KEMAL ÖZKURT – ÖZEL HABER / İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin, “Yıl sonuna kadar sokak köpeklerinin hepsini barınaklara toplatacağım” açıklaması gözleri İzmir’deki mevcut kapasiteye çevirdi. Sokak hayvanlarıyla ilgili sorunların kalıcı ve sürdürülebilir çözümlerle ele alınacağını belirten Çiftçi, yerel yönetimlerin de sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Ancak İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin son sayımına göre yalnızca 11 merkez ilçede yaklaşık 15 bin sahipsiz köpek bulunurken, kent genelindeki toplam barınak kapasitesinin yaklaşık 8 bin 500 hayvanla sınırlı olduğu görülüyor. Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) İzmir Temsilcisi Esin Önder ise mevcut kapasitenin yetersiz olduğunu belirterek, barınaklar tamamlanmadan yapılacak toplamanın hayvan refahını zedeleyeceğini savundu. Önder, İçişleri Bakanlığı yetkililerinin İzmir’e de gelerek belediyelere, “Bir tel çevirin, içine bir konteyner koyun yeter” yönünde telkinlerde bulunduğunu öne sürerken, bu yaklaşımın yönetmelikte yer alan barınak standartlarını tamamen göz ardı ettiğini söyledi. Böyle bir uygulamanın hayvanları ölüme mahkûm etmekten başka bir anlam taşımayacağını ifade eden Önder, “Bu kanun maalesef bir ölüm kanununa dönüştü. Biz buna kesinlikle karşıyız” dedi.

BİR TEL ÇEVİRİP
İzmir’deki mevcut barınak kapasitesinin sahipsiz köpeklerin tamamını karşılamaya yetmeyeceğini söyleyen Önder, yıl sonuna kadar tüm hayvanların toplatılması durumunda sağlıksız koşullar altında yaşamak zorunda kalacaklarını ifade etti. Sağlıksız koşullar oluşturularak hayvanların hapsedileceğini söyleyen Önder, “Yasa 2028 sonuna kadar bir süreç öngörmesine rağmen, İçişleri Bakanlığı tarafından şubat ayına kadar ‘hemen toplatma’ baskısı yapılıyor. Daha belediyelerin yerleri tam hazır değilken, İçişleri Bakan Yardımcıları valileri dolaşıyor. İzmir’e de geldiler ‘Bir tel çevirin, içine konteyner koyun yeter’ diyorlar. Bu söylemler, yönetmelikteki barınak koşullarını tamamen yok saymak ve hayvanları ölüme mahkûm etmektir. Bu İçişleri Bakanı düşmanca işler yapıyor. Peki hayvan refahı nerede kaldı? Kanunun birinci maddesi hem insanın hem de hayvanın refahını esas alıyor. Yönetmeliğin 18 ve 20’nci maddelerinde köpeklerin doğal yaşam alanları ve barınak koşulları açıkça belirtilmiş durumda. Buna rağmen bu şartlar yok sayılıyor. Böyle bir uygulama hayvanları ölüme mahkûm etmekten başka bir şey değildir. Biz buna kesinlikle karşıyız” diye konuştu.

İZMİR’DE KAPASİTE YETERSİZ
İzmir’de mevcut barınak kapasitesinin yetersiz olduğunu söyleyen Önder, “İzmir’de barınaklar yeterli değil. Evet, yaklaşık 2 bin 500 kapasiteli yeni bir tesis yapılıyor ama henüz tamamlanmadı. PAKO var ancak orası geçici bir bakımevi. Sürekli gidiyorum. Hayvanlar beton zeminlerde kalıyor. Orası aslında yuvalandırma amacıyla açıldı. Bir hayvanın ömrünü orada geçirmesi mümkün değil. Son yapılan çalışmada yaklaşık 15 bin sahipsiz köpek olduğu söyleniyor. Dikili tamamlandığında kapasite yaklaşık 6 bin 500 olacak. Bunun da önemli bir bölümü zaten dolu. Böyle bir tabloda yıl sonuna kadar bütün hayvanlar toplanırsa yapılacak şey belli; tel örgülerle çevrili alanlara kapatılacaklar. Bu kanun maalesef bir ölüm kanununa dönüştü” dedi.

ÖNCELİK BAŞKA SORUNLAR OLMALI
İçişleri Bakanlığı’nın önceliğini sokak hayvanları yerine toplumun daha acil sorunlarına vermesi gerektiğini savunan Önder, “İçişleri Bakanı göreve geldikten sonra süreç daha da kötüleşti. Zaten iyi gitmiyordu, şimdi daha da kötü oldu. Üstelik bu onun görevi de değil. Bu konu Tarım ve Orman Bakanlığı’nın görevi. Ama kendi yaklaşımı nedeniyle bu alana da müdahil oluyor. Çocuklar ölmesin diyoruz. Bir yıl içinde iş kazalarında 95 çocuk hayatını kaybetti. Peki neden onlarla ilgilenilmiyor? Kaç çocuk sokak köpekleri nedeniyle hayatını kaybetti? Olsa olsa 5 ya da 10 tane olsun. Ama 95 çocuk iş kazasında hayatını kaybetti. Bakanın önce onlara çözüm üretmesi gerekir. Önce çocuklara sahip çıksınlar, hayvanları bıraksınlar. Bu konu zaten Tarım ve Orman Bakanlığı’nın görev alanında. Hayvan dostu olmayan bir bakış açısına bunları anlatmak gerçekten çok zor” dedi.

ÇÖZÜM TOPLAMAK DEĞİL
Sokak hayvanı sorununa ilişkin çözüm önerilerini de paylaşan Önder, önceliğin barınakların iyileştirilmesi, kısırlaştırmanın yaygınlaştırılması ve kaçak üretimin önlenmesi olması gerektiğini söyledi. Önder, “Öncelikle bütün barınakların yönetmelikte belirtilen standartlara uygun şekilde yapılması gerekiyor. Ayrıca her köpeğin toplanmasını da doğru bulmuyoruz. Ben hiçbir zaman saldırgan ve insanlara zarar veren köpeklerin sokakta kalmasını savunmadım. Agresif köpekler elbette toplanmalı. Ama sakin köpekler, yaşlı köpekler kendi mahallesinde yaşamaya devam etmeli. Bizim yıllardır söylediğimiz şey bu. Bir de en önemli konu üretim çiftlikleri. Bu çiftlikler kapanmadan bu soruna çözüm bulunamaz. İnsanların elinde sürekli cins köpekler var. Merdiven altı üretim yapanlar var. İnternet üzerinden çok ciddi hayvan ticareti yapılıyor. Köpekleri çiftleştirip satanlar var. Onların üzerinden para kazananlar var. Sorun nereden bakarsanız bakın çok büyük. En azından bu süreç bu kadar baskıyla yürütülmemeliydi” diye konuştu.

YILLARDIR UYARIYORUZ
Yıllardır ilgili kurumlara aynı uyarıları yaptıklarını belirten Önder, “Ben bundan 10-15 yıl önce de Tarım ve Orman Bakanlığı’na, valiliklere defalarca dilekçe yazdım. Kısırlaştırmanın artırılması gerektiğini söyledim. Kaçak üretim çiftliklerinin kapatılması gerektiğini anlattım. Ama bunlar yapılmadı. Şimdi acilen denetim yapılması gerekiyor. Önce kısırlaştırmayı artıracaksınız, üretimi durduracaksınız. Kanunda yazan şartlar yerine getirilmeden yapılacak toplama hem kanuna hem de vicdana aykırıdır. Cumhurbaşkanımıza sunduğumuz dilekçede de bunu anlattık. Ayrıca Hollanda’da sokak hayvanı popülasyonunun nasıl kontrol altına alındığını gösteren örnekleri de paylaştık. Bakanlığın, hayvanların kanuna uygun koşullarda yerleştirilmesi sağlanmadan bu tür söylem ve baskılardan vazgeçmesini talep ediyoruz” diye belirtti.

15 BİN KÖPEĞE 8 BİN 500 KAPASİTE
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Sahipsiz Köpek Popülasyonu Yönetimi İzmir Eylem Planı” kapsamında yaptığı sayımda, Bornova, Bayraklı, Buca, Çiğli, Gaziemir, Güzelbahçe, Karabağlar, Karşıyaka, Konak, Narlıdere ve Balçova’yı kapsayan 11 merkez ilçede yaklaşık 15 bin sahipsiz köpek tespit edildi. Kent genelinde Büyükşehir ve ilçe belediyelerine ait toplam 32 hayvan bakımevi ve barınakta yaklaşık 8 bin 500 hayvan kapasitesi bulunuyor. Böylece yalnızca merkez ilçelerdeki sahipsiz köpek sayısı dikkate alındığında dahi yaklaşık 6 bin 500 hayvanlık kapasite açığı ortaya çıkıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin işlettiği PAKO Sokak Hayvanları Sosyal Yaşam Kampüsü, Seyrek Sahipsiz Hayvan Bakımevi, Işıkkent Geçici Köpek Bakımevi ve Seferihisar Geçici Bakımevi’nin toplam kapasitesi yaklaşık 4 bin 400 köpek seviyesinde bulunuyor. Bu tesislerde halen yaklaşık 2 bin 300 hayvan barındırılırken, kapasiteyi artırmak amacıyla Dikili’de 2 bin 500 hayvan kapasiteli yeni bir yaşam kampüsü inşa ediliyor. Ancak tesis tamamlandığında Büyükşehir’in toplam kapasitesi yaklaşık 6 bin 900’e ulaşacak olsa da, bu rakamın mevcut sahipsiz köpek sayısını karşılamaya yetmeyeceği değerlendiriliyor.
0 Yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın