğunda onlar da buraya gelecekler. Dolayısıyla burada ve tüm kliniklerde hasta odalarına sığamayacak bir kalabalık meydana gelecektir. Takdir edersiniz ki bütün batı ülkelerinde tıp eğitimi neredeyse birebir verilir. Bir usta- çırak ilişkisine dayanır. Hasta başında eğitim verilerek hekim olursunuz. Şimdi ise vizit yaptığınız zaman sizinle birlikte gelen öğrenci kalabalığı koridorlarda kalacak ve hastaya erişemeyecekler demektir. Ben bunların daha farklı ele alınmasını dilerdim. Bu kadar öğrencisi fazla olan bir tıp fakültesine tekrar öğrenci alarak bir çözüm yaratmak doğru değildi. Kapanan bazı üniversitelerin öğrencileri bile buraya geldi. Bu sayede bugünkü 440 civarındaki rakama ulaştık” açıklamasında bulundu.

YETKİLİLERDEN GÖRÜŞ ALINIYOR MU?

Bu rakamı tıp fakültelerinin karşılayamayacağının altını çizen Prof.Dr. Akçiçek, önceki yıllarda hukuk fakültelerinin de aynı sorunları yaşadığına dikkat çekti. Prof.Dr. Akçiçek, şu ifadelere yer verdi: “Evvelden hukuk fakülteleri bu durumdaydı. Ben Ankara Hukuk Fakültesi’ni gördüğüm zaman hayret etmiştim. Amfiler yetmiyordu. Sonuç olarak bir kısmı uygulamalı bir kısmı kitaptan eğitim görsün diyemezsiniz. Tıp fakültesi eğitimi böyle bir eğitim değil. Kendi ülkemizdeki tıp fakültesi eğitimi hakkında endişelenmekte bizlerin görevidir. O yüzden ben bu rakamların çok fazla olduğunu düşünüyorum ve hangi ölçüler esas alınarak bu rakamların Ege Üniversitesi Tıp Fakültesine geldiğini doğrusu merak ediyorum.”

Endişelerini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığına ve eğitim komisyonlarına ilettiklerini de söyleyen Prof.Dr. Akçiçek, “Öğrenci sayıları belirlenirken yetkililerin görüşlerinin alındığını zannetmiyorum. Çünkü öteden beri biz Ankara’ya tıp fakülteleri konusunda uyarılarda bulunuruz ancak hiçbir zaman ikna edici olamayız. Ama bu düzeydeki rakamlara da ilk defa şahit oluyoruz. 440 öğrenciyi alabilecek amfimizin olmadığını biliyorum. Hele ki pandemi sürecinin uzun yıllar devam edebileceğini göz önüne alırsak haklı olarak hastalar odaya giren kişi sayısı konusunda endişe edeceklerdir” dedi.

PRATİK EĞİTİMLERE GEÇİLİNCE NE OLACAK?

Yaklaşık bir buçuk senedir eğitimlerin çevrim içi olduğunu da vurgulayan Prof.Dr. Akçiçek, “Herkes bilgisayarın başında olduğu için şu an için bu zorluklar tam olarak yaşanmıyor ancak sadece bir noktaya kadar bu şekilde devam edecek. Bir noktadan sonra anatomi dersi pratikleri, fizyoloji dersi pratikleri başlayacak. O zaman ne olacağını ben de bilemiyorum. Fakat baktığımız zaman bu öğrenciler pandemi şartlarında Ege’ye verildi” ifadelerine yer verdi.

TIP FAKÜLTELERİ ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMAYA ÇALIŞIYOR

Prof.Dr. Akçiçek, tıp fakültelerinin pandemi döneminde gurur verici biçimde çalıştıklarını da sözlerine ekleyerek, “Gerek toplum sağlığı bakımından gerek hastaların tedavisi bakımından gerekse eğitim bakımından tıp fakülteleri kendi üstlerine düşeni yapmak için ellerinden gelen gayreti en üst seviyede sarf ediyor. Bizim fakültemizde de bu böyle oldu. Çevrim içi dersler yapılırken hasta hizmetleri sürdürülmeye çalışıldı ve çoklu hizmetleri verebildi. Ama öğrenci sayısı son derece önemli bir nokta. Devlete ait üniversiteler depo yerleri olmamalı. Bildiğim kadarıyla özel üniversiteler öğrenci sayısını kendileri belirlerken devlet üniversitelerinde daha zor şartlar altında daha fazla öğrencinin doğru olmadığını düşünüyorum” dedi.

Haber Merkezi