Sayfa Yükleniyor...
İzmir Mardinliler Eğitim Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı ve İzmir Mardinliler Federasyonunun ortaklaşa düzenlediği konferansta kentteki hemşehrileriyle buluşan AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, referanduma dair görüşlerini dile getirdi
EMİRCAN IŞILDAK
AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, İzmir Mardinliler Eğitim Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı (MARVAK) ve İzmir Mardinliler Federasyonunun (İMAF) düzenlediği konferansta İzmirdeki Mardinli hemşehrileriyle bir araya geldi. Karabağlar Halk Eğitim Merkezinde düzenlenen organizasyonda konuşan Miroğlu, 16 Nisanda gerçekleştirilecek referandumu özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu illeriyle Kürt seçmenler penceresinden değerlendirdi. Referanduma ilişkin siyasi istikrar vurgusu yapan Miroğlu, 16 Nisanda çıkacak Evet oyunun özellikle bölge halkına önemli getirileri olacağını ifade etti. Türkiyenin istikrarı kazanması halinde Kürt vatandaşların da sistemle birlikte kazanacağını söyleyen Miroğlu, daha sonra izleyicilerin sorularına da içtenlikle yanıt verdi.
Geniş bir katılımla düzenlenen organizasyona Mardin Milletvekili Orhan Miroğlunun yanı sıra AK Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan, Karabağlar Kaymakamı Mehmet Sadık Tunç, AK Parti Karabağlar İlçe Başkanı Kazım Erten, MARVAK Başkanı Rasim Kahraman, İMAF Başkanı Beşir Tunç, Gazetemiz İLKSESin İmtiyaz Sahibi Halil Arslan, Mardin Ömerliler Derneği Başkanı Seyfettin Dağ ile çok sayıda dernek temsilci ve vatandaşlar katıldı.
ERDOĞANIN ARKASINDA DURMALIYIZ
Konuşmasının başında Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal Atatürkün Kürt aşiretleriyle kurduğu bağı hatırlatarak birliktelik mesajı veren Miroğlu, benzer bir desteğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğana da verilmesi gerektiğini söyledi. Türkiyenin kazanması halinde herkesin kazanacağını söyleyen Miroğlu, Türkiyenin kazanacağı yerde Kürtler de kazanacaktır. Dolayısıyla bu yeni bir kurucu dönemse eğer geçtiğimiz yüzyılda olup bitenlere bakmamızda fayda var. Türkiye eğer sistemini değiştirip bu sistem içerisinde yüzyılı yaşamak istiyorsa 2023lü yıllara, 2053 ve 2071li yıllara gitmeyi hedefliyorsa burada herkes kazanacak demektir. Çünkü biri kazanıp biri kaybedecek değildir. Örneğin ana dilde eğitimi soruyorlar. Ben de şöyle diyorum; Mustafa Kemal Atatürk ulusal Kurtuluş Savaşı stratejisini oluştururken Kürt aşireti ve beylerine ki o zaman sivil toplum kuruluşları yok, aşiret formatında yaşayan bir halk şeklinde- Erzurum ve Sivas Kongrelerini örgütleyip çok önemli iki adım attı. Erzurum ve Sivas Kongresini bekleyen Kürt aşiretleriydi. Diyarbakırlı Cemil Paşazadelerle Mustafa Kemalin ilişkileri çok müspetti, benzer örnekleri de vardır. Mustafa Kemalin başarısı odur ki Kürtleri isyan dinamiğinden uzaklaştırıp Türkiyenin ulusal Kurtuluş Savaşı saflarına çekmeyi başardı. Bu yüzden de şunu söylüyorum; Tarihsel koşullar, yüzyılın parametreleri, Batı ve ABD ile olan ilişkilerimiz çok farklı özellikler arz ediyor olsalar da 1916da nasıl ki halk olarak Mustafa Kemalin arkasında durduysak, 2017 yılında da Recep Tayyip Erdoğanın arkasında durmalıyız dedi.
SİLAH BIRAKANLA KONUŞULUR
Doğu ve Güneydoğu illerinde yürütülen Hayır kampanyasına ilişkin de konuşan Miroğlu, Doğuda Hayır çıkarsa tekrar çözüm masası kurulacağına dair bir inanç var. Sayın Cumhurbaşkanımızın Diyarbakır ve Mardinde yaptığı konuşmalarda önemli mesajları var. Kendileri bana durumu sorduğunda halkın bu görüşünü ilettim. Ama çok iyi biliyoruz ki Hayır oyu çıkarsa yani AK Partinin ve Sayın Erdoğanın eli bilhassa bölge seçmeni nezdinde zayıfladığı zaman Türkiyenin reformlardan ve bu meselenin tartışıldığı platformlardan uzaklaştığı yıllar olmuştur. Ama tam tersine AK Partinin bölgedeki oyları yükseldiği zaman reformlar süreci başladı. Hayır oyu çıkarsa diye böyle insanları kandırıyorlar. İşte bu şekilde Çözüme yeniden dönülecek gibi bir fikre hiç kimsenin inanmaması gerekiyor. Bunun karşılığı şudur; Sayın Cumhurbaşkanımızın Diyarbakırda ifade ettiği gibi silah bırakan herkesle her sorunu konuşabiliriz. Bundan daha net bir fikir olamaz. Silahla hiçbir şey konuşulamaz. Elinde silah tutan insanla bir şey konuşamayız. Aslında bunu da denedi Türkiye ama büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı değerlendirmesini yaptı.
BEKA SORUNUNA DİKKAT ÇEKTİ
Türkiye ve Ortadoğu perspektifinden güvenlik ve beka sorununa dikkat çeken Miroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğanın sistem ile ilgili yaptığı, Sistem Türkiyenin beka sorununa bulduğumuz en iyi çözüm sözünü hatırlattı. 16 Nisanda kullanılacak oyla bunun kaderinin belirleneceğini belirten Miroğlu, 15 Temmuzdan 16 Nisana geldiğimiz süreçte bakacak olursak Türkiyede en çok konuşmamız gereken meselesinin beka sorunu olduğunu hatırlamamız ve düşünmemiz lazım. Beka sorunu Türkiyenin hangi zayıf karnından vurabilir, etkileyebilir diye sorarsanız Türkiyeyi bu meseleyle ilgili meşgul edebilecek bir potansiyele sahip sorun olduğunu söyleyebilirim. Ortadoğu DAEŞ sonrası döneme hazırlanıyor. DAEŞ sonrası dönem ülkenin beka sorununu olumlu ya da olumsuz etkileyecek bir dönemdir. Bilhassa Suriye ve Irak yeniden şekillenirken, Kerkük ve Musul gibi şehirlere yeni statüler tartışılırken burada Türkiyenin bu süreçten etkilenmemesi hiç mümkün değildir, etkileneceğiz. Ama etkilenmememizin en büyük garantisi kendi aramızdaki siyasi birliğimizin kalıcı hale gelmesidir. Bu güçlendirmenin 16 Nisanda başlayarak ilerlemesi hepimizin isteğidir. Kullanacağımız bir oyla bu kaderi değiştireceğiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan katıldığı bir programda Bu sistem Türkiyenin beka sorununa bulduğumuz en iyi çözümdür demiştir. Bizim beka sorununu tartışmaya başladığımız 15 Temmuzdan önce hendekler kazıldığında da aynı sorunu dile getiriyorduk. Bu konuda fikirlerimizi kamuoyuyla paylaşıyorduk. Tam da tartışmalar sürerken 15 Temmuzu yaşadık. Hepimiz 15 Temmuz gecesinin şahitleriyiz. Herhalde 15 Temmuz ile ilgili kitap yazacak olsak kitabın ismi Gecenin Şahitleri olur. 80 milyonun insanın o geceye tanıklık ettiği bir an diye konuştu.
YÜZLEŞME EN DOĞRU TERCİH OLACAKTIR
Miroğlu, konuşmalarını şu şekilde tamamladı: 16 Nisan, Doğu ve Güneydoğudan metropollere gelmiş vatandaşlarımızın, buralara geliş öyküleriyle, kendi tarihleriyle yüzleşmesi üzerinden karar vermesi gereken bir gündür. Hep hafıza üzerinden anlatıyoruz en çok da Kürt seçmenin bunu yapması çok faydalı olacaktır. 27 Mayıstaki Sivas Toplama Kampı, 12 Martta Diyarbakır Cezaevi, 12 Eylüldeki Diyarbakır Cezaevi ve sonrasında yaşananlar 35-40 yıldır bir türlü susmayan silahlar, Milli Güvenlik Kurulu kararları o bölgenin işsizlik anlamında, toplumsal huzur açısından geride kalmasına yol açtı. Dolayısıyla yüzleşme en doğru tercih olacaktır. Mardinde ve her yerde ifade ediyorum, bu dönemde Hayırın peşinde gitmenin hiçbir şekilde Kürtlerin ve Kürt halkının çıkarına olmadığını söylüyorum. İnşallah 16 Nisanda bölgede makul bir sonuç alacağız.
SORULARI YANITLADI
Konuşmaların ardından söz alan katılımcıların sorularını dinleyen Miroğlu, referanduma dair soru işaretlerine kendine has üslubuyla yanıt verdi. Aynı zamanda Mardin Artuklu Üniversitesi Mütevelli Heyetinde yer alan Gazetemiz İlksesin İmtiyaz Sahibi Halil Arslan da Artuklu Üniversitesinde bir süredir verilmeye başlanan Kürtçe eğitimi hatırlattı. Eğitimin kalıcılığı ve seçmeli ders alternatifleriyle ilgili soruyu yöneltti. Soru-cevap bölümünün ardından Miroğluna plaketler takdim edilerek toplu hatıra fotoğrafı çektirildi.
Haber Merkezi