Türkiye kazanırsa herkes kazanır

İzmir Mardinliler Eğitim Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı ve İzmir Mardinliler Federasyonu’nun ortaklaşa düzenlediği konferansta kentteki hemşehrileriyle buluşan AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, referanduma dair görüşlerini dile getirdi


  • Oluşturulma Tarihi : 08.04.2017 08:29
  • Güncelleme Tarihi : 08.04.2017 08:29
  • Kaynak : HABER MERKEZİ
Türkiye kazanırsa herkes kazanır

EMİRCAN IŞILDAK

AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, İzmir Mardinliler Eğitim Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfı (MARVAK) ve İzmir Mardinliler Federasyonu’nun (İMAF) düzenlediği konferansta İzmir’deki Mardinli hemşehrileriyle bir araya geldi. Karabağlar Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen organizasyonda konuşan Miroğlu, 16 Nisan’da gerçekleştirilecek referandumu özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu illeriyle Kürt seçmenler penceresinden değerlendirdi. Referanduma ilişkin siyasi istikrar vurgusu yapan Miroğlu, 16 Nisan’da çıkacak “Evet” oyunun özellikle bölge halkına önemli getirileri olacağını ifade etti. Türkiye’nin istikrarı kazanması halinde Kürt vatandaşların da sistemle birlikte kazanacağını söyleyen Miroğlu, daha sonra izleyicilerin sorularına da içtenlikle yanıt verdi.

Geniş bir katılımla düzenlenen organizasyona Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu’nun yanı sıra AK Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan, Karabağlar Kaymakamı Mehmet Sadık Tunç, AK Parti Karabağlar İlçe Başkanı Kazım Erten, MARVAK Başkanı Rasim Kahraman, İMAF Başkanı Beşir Tunç, Gazetemiz İLKSES’in İmtiyaz Sahibi Halil Arslan, Mardin Ömerliler Derneği Başkanı Seyfettin Dağ ile çok sayıda dernek temsilci ve vatandaşlar katıldı.

“ERDOĞAN’IN ARKASINDA DURMALIYIZ”

Konuşmasının başında Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal Atatürk’ün Kürt aşiretleriyle kurduğu bağı hatırlatarak birliktelik mesajı veren Miroğlu, benzer bir desteğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da verilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin kazanması halinde herkesin kazanacağını söyleyen Miroğlu, “Türkiye’nin kazanacağı yerde Kürtler de kazanacaktır. Dolayısıyla bu yeni bir kurucu dönemse eğer geçtiğimiz yüzyılda olup bitenlere bakmamızda fayda var. Türkiye eğer sistemini değiştirip bu sistem içerisinde yüzyılı yaşamak istiyorsa 2023’lü yıllara, 2053 ve 2071’li yıllara gitmeyi hedefliyorsa burada herkes kazanacak demektir. Çünkü biri kazanıp biri kaybedecek değildir. Örneğin ana dilde eğitimi soruyorlar. Ben de şöyle diyorum; Mustafa Kemal Atatürk ulusal Kurtuluş Savaşı stratejisini oluştururken Kürt aşireti ve beylerine –ki o zaman sivil toplum kuruluşları yok, aşiret formatında yaşayan bir halk şeklinde- Erzurum ve Sivas Kongreleri’ni örgütleyip çok önemli iki adım attı. Erzurum ve Sivas Kongresi’ni bekleyen Kürt aşiretleriydi. Diyarbakırlı Cemil Paşazadelerle Mustafa Kemal’in ilişkileri çok müspetti, benzer örnekleri de vardır. Mustafa Kemal’in başarısı odur ki Kürtleri isyan dinamiğinden uzaklaştırıp Türkiye’nin ulusal Kurtuluş Savaşı saflarına çekmeyi başardı. Bu yüzden de şunu söylüyorum; Tarihsel koşullar, yüzyılın parametreleri, Batı ve ABD ile olan ilişkilerimiz çok farklı özellikler arz ediyor olsalar da 1916’da nasıl ki halk olarak Mustafa Kemal’in arkasında durduysak, 2017 yılında da Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında durmalıyız” dedi.

“SİLAH BIRAKANLA KONUŞULUR”

Doğu ve Güneydoğu illerinde yürütülen “Hayır” kampanyasına ilişkin de konuşan Miroğlu, “Doğu’da “Hayır” çıkarsa tekrar çözüm masası kurulacağına dair bir inanç var. Sayın Cumhurbaşkanımızın Diyarbakır ve Mardin’de yaptığı konuşmalarda önemli mesajları var. Kendileri bana durumu sorduğunda halkın bu görüşünü ilettim. Ama çok iyi biliyoruz ki “Hayır” oyu çıkarsa yani AK Parti’nin ve Sayın Erdoğan’ın eli bilhassa bölge seçmeni nezdinde zayıfladığı zaman Türkiye’nin reformlardan ve bu meselenin tartışıldığı platformlardan uzaklaştığı yıllar olmuştur. Ama tam tersine AK Parti’nin bölgedeki oyları yükseldiği zaman reformlar süreci başladı. Hayır oyu çıkarsa diye böyle insanları kandırıyorlar. İşte bu şekilde ‘Çözüme yeniden dönülecek’ gibi bir fikre hiç kimsenin inanmaması gerekiyor. Bunun karşılığı şudur; Sayın Cumhurbaşkanımızın Diyarbakır’da ifade ettiği gibi silah bırakan herkesle her sorunu konuşabiliriz. Bundan daha net bir fikir olamaz. Silahla hiçbir şey konuşulamaz. Elinde silah tutan insanla bir şey konuşamayız. Aslında bunu da denedi Türkiye ama büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı” değerlendirmesini yaptı.

BEKA SORUNUNA DİKKAT ÇEKTİ

Türkiye ve Ortadoğu perspektifinden güvenlik ve beka sorununa dikkat çeken Miroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sistem ile ilgili yaptığı, “Sistem Türkiye’nin beka sorununa bulduğumuz en iyi çözüm” sözünü hatırlattı. 16 Nisan’da kullanılacak oyla bunun kaderinin belirleneceğini belirten Miroğlu, “15 Temmuz’dan 16 Nisan’a geldiğimiz süreçte bakacak olursak Türkiye’de en çok konuşmamız gereken meselesinin beka sorunu olduğunu hatırlamamız ve düşünmemiz lazım. Beka sorunu Türkiye’nin hangi zayıf karnından vurabilir, etkileyebilir diye sorarsanız Türkiye’yi bu meseleyle ilgili meşgul edebilecek bir potansiyele sahip sorun olduğunu söyleyebilirim. Ortadoğu DAEŞ sonrası döneme hazırlanıyor. DAEŞ sonrası dönem ülkenin beka sorununu olumlu ya da olumsuz etkileyecek bir dönemdir. Bilhassa Suriye ve Irak yeniden şekillenirken, Kerkük ve Musul gibi şehirlere yeni statüler tartışılırken burada Türkiye’nin bu süreçten etkilenmemesi hiç mümkün değildir, etkileneceğiz. Ama etkilenmememizin en büyük garantisi kendi aramızdaki siyasi birliğimizin kalıcı hale gelmesidir. Bu güçlendirmenin 16 Nisan’da başlayarak ilerlemesi hepimizin isteğidir. Kullanacağımız bir oyla bu kaderi değiştireceğiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan katıldığı bir programda ‘Bu sistem Türkiye’nin beka sorununa bulduğumuz en iyi çözümdür’ demiştir. Bizim beka sorununu tartışmaya başladığımız 15 Temmuz’dan önce hendekler kazıldığında da aynı sorunu dile getiriyorduk. Bu konuda fikirlerimizi kamuoyuyla paylaşıyorduk. Tam da tartışmalar sürerken 15 Temmuz’u yaşadık. Hepimiz 15 Temmuz gecesinin şahitleriyiz. Herhalde 15 Temmuz ile ilgili kitap yazacak olsak kitabın ismi Gecenin Şahitleri olur. 80 milyonun insanın o geceye tanıklık ettiği bir an” diye konuştu.

“YÜZLEŞME EN DOĞRU TERCİH OLACAKTIR”

Miroğlu, konuşmalarını şu şekilde tamamladı: “16 Nisan, Doğu ve Güneydoğu’dan metropollere gelmiş vatandaşlarımızın, buralara geliş öyküleriyle, kendi tarihleriyle yüzleşmesi üzerinden karar vermesi gereken bir gündür. Hep hafıza üzerinden anlatıyoruz en çok da Kürt seçmenin bunu yapması çok faydalı olacaktır. 27 Mayıs’taki Sivas Toplama Kampı, 12 Mart’ta Diyarbakır Cezaevi, 12 Eylül’deki Diyarbakır Cezaevi ve sonrasında yaşananlar 35-40 yıldır bir türlü susmayan silahlar, Milli Güvenlik Kurulu kararları o bölgenin işsizlik anlamında, toplumsal huzur açısından geride kalmasına yol açtı. Dolayısıyla yüzleşme en doğru tercih olacaktır. Mardin’de ve her yerde ifade ediyorum, bu dönemde “Hayır”ın peşinde gitmenin hiçbir şekilde Kürtlerin ve Kürt halkının çıkarına olmadığını söylüyorum. İnşallah 16 Nisan’da bölgede makul bir sonuç alacağız.”

SORULARI YANITLADI

Konuşmaların ardından söz alan katılımcıların sorularını dinleyen Miroğlu, referanduma dair soru işaretlerine kendine has üslubuyla yanıt verdi. Aynı zamanda Mardin Artuklu Üniversitesi Mütevelli Heyetinde yer alan Gazetemiz İlkses’in İmtiyaz Sahibi Halil Arslan da Artuklu Üniversitesi’nde bir süredir verilmeye başlanan Kürtçe eğitimi hatırlattı. Eğitimin kalıcılığı ve seçmeli ders alternatifleriyle ilgili soruyu yöneltti. Soru-cevap bölümünün ardından Miroğlu’na plaketler takdim edilerek toplu hatıra fotoğrafı çektirildi.

Haber Merkezi